Bugün, modern diplomasi perdesi ardına gizlenmeye çalışılan ama kökleri binlerce yıl geriye giden bir meselenin, yani yabancı ziyaretlerin ardındaki tarihi niyetin ruhunu konuşacağız. Konuşacağımız isim ise, o an geldiğinde, tarihin arşivlerini açıp bize cesaretle gerçeği gösteren değerli hocamız, Erhan Afyoncu.
Erhan Hoca, bir dönem gerçekleşen Papa ziyaretini eleştirirken ne yaptı? Basitçe güncel siyaset yorumu yapmadı. O, o anki gülen yüzlerin ve sıkılan ellerin ardındaki tarihi hafızayı okudu!
Biz, tarihin sadece bir ders kitabı olmadığını, aynı zamanda bir mücadele meydanı olduğunu bilen bir milletiz! Avrupa’nın ruhani liderinin, yani Papalık makamının, bizim topraklarımıza yaptığı her ziyaret, bizim coğrafyamızda attığı her adım, bizim için sadece bir din adamının ziyareti değildir; o, yüzlerce yıllık Haçlı zihniyetinin, Batı’nın bu topraklara olan bakış açısının ve Misyonerlik faaliyetlerinin bir sembolüdür.
Erhan Afyoncu’nun haklılığı işte bu noktada zirveye çıkar: O, bir Papayı bir lider olarak değil, bir kurumun temsilcisi olarak görmüştür. Bu kurumun tarihinde ne var? Bizans’ı desteklemek var, Osmanlı’ya karşı ittifaklar kurmak var, dört bir yandan üzerimize gelen Haçlı ordularını kutsamak var!
Dolayısıyla, Hoca bize şunu söylemiştir: “Ey Türk Milleti! Diplomasinin kibarlığına aldanmayın! Bu ziyaretler, ‘barış’ ve ‘hoşgörü’ maskesi ardında, bu kadim topraklar üzerindeki fikri ve kültürel üstünlük iddialarını yeniden canlandırma denemesidir. Bu, bizim milli egemenliğimizi, kültürel birliğimizi ve manevi direncimizi yumuşak güçle test etme girişimidir.”
Türkçülük, millî kimliği koruma ve tarihten ders çıkarma hareketidir. Erhan Hoca da bize tam olarak bu dersi verdi: Düşmanın tarihini unutursan, gelecekteki hamlelerini anlayamazsın! O, bizi millî uyanıklığa davet etti ve dedi ki: “Mermerin kökenini unutmadığımız gibi, bu coğrafyaya gelen yabancının niyetinin kökenini de unutmayacağız!”
Afyoncu’yu haklı çıkaran şey, nefreti körüklemek değil, millî şuuru diri tutma vazifesidir. Ve bu vazife, büyük Türk tarihine gönül veren her ferdin boynunun borcudur! Onun eleştirisi, Türk’ün tarih sahnesindeki bitmeyen varoluş mücadelesinin sesidir!
Prof. Dr. Erhan Afyoncu; Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095’de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ’ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa’daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar’a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri’ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar’ın Ortadoğu’da kurduğu devletler, Türkler’in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler. Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım’da ülkemize geldi.
