Safeviler, 1501 yılında Şah İsmail tarafından Tebriz’de kuruldu. Bu devletin en ilginç yanı; yönetici kadrosu, ordusu ve kurucu iradesi tamamen Türkmenlerden (Kızılbaşlar) oluşuyordu ama coğrafya olarak İran ve çevresine hükmediyorlardı. Dili Türkçeydi: Sarayda, orduda ve halk arasında öz be öz Türkçe konuşuluyordu. Şah İsmail, şiirlerini “Hataî” mahlasıyla ve hece ölçüsüyle, yani Türk halk edebiyatı tarzında yazardı. Osmanlı sarayı o dönem Farsça/Arapça tamlamalarla boğuşurken, İsmail “Öz dilimiz Türkçedir” diyordu. Ordusu Türkmenlerdi: “Kızılbaş” dediğimiz o meşhur askeri güç; Anadolu’dan giden Ustaclu, Şamlu, Rumlu, Tekelü gibi safkan Türkmen aşiretlerinden oluşuyordu. Yani devletin kılıcı da ruhu da Türk’tü. Anadolu ile Bağı: Şah İsmail, Anadolu’daki Türkmenleri kendisine o kadar bağlamıştı ki, insanlar ona “Şah” değil, “Pir” gözüyle bakıyordu. Bu, Türklerin İslamiyet’ten önceki “Alp”lik kültürüyle İslam’ın harmanlanmış haliydi.

Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
▪1358’de kaleme alınmış Safvetü’s-Safa isimli eserin kopyalarının bir kısmında Şah İsmail’in atalarından birinin isminin Firuz (Piruz) el-Kürdî olduğu iddia edilir.
▪Şah İsmail’in Kürd olduğu iddiası da bu esere dayanır. Ancak eserin müellif nüshası elimizde yoktur. En erken tarihli nüsha 1491 tarihlidir.
▪Elimizdeki nüshaların tamamında bu ifade yoktur. Eserde bahsi geçen bu şecere tamamen Safevileri Seyyidliğe dayandırmak isteyen bir şecere olup, tartışmalıdır.
▪Safevi kaynaklarının hemen hemen hepsi Safvetü’s-Safa’ya dayanır ancak hiçbiri el-Kürdi nisbesini tekrarlamaz.
▪Aksine doğrudan veya dolaylı Türk kimliğine işaret ederler. Ayrıca aynı eser Şah İsmail’in atası Safiyüddin-i Erdebilî’ye ‘Pir-i Türk’, Türk’ün piri diyerek Türklüğünü söyler.
▪Alem-ârâ-yı Şah İsmail isimli eserde ise aile Türk olarak gösterilir.
▪Şah İsmail’in annesi Oğuzların Bayındır boyundan Akkoyunlu Uzun Hasan’ın kızı Alemşah Begüm, Babaannesi Halime Begüm ise Uzun Hasan’ın kızkardeşidir.
▪Şah İsmail Türk’tür.