ABD’nin 365 adet B-52 bombardıman uçağını “giyotin” adı verilen bir yöntemle parçalamasının nedeni, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle imzalanan uluslararası bir anlaşmadır. Bu eylem, nükleer silahsızlanma taahhüdünün bir sembolüydü.

Soğuk Savaş’ın Mirası: START I Anlaşması
1991 yılında ABD ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan START I (Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması), iki süper gücün nükleer silah stoklarını karşılıklı olarak azaltmasını öngörüyordu. Anlaşmanın en önemli şartlarından biri, her iki tarafın da nükleer başlık taşıyabilen stratejik bombardıman uçaklarını ve füzelerini geri dönülemez bir şekilde imha etmesi ve bu imhanın karşı tarafça doğrulanabilir olmasıydı.
“Giyotin” Operasyonunun Gerekçesi
ABD, nükleer bombardıman filosu olan B-52’leri anlaşma şartlarına göre imha etmeye karar verdi. Bu imha sürecinin, Sovyet casus uyduları tarafından kolayca tespit edilebilir ve sayılabilir olması gerekiyordu. Bu nedenle, uçakların gövdeleri ve kanatları, uzaydan bakıldığında açıkça görülebilecek şekilde kesilmek zorundaydı.
İşte “giyotin” adı verilen yöntem bu amaçla kullanıldı. Uçaklar, Arizona’daki Davis-Monthan Hava Kuvvetleri Üssü‘nde bir araya getirildi. Burada, güçlü hidrolik kesicilerle uçakların kanatları gövdesinden, kuyruk kısımları ise ana gövdeden ayrıldı. Bu parçalama işlemi, uçağın bir daha uçamaz hale gelmesini sağlarken, aynı zamanda uydularla çekilen fotoğraflarda kolayca sayılabilir bir kanıt oluşturuyordu. Bu yöntem, anlaşmanın şeffaflık ve güvenilirlik ilkesini yerine getirmek için zorunluydu.
Bu olay, sadece bir askeri hurda operasyonu değil, aynı zamanda Soğuk Savaş’ın bittiğini ve nükleer rekabetin yerini silah kontrolüne bıraktığını dünyaya gösteren güçlü ve sembolik bir hareketti.