1911’de Soyulan Louvre Müzesi ve Monalisa Tablosu

Louvre Müzesi tarihindeki en meşhur soygun olayı, 1911 yılında Mona Lisa’nın çalınmasıdır. Bu olay, hem Fransız polisi hem de müze güvenliğinin tarihe geçen bir “beceriksizlik” örneği olarak anılmasına yol açmıştır.

Son dönemde yaşanan bir mücevher soygunu (Ekim 2025) da güvenlik zafiyetlerini tekrar gündeme getirmiştir.

İşte 1911 Mona Lisa soygunu ve Fransız yetkililerin durumu:

1. Mona Lisa Soygunu (1911) ve Fransız Beceriksizliği

Dünyanın en ünlü tablosu olan Mona Lisa’nın, 1911 yılında Louvre Müzesi’nden çalınma şekli ve sonrasında yaşananlar, dönemin Fransız güvenlik ve polis teşkilatının ne kadar hazırlıksız olduğunu gözler önüne sermiştir.

Hırsızlığın Basitliği: Bir Günlük Çalışan

  • Kimlik: Hırsız, müzede çerçeve ve cam işleri yapan İtalyan bir işçi olan Vincenzo Peruggia idi.
  • Nasıl Çaldı: Peruggia, sadece Louvre personelinin giydiği beyaz bir önlük giydi. 21 Ağustos 1911 Pazartesi sabahı, müzenin kapalı olduğu gün, sanat eserinin bulunduğu “Salon Carré”ye girdi. Tabloyu duvardan indirdi, dış çerçevesini merdivenlere bıraktı ve 77 x 53 cm boyutlarındaki ahşap paneli önlüğünün altına gizleyerek müzeden çıktı. Güvenlik ve kapıların kontrolü o kadar zayıftı ki, kimse onu fark etmedi.

Fransız Polisi ve Güvenliklerin İnanılmaz Beceriksizliği

  1. Hırsızlığın Fark Edilmesi (28 Saat Sonra): Tablonun çalındığı, hırsızlığın gerçekleşmesinden yaklaşık 28 saat sonra fark edildi. Boş kalan dört kancayı ilk fark eden, eserin yerine resim çizmeye gelen bir ressamdı. Başta, tablonun fotoğraf çekimi için geçici olarak başka bir yere alındığı sanıldı. Müze yetkilileri, tablonun gerçekten kayıp olduğunu anladığında Paris ayağa kalktı.
  2. Yanlış Şüpheliler: Fransız polisi, elinde hiçbir somut ipucu olmamasına rağmen soruşturmayı son derece yanlış yönlere kaydırdı:
    • Pablo Picasso: Olayla hiçbir ilgisi olmayan ünlü ressam Pablo Picasso ve şair Guillaume Apollinaire, daha önce Louvre’dan çalınan başka eserlerle ilişkileri olduğu için sorgulandı ve bir süre şüpheli olarak tutuldu. Bu durum, polisin çaresizliğini ve yanlış hedeflere odaklanma beceriksizliğini gösterdi.
  3. Hırsızın Gözden Kaçırılması: Soruşturma sırasında Vincenzo Peruggia, müze çalışanı olarak polis tarafından defalarca sorgulandı, hatta evinde arama yapıldı. Ancak Peruggia, tabloyu evinde bir sandıkta saklamasına rağmen, polisler hiçbir zaman ondan şüphelenmedi ve onu serbest bıraktı.
  4. Tablonun Geri Dönüşü (Hırsızın İtalyan Vatanseverliği Sayesinde): Tablo, çalındıktan iki yıl sonra (1913) ortaya çıktı. Peruggia, resmi İtalya’ya geri götürerek Floransa’daki bir sanat galerisine satmaya çalışırken yakalandı. Peruggia, eylemini “İtalyan vatanseverliği” ile (tablonun asıl memleketi İtalya’ya ait olduğu inancıyla) yaptığını iddia etti. Tablonun bulunması, polisin değil, hırsızın kendisini ifşa etmesi sayesinde gerçekleşti.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin