İsrail Devlet Başkanı Netanyahu bu sefer hedef tahtasına Türkiye’yi oturttu. Katar’ı Vuran İsrail bu sefer hedefte Türkiye olduğunu söyledi. İsrail Hamas’ı terör örgütü olarak görüyor ve hamas üyelerinin bulunduğu her ülkeyi bombalayacağını söylüyor. Türkiye’de de çok sayıda Hamas elemanının olduğunu söyleyen İsrailli yöneticiler, Türkiye akıllı olmazsa bombalanacağını söyledi.

Katar’ın Bombalanması Nasıl Oldu?
- 9 Eylül 2025 tarihinde, yerel saatle öğleden sonra saatlerinde, Doha’nın Leqtaifiya bölgesi yakınlarında bir konut alanına İsrail tarafından hava saldırısı düzenlendi. Patlamalar mahallede hissedildi, duman yükseldi; insanlar neye uğradığını şaşırdı. Al Jazeera+2Reuters+2
- Kimler hedef alındı?
Hedefin Hamas’ın siyasi liderleri olduğu açıklandı. Aralarında ateşkes görüşmeleri için Katar’da bulunan Hamas yöneticisinin bulunduğu bildirilirken, bazı liderlerin saldırıdan sağ çıkmış olduğu söylendi. CSIS+3Al Jazeera+3Vikipedi+3 - Zarar ve can kaybı:
Resmî Katar makamları, saldırıda en az bir Katar güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini, birkaç kişinin yaralandığını duyurdu. Hamas cephesi ise, liderlerden bazılarının zarar görmediğini, fakat bazı üyelerin öldüğü (örneğin al-Hayya’nın oğlu) iddialarının bulunduğunu açıkladı. Al Jazeera+2Vikipedi+2
🌍 Bölgesel ve Diplomatik Tepkiler
- Katar’ın tepkisi:
Katar Hükûmeti, saldırıyı “uluslararası hukuka ve egemenliğe açıkça aykırı”, “haince ve korkakça” bir eylem olarak nitelendirdi. Al Jazeera+2CSIS+2 - Arap ve İslam Dünyasının ortak tepkisi:
Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı olağanüstü toplantı çağrısıyla bir Arap-İslam zirvesi düzenlendi. Müdahalenin ardından Körfez ülkeleri, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman gibi ülkeler dahil pek çok ülkeden kınama geldi. Toplantıda “ortak savunma mekanizması” kurulması yönünde görüşmeler yapıldı. The Guardian+3Al Jazeera+3The Guardian+3 - ABD’nin rolü ve diplomasi:
ABD ile ilişkiler, özellikle savaşı durdurmaya yönelik çabalar bağlamında gerildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, saldırı öncesinde haberdar olunup olmadığını açıklaması gereken bir durum ortaya çıktı; ancak resmi olarak, önceden bilgilendirildiği konusu net değil. Bu durum, bölgedeki müttefiklerin güven algısında da sarsıntı yarattı. Reuters+2Washington Institute+2
✅ Sonuç ve Değerlendirme
- Bu, İsrail’in Katar’da düzenlediği ilk büyük operasyonlardan biri; özellikle Doha gibi diplomatik ve siyasi açıdan hassas bir bölgede gerçekleşmesi, olayın diplomatik etkilerini artırdı. Vikipedi+3Al Jazeera+3The Guardian+3
- Bölge ülkeleri arasında “ABD garantisi bile her şeyi korumuyor” algısı oluştu; güvenlik iş birlikleri, ittifaklar ve bölgesel savunma kabiliyetleri yeniden gözden geçiriliyor. The Guardian+2Al Jazeera+2
- Ateşkes ve barış görüşmeleri sürecine zarar verici bir etkisi olduğu düşünülüyor. Katar’ın arabuluculuk rolü zedelenmiş durumda. CSIS+2Al Jazeera+2
Ayrıca İsrail’in, istihbarat desteğini Amerikan teknoloji şirketi Microsoft’tan aldığı da ortaya çıkmıştı. Azure bulut platformu üzerinden Filistinlilere ait milyonlarca telefon görüşmesi ve veriyi İsrail’e aktaran Microsoft, bahse konu sistemin altyapısına saldırı düzenlendiğini açıklamıştı. Platformun deniz altı kablolarının zarar gördüğü ve veri gecikmeleri yaşanacağı belirtilmişti. Katar’a saldırırken de benzer teknolojilerden ve İngiliz ile Amerikan desteğinden faydalandı.
Türkiye, Gerilimin Yeni Adresi Olur Mu? Gözler Katar’daki Saldırı Sonrası Ankara’da
Amerika Birleşik Devletleri medyasında yer alan bazı analizlere göre, İsrail’in Katar’da Hamas yetkililerini hedef aldığı iddia edilen saldırı, Türkiye’yi potansiyel bir sonraki hedef olabileceği endişesine sürükledi. Bu endişelerin temelinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin Gazze savaşıyla birlikte tarihin en düşük seviyesine inmesi ve Türkiye’nin Hamas yetkililerine ev sahipliği yaptığına dair süregelen iddialar yatıyor. Ankara, bu duruma karşı savunma kapasitesini güçlendirerek bir yandan askeri caydırıcılık sergilerken, bir yandan da diplomasiyi işletmeye çalışıyor.
Türkiye’nin bu olası tehditlere karşı en büyük kozu, şüphesiz NATO üyeliği ve İttifak’ın ABD’den sonraki en büyük ikinci ordusuna sahip olması. Ankara, olası bir saldırganlığa karşı sadece askeri gücüne değil, aynı zamanda savunma sanayi hamlelerine de güveniyor. Son dönemde yerli füze üretiminin artırılması, “Çelik Kubbe” benzeri entegre hava savunma sistemlerinin devreye alınması ve Milli Muharip Uçak KAAN projesine hız verilmesi, bu hazırlığın somut adımları olarak öne çıkıyor. Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümamiral Zeki Aktürk de, İsrail’in saldırganlığını genişleterek bölgeyi felakete sürükleyeceğini açıkça dile getirdi.
Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin kökleri, 2000’lerin sonlarına uzansa da, Gazze savaşıyla birlikte zirveye ulaştı. Ankara’nın Hamas ile kurduğu ilişkiler, bu gerilimin en hassas noktası. İsrail, daha önce Türkiye’yi Hamas’ın saldırı planları, eleman toplama ve finansman faaliyetleri için zemin hazırlamakla suçlamıştı. Bu iddiaların ışığında, Katar’daki saldırının bir sonraki adresi Türkiye olabilir mi sorusu, Ankara’da endişeyle dile getiriliyor.
Ankara’nın Suriye politikasının da bu gerilime bir başka boyut kattığı belirtiliyor. Türkiye, Suriye’de askeri caydırıcılık ve diplomasiyi bir arada kullanarak İsrail ile doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalışıyor. Hatta geçtiğimiz aylarda, Suriye’de gerilimi azaltmaya yönelik bir mekanizma oluşturmak için Türk ve İsrailli yetkililerin görüşmeler yaptığı da iddia ediliyor. Bu çabalar, iki ülkenin Suriye’de nüfuz mücadelesine girmesi ve İsrail’in Türkiye’nin Suriye hava üslerini hedef alma tehdidinin ardından gelmişti.
Bu karmaşık tabloya Doğu Akdeniz’deki enerji ve jeopolitik rekabet de ekleniyor. İsrail’in, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki askeri varlığını dengelemek amacıyla Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile askeri ve diplomatik bağlarını güçlendirdiği gözlemleniyor. Son dönemde Güney Kıbrıs’a İsrail’den “Barak MX” hava savunma sisteminin getirilmesi ve İsrailli yatırımcıların Kıbrıs’ta kontrolsüz toprak alımları iddiaları, bu iş birliğinin boyutunu gözler önüne seriyor. Bu durum, Türkiye için bölgedeki dengeleri değiştiren yeni bir gelişme olarak değerlendiriliyor.