İnsan Çeşitleri: 11 – Yüreklendirici İnsanlar

Yüreklendirici İnsanlar

Bir ağacın güçlenmesi için nasıl toprağa, güneşe, suya ihtiyacı varsa, İnsanın güçlenmesi için de yüreklendirici insanların desteğine ihtiyacı vardır.

Çevrenizdeki insanları incelerseniz, bazılarının üretken, güler yüzlü, kendine güvenen, geleceğe umutla bakan… bazılarının ise asık suratlı, güvensiz, omuzları çökmüş… olduğunu görürsünüz, İşte bunların durumu önemli ölçüde yetiştikleri çevreyle ilgilidir. İlk gruptakiler ailesi, öğretmenleri, arkadaşları tarafından yüreklendirilmiş, öbürleri ise engellenmiştir.

Yüreklendirici kimselerin bulunduğu bir ortamda yetişen ir san, içindeki gücü fark edip ortaya çıkarır.

Bu konuyu “Tavuklaşmış Kartal Hikâyesi” öylesine çarpıcı bi şekilde açıklıyor ki bize…

Köylünün biri, dağda dolaşırken bir kartal yumurtası bulur. Yumurtayı getirip tavukların kümesine koyar. Sonra bu yumurtadan bir kartal yavrusu doğar ve civcivlerin içine karışır. Her ne kadar civcivlerden farklı görünse de, artık kendisini onlardan biri gibi hisseder. O da tavuklar gibi yaşamaya başlar. Pislikleri eşeler, tohumları gagalar, kanatlarını çırparak ancak 30-40 cm. kadar zıplayarak uçabilir. Gerçekte ne olduğunun farkında ok mayan bir kartal yavrusudur bu. Günün birinde gökyüzünde, süzülerek uçan muhteşem bir kuş görür.” Ne de güzel uçuyor, acaba bu kuşun adı nedir?” diye arkadaşlarına sorar.

Tavuklardan biri,

“O bir kartaldır, bütün kuşların başkanıdır; sakın onun gibi olmaya heves etme, onun gibi olamazsın.” der.

Aslında kartal olan bu kuş, olumsuz telkinlerle özünde bir kartal olduğunu bilmeden ömrünün sonuna kadar bir tavuk gibi yaşayıp ölür.

Her insanda gerçek potansiyeline ulaşacak muazzam bir güç var. İçindeki bu gücü insana çevresindekiler fark ettiremezse, tıpkı tavuklaşmış kartal gibi sıradan bir hayat yaşar. İnsanın gökyüzüne çıkabilmesi için öncelikle içindeki muhteşem potansiyeli fark etmesi gerekir. Çoğu insanın cesareti kırılıyor ve hayalleri, tavuklaşmış kartal’ hikâyesindeki kartal gibi, çevresindeki kişiler tarafından yok ediliyor. Bazıları çevresindekilerin içindeki ateşi söndürüyor; bazıları da çevresindeki insanların içindeki ateşi körüklüyor.

Ülkemizdeki aileleri, iş yerlerini gözlediğimizde insanlarımızın içindeki cevheri ortaya çıkaracak yüreklendiricilerin sayılarının az; onların heveslerini kırıcı kişilerin sayılarının çok olduklarını göruyoruz. Bir başka deyişle ülkemizde insanları yükseltmek isteyenlerin sayısı azken, insanları kuyunun dibine çekmek isteyenlerin sayısı oldukça çoktur. Ayrıca insanlarımızı engelleyen kişiler yönetici konumundadır ne yazık ki, Eğer güçlü bir ülke olmak istiyorsak, “Yüreklendiricilerin sayılarını çoğaltıp Onları etkili konumlara getirmeliyiz.

Peki, bireysel olarak ne yapabiliriz? Çevremizdeki insanları yetenekleri doğrultusunda yüreklendiren biri olmalıyız. Seçeceğimiz eşimiz, arkadaşlarımız bize yeteneklerimizi fark ettirecek, bizi iyi şeyler yapmaya yüreklendirecek, bizim hayallerimizi gerçekleştirmize yardımcı olacak kişilerden oluşur. Aksi takdirde bir şeyler üretmeden, silik bir hayat yaşayarak bu dünyadan göçüp gideriz. Akıllı insanlar, içindeki potansiyeli harekete geçirecek insanları kendilerine yoldaş edinirler.

Hepimizin hayalleri vardır. Hayallerimizi gerçekleştirdiğimi Oranda mutlu olabiliriz ancak. Öyleyse hayallerimizi gerçekleştirmemize katkıda bulunacak kimselerle birlikteliği seçmeliyiz.

Herkesin arkasından itecek birilerine ihtiyacı var.

Amerika’da bir kral, gençler arasında bir yarışma düzenliyor; Bu, timsahlarla dolu bir nehri yüzerek geçme yarışmasıdır. Kral bu tehlikeli yarışmanın galibine isteğine bağlı olarak ya kızını ya da yüklü bir para ödulü verecektir. Riski büyük, ama ödülü de buyüktür bu yarışmanın. Bundan dolayı ülkenin gençleri, bu yarışmaya büyük ilgi gösteriyorlar. Hepsi timsahlarla dolu nehrin etrafına diziliyorlar. Yarış başladığı halde hiç kimse nehre atlamaya cesaret edemiyor. Uzun süre orada bekleşiyorlar. Nihayet bir süre sonra can havliyle biri nehirde yüzmeye başlıyor. Bu genç, büyük bir mücadeleyle nehri sağ salim geçmeyi başarıyor. Kral, nehri geçmeyi başaran genci huzuruna çağırtıyor. Onu tebrik ettikten sonra,

“Yarışmayı kazandın, kızımı mı istersin, yoksa para ödülü mü istersin.” diye sorar.

Genç,

“Efendim, her ikisini de istemiyorum.” diye cevap verir.

Kral şaşırır,

“Peki, ne istiyorsun.”

Genç,

“Beni nehre arkamdan iten kişiyi istiyorum.” der.

Gerçekten de büyük başarılara imza atabilmemiz için bizi arkamızdan itecek insanlara ihtiyacımız var. Bunlar da yüreklendirici insanlardır. Böyle insanlar hem zihnimizin hem de önümüzun açılmasına yardımcı olurlar.

Yüreklendirici insanlar, kendileriyle birlikte çevresindekileri de zirveye taşırlar. Bunlar sürekli öğrenip kendilerini yenilerler.

Değerli insanların sayısı ne kadar artarsa, dünya da o oranda düzelecektir. Genel olarak bizde olumlu duygular uyandıran insanlara yakın dururken, bizde olumsuz duygular uyandıran zor insanlardan uzak dururuz. Bizde hiçbir duygu uyandırmayan insanlara ise nötr bakarız. Aslında dünyada gereksiz hiçbir varlık yoktur. Bütün varlıklar ve insanlar da öğretmenimizdir.

Bir Cevap Yazın