Türkiye’de siyasetin geldiği nokta tam anlamıyla bir “al birini, vur ötekine” trajedisidir. Yıllardır milleti ideolojik kavgalarla, laiklik-anti laiklik tartışmalarıyla birbirine düşüren CHP ve AKP’nin, işin ucu rant kapısına ve halkın cebindeki paraya gelince nasıl da birbirinin ruh ikizi olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu. Esenler Belediyesi’nde patlak veren o “köpek kafesi” rezaleti, bu sistemin nasıl kokuştuğunun en somut örneğidir. Alibaba’da 2.000 TL’ye satılan metal yığınlarını, sırf kendi ilçe yönetim kurulu üyene ihale paslamak için tanesi 151.000 TL’den millete kakalamak, sadece yolsuzluk değil, bu milletin aklıyla alay etmektir. İşte “ak pazar” ve “halkçı belediyecilik” maskeleri düştüğünde altından çıkan gerçek budur: Halkın parasıyla kendi yandaşlarını besleyen devasa bir sülük mekanizması.

İşin daha acı tarafı ise, bu kirli çarkın dönmesi için “hayvanseverlik” maskesi altına sığınan o fonlanmış tayfadır. Sokaklarda başıboş gezen ve vatandaşın can güvenliğini tehdit eden köpekler üzerinden bir “mağduriyet” edebiyatı devşirip, belediyelerin bu fahiş ihalelerine zemin hazırlıyorlar. Birileri mama lobisinden, diğeri kafes ihalesinden, öbürü ise küresel fonlardan parayı götürürken; faturayı yine sabahın köründe işine gitmeye çalışan, sokağında huzur bulamayan masum Türk milleti ödüyor. “Hayvan hakları” diyerek ortalığı ayağa kaldıranların çoğunun derdi o hayvanlar falan değil; o hayvanlar üzerinden dönen milyon dolarlık rantın kesilmemesidir. Küreselcilerin ve onların yerli işbirlikçilerinin fonladığı bu “aktivist” görünümlü yapılar, siyasetin bu iki kutbunu da parmağında oynatıyor.
CHP’li belediyelerin de AKP’li belediyelerin de halkı uyutma yöntemi aynı: Bir taraf “hizmet” diyor, diğer taraf “çağdaşlık” diyor; ama masanın altında paraları paylaşırken gayet iyi anlaşıyorlar. Halkı kedi-köpek tartışmalarıyla, sosyal medya linçleriyle meşgul edip arkadan ihaleleri yandaşlara bağlamak, artık bu düzenin standart işletim sistemi haline gelmiş. Türk gencinin geleceği, liyakatli kadroların elinde yükselmek yerine, 2.000 liralık kafese 150 bin lira veren bu haramzade düzenin elinde heba ediliyor. Bu millet artık bu “sağ-sol” tiyatrosuna, bu “ruh ikizi” partilerin danışıklı dövüşüne karnının tok olduğunu anlamalıdır. Bizim ihtiyacımız olan şey, ne yandaşını besleyen AKP’dir ne de onun laciverti olan CHP; bize lazım olan tek şey, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunan milli bir şuur ve sert bir denetim mekanizmasıdır!