Talat Paşa Ermenileri tehcir etmeseydi bugün nur topu gibi bir Ermeni sorunumuz olacaktı. Ermeniler de tıpkı Kürtlerin yaptıklarını yapacaktı. Zaten 1915 öncesinin Ermenileri neyse günümüz Kürtleri de aynıdır. Ermeniler ile Kürtleri birbirinden ayıran temel fark ise şudur, Ermeniler direkt olarak Ruslarla iş birliği yaparak Türk katliamına giriştiler. Ancak Kürtler ise bunu hep dolaylı yoldan yaptı. Hatta Türkiye’deki MHP gibi Milliyetçi oluşumlar, Kemalistler ve İslamcılar her zaman Kürtleri savundu, “Her Kürt PKK’lı Değil” dedi. Bu ise Kürt tehcirinin olmasını engelledi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ise Kürtler azınlık olarak görülmedi. Hatta Müslüman ve Sünni oldukları gerekçesiyle “Türkleşebilecekleri” zannedildi. Bu yüzden Ermeni Tehciri gibi bir Kürt Tehciri olmadı. Kürtler isyan ettikçe ve sorun çıkardıkça bu sorunun temel sebebinin eğitim olduğu zannedildi. Kemalist kadrolar Kürtlerin eğitilmesi için ellerinden ne geliyorsa yaptı. Doğuya öğretmen gönderdiler ama Kürtler öğretmenleri vurdu. Doktor gönderdiler ama Kürtler onları da vurdu. Yılmadılar, usanmadılar doktor, öğretmen, memur göndermeye devam ettiler. Sonuç? Kürtler okudu. Avukat oldu, hakim oldu, doktor oldu, siyasetçi oldu. Ancak Kürtler Türkleşmedikleri gibi Türklüğe de düşman oldular. Günümüzde görüyoruz barolar Kürdistan’ın eyaleti gibi oldu. Kürtler ülkede hukukun içine etti. 50 tane sabıkası olan tas kafalı kürdü içeri bile atmıyorlar. Ahmet Minguzzi davası herkese örnek olmalı. Kürtler tarafından öldürülen Ahmet Minguzzi davası bitmiyor çünkü Ahmet’in katillerini savunan bir avukat ordusu var. Hatta katilin cezasının kalkmasını istiyorlar. Ahmet Minguzzi’i savunanlar ise ölümle tehdit ediliyor. Aile korksun ve dava kapansın diye Ahmet’in mezarını da parçaladılar.
Türkiye’de Kürt sorunu çözülürse pek çok sorun da kendiliğinden yok olacaktır. Ancak bu sorun Kemalistlerin, İslamcıların ya da tatlı su milliyetçilerin yöntemi ile çözülecek bir sorun değildir.
Tehcir Ne Demek? Ermenilerin Zorunlu Göçü ve Nedenleri
Tehcir, Arapça kökenli bir kelime olup “göç ettirme”, “bir yerden başka bir yere zorla nakletme” anlamına gelir. Tarihsel bağlamda özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda 1915 yılında uygulanan ve Ermeni nüfusunun Anadolu’daki savaş bölgelerinden Suriye çöllerine ve Mezopotamya’ya doğru zorla yerinden edilmesi olayını tanımlamak için kullanılır. Bu olay, 1915 Tehcir Kanunu (Sevk ve İskân Kanunu) ile yasal bir zemin kazanmış olsa da, uygulamadaki koşulları ve sonuçları itibarıyla tarihin en tartışmalı ve trajik sayfalarından birini oluşturur.
Tehcir Ne Demek? Ermenilerin Zorunlu Göçü ve Nedenleri
Tehcir, Arapça kökenli bir kelime olup “göç ettirme”, “bir yerden başka bir yere zorla nakletme” anlamına gelir. Tarihsel bağlamda özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda 1915 yılında uygulanan ve Ermeni nüfusunun Anadolu’daki savaş bölgelerinden Suriye çöllerine ve Mezopotamya’ya doğru zorla yerinden edilmesi olayını tanımlamak için kullanılır. Bu olay, 1915 Tehcir Kanunu (Sevk ve İskân Kanunu) ile yasal bir zemin kazanmış olsa da, uygulamadaki koşulları ve sonuçları itibarıyla tarihin en tartışmalı ve trajik sayfalarından birini oluşturur.
Ermeniler Neden Tehcir Edildi? Tarihsel Arka Plan ve Gerekçeler
Ermenilerin 1915’te Tehcir edilmesi, Birinci Dünya Savaşı koşullarının ve Osmanlı İmparatorluğu’nun iç ve dış siyasi gerilimlerinin bir sonucudur. Osmanlı yönetimi, bu kararı alırken belirli gerekçelere dayanmıştır:
- Birinci Dünya Savaşı ve Doğu Cephesi:
- Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak Devletleri safında yer almış ve özellikle Doğu Cephesi’nde Rusya ile savaşmaktaydı. Bu cephe, Ermeni nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerden geçiyordu.
- Osmanlı Hükümeti, cephe gerisindeki Ermenilerin Rus ordusuyla işbirliği yaptığına, isyanlar çıkardığına ve Osmanlı ordusunun lojistik hatlarını tehdit ettiğine dair istihbarat raporlarına ve olaylara dayanarak güvenlik endişesi taşımaktaydı. Özellikle Van İsyanı gibi olaylar, bu gerekçenin önemli bir dayanağı olarak gösterilmiştir.
- Rus Kışkırtmaları ve Ermeni Gönüllü Birlikleri:
- Rusya’nın, Osmanlı Ermenilerini kendi çıkarları doğrultusunda kışkırttığı ve Ermeni komitelerinin (Taşnak, Hınçak gibi) Rus ordusu saflarında Osmanlı’ya karşı gönüllü birlikler kurduğu veya Rus ilerleyişine destek verdiği iddia edilmiştir. Osmanlı yönetimi, bu durumun cephe güvenliğini ve devletin bütünlüğünü tehdit ettiğini belirtmiştir.
- Çetecilik Faaliyetleri ve Asayiş Sorunları:
- Savaş koşullarında, Doğu Anadolu’da asayişin bozulduğu, yer yer Ermeni çeteleri ile Müslüman çeteler arasında çatışmaların yaşandığı iddia edilmiştir. Osmanlı Hükümeti, bu olayları önlemek ve bölgedeki düzeni sağlamak amacıyla tehcirin gerekli olduğunu savunmuştur.
- İç Güvenlik Endişesi ve Casusluk İddiaları:
- Osmanlı Devleti, savaş koşullarında Ermeni nüfusunun iç güvenlik için bir tehdit oluşturabileceği, casusluk faaliyetlerinde bulunabileceği veya düşman kuvvetleriyle işbirliği yapabileceği yönünde ciddi kaygılar taşıdığını belirtmiştir. Bu kaygılar, tehcir kararının temel motivasyonlarından biri olmuştur.
Tehcirin Uygulanışı ve Sonuçları
27 Mayıs 1915’te “Sevk ve İskân Kanunu” çıkarılarak Ermenilerin savaş bölgelerinden tehcir edilmesine yasal zemin oluşturuldu. Bu kanun, Osmanlı ordusunun güvenliğini sağlamak ve asayişi temin etmek amacıyla çıkarıldığı belirtilmişti. Tehcire tabi tutulan Ermenilerin, Osmanlı topraklarında belirlenen güvenli bölgelere (başta Suriye’nin Deyrizor bölgesi olmak üzere Mezopotamya’daki bazı yerler) nakledilmesi kararlaştırıldı.