Hristiyanlık Yükseliyor İslam Batıyor! Türkiye’yi Aşağılayan Papa Afişi!

Papa Türkiye’ye geldi, ayin yaptı, hristiyanlar bayram etti. Türk yurdunda haçlı seferleri başladı! Milli savunma başkanı Erhan Afyoncu’da Papa’ya tepkini şöyle dile getirdi;

Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095’de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ’ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa’daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar’a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri’ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar’ın Ortadoğu’da kurduğu devletler, Türkler’in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler. Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım’da ülkemize geldi.

Hatta AKP’li kesimler de Papa’nın bu tutumunu eleştirdi. Ancak bu gerçekten çok komik. Sanki devleti AKP değil de CHP yönetiyor gibi tepki gösterenler var. Tek bir kişi çıkıp Erdoğan’ı ve devletin diğer yönetici kadrolarını eleştirmiyor. Kimse AKP’yi eleştirmiyor. Ancak papaya tören düzenleten AKP’nin kendisi. Türkiye’yi resmen hristiyan yurdu yapıyorlar. Bir yandan Araplar, diğer yandan Hristiyanlar derken Türkiye büyük bir kargaşaya sürükleniyor!

Haçlı Düşmanlığının Temel Kaynakları

Haçlıların Türklere ve genel olarak Müslümanlara karşı duyduğu bu düşmanlık, tek bir nedene bağlı olmayıp, karmaşık tarihi faktörlerin sonucudur:

1. Dini Motivasyon ve Kutsal Savaş İdeolojisi

Haçlı Seferleri’nin ilan edilmesinin birincil ve en güçlü sebebi, Kutsal Topraklar’ın (özellikle Kudüs) Müslümanların (o dönemde bölgede Selçukluların ve diğer Türk hanedanlarının) kontrolünden alınması ve Hristiyan hacıların güvenliğinin sağlanmasıydı.

  • Papa II. Urbanus’un Çağrısı: 1095’teki Clermont Konsili’nde Papa II. Urbanus, Kudüs’ü “kâfirlerin” elinden kurtarmak için Avrupa şövalyelerini seferber etmiştir. Bu çağrı, Türkleri ve Müslümanları Hristiyanlığın varoluşuna tehdit olarak gösteren bir dini görev ve günahlardan arınma vaadi üzerine kuruluydu.
  • “Gaza” Karşılığı: Türklerin cihad ve gaza anlayışına karşı, Haçlılar da kendi kutsal savaşları (bellum sacrum) ideolojisini benimsemiştir. Karşı taraf, sadece siyasi bir rakip değil, dinin düşmanı olarak kodlanmıştır.

2. Siyasi ve Coğrafi Genişleme Çatışması

Düşmanlığın somutlaşmasındaki en önemli siyasi faktör, Türklerin askeri başarıları ve coğrafi ilerlemesiydi.

  • Malazgirt ve Anadolu’nun Fethi: 1071’deki Malazgirt Zaferi’nin ardından Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya yerleşmesi, bin yıllık Hristiyan Bizans İmparatorluğu’nu doğrudan tehdit etmiştir. Bizans İmparatoru, bu toprak kayıplarını geri almak amacıyla Batı’dan askeri yardım istemiş, bu da Haçlı Seferleri’nin fitilini ateşlemiştir. Batı için seferler, Doğu’daki Hristiyan kardeşlere yardım ve Türk ilerleyişini durdurma misyonu olarak sunulmuştur.
  • Akdeniz Ticareti Üzerindeki Baskı: Türklerin Levant (Doğu Akdeniz) ve Ege üzerindeki kontrolü, Venedik, Ceneviz ve Pisa gibi İtalyan şehir devletlerinin ticari çıkarlarını tehdit ediyordu. Haçlı Seferleri, bu şehir devletleri için Akdeniz ticaret yollarını Müslüman kontrolünden çıkararak kendi ekonomik egemenliklerini pe sağlamlaştırma aracı olmuştur.

3. Propaganda ve Ötekileştirme (Demonizasyon)

Haçlı hareketinin popülerliğini ve sürekliliğini sağlayan en önemli araç, Papalık ve vaizler tarafından yürütülen şiddetli propaganda olmuştur.

  • Barbarlık İddiaları: Türkler ve diğer Müslümanlar, Avrupa kamuoyuna barbar, zalim ve kültürsüz olarak tanıtılmıştır. Amaç, kutsal savaşa katılımı artırmak ve Müslüman topraklarında yapılan katliamları meşrulaştırmaktı. Türklerin “kâfir” olduğu algısı, onları insani özelliklerden soyutlayarak, onlara karşı şiddeti ahlaki bir görev haline getirmiştir.
  • Tarihsel Süreklilik: Bu ilk Haçlı Seferleri’nden miras kalan olumsuz imaj, ilerleyen yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar ve Orta Avrupa’daki ilerlemesi sırasında da sürekli olarak beslenmiştir. Türkler, Hristiyan dünyasının “doğal düşmanı” ve “Tanrı’nın kırbacı” olarak algılanmaya devam etmiştir.

Sonuç olarak, Haçlıların Türk düşmanlığı, dinin siyasi hedeflere hizmet ettiği, ekonomik çıkarların manevi çağrılarla örtüldüğü ve propaganda ile pekiştirildiği karmaşık bir ideolojik yapının ürünüdür. Bu düşmanlık, Orta Çağ’da Türklerle Batı arasındaki ilişkilerin temel dinamiğini oluşturmuş ve kültürel ötekileştirmeyi kalıcı hale getirmiştir.

İznik (antik dönemdeki adıyla Nicaea), Hristiyanlık tarihi ve teolojisi açısından hayati derecede önemli bir merkezdir. Şehrin önemi, özellikle ilk kilisenin temel doktrinlerinin ve inanç sistemlerinin şekillendiği iki büyük ekümenik konsile (ruhani toplantı) ev sahipliği yapmasından kaynaklanır.

İşte İznik’in Hristiyanlar için taşıdığı önemin detaylı açıklaması:


İznik’in Hristiyanlık İçin Önemi

İznik’in önemi, sadece tarihi bir şehir olmasından değil, Hristiyanlığın temel inançlarının evrensel düzeyde kabul gördüğü kararların alındığı yer olmasından kaynaklanır.

1. Birinci İznik Konsili (325) – İnancın Temelinin Atılması

Bu konsil, İznik’i Hristiyan dünyası için tartışmasız en önemli şehirlerden biri haline getiren olaydır. İmparator Büyük Konstantin tarafından toplanmıştır.

  • Arianizm Tartışması: Konsilin toplanmasının ana nedeni, İsa’nın tanrısallığı üzerine çıkan ve Kilise’yi bölen Arianizm (Aryusçuluk) tartışmasını çözmekti. İskenderiyeli rahip Arius, İsa’nın Tanrı tarafından yaratıldığını ve Baba ile eşit olmadığını savunuyordu.
  • Kutsal Üçleme Doktrini: Konsil, Arius’un öğretilerini reddederek, İsa’nın (Oğul’un) Baba Tanrı ile aynı özden olduğunu (homoousios) kabul etti. Bu karar, Hristiyanlığın temel doktrini olan Kutsal Üçleme (Baba, Oğul, Kutsal Ruh) inancının teolojik temelini sağlamlaştırdı.
  • İznik İnancı (Nicene Creed): Konsilde, günümüzde dahi tüm büyük Hristiyan mezheplerinin (Katolik, Ortodoks, Protestan) ayinlerde okuduğu İznik İnanç Bildirgesi (Nicene Creed) kabul edildi. Bu metin, Hristiyanların temel inançlarını evrensel olarak tanımlayan bir formül olmuştur.

2. İkinci İznik Konsili (787) – İkonoklazmın Çözümü

Yaklaşık beş yüzyıl sonra, İznik ikinci bir ekümenik konsile daha ev sahipliği yaptı.

  • İkonoklazm Tartışması: Bu konsilin konusu, Kilise’deki dini resimlerin (ikonaların) kullanımı üzerine çıkan İkonoklazm (tasvir kırıcılık) tartışmasıydı. Bazı kesimler ikonaların puta tapıcılığa yol açtığını savunurken, diğerleri ikonaların dini eğitimin ve saygının bir parçası olduğunu savunuyordu.
  • İkon Saygısının Onaylanması: İkinci İznik Konsili, ikonlara ibadet edilmeyeceğini ancak saygı gösterilebileceğini resmen onayladı. Bu karar, özellikle Doğu Ortodoks Kilisesi için çok önemlidir ve günümüz Ortodoks sanatının temelini oluşturur.

3. Sembolik ve Tarihi Önemi

  • Erken Bizans Merkezi: İznik, İstanbul’un (Konstantinopolis) Latinler tarafından işgal edildiği 1204-1261 yılları arasında Bizans İmparatorluğu’nun sürgün başkenti olarak hizmet etmiştir (İznik İmparatorluğu). Bu, şehrin siyasi bir merkez olarak da ne kadar önemli olduğunu gösterir.
  • Kutsal Miras Alanı: İznik, Hristiyanların inançlarının temellerinin atıldığı ve evrensel kararların alındığı bir merkez olarak kabul edilir. Bu nedenle, özellikle Ortodoks ve Katolik Hristiyanlar için bir hac ve miras alanı olarak büyük manevi değer taşır.

One thought on “Hristiyanlık Yükseliyor İslam Batıyor! Türkiye’yi Aşağılayan Papa Afişi!

  1. Haçlılar sadece Türklere ve Müslümanlara değil Ortodokslarada, Yahudilerede ve Paganlarada saldırmıştı. Haçlılar Avrupa’da kalan Paganları Hristiyanlığa geçirmiştir. Haçlılar Katolik ordularıdır. Haçlı Seferleri yapan Vatikandır.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin