CHP’de sular durulmuyor değil, resmen kanalizasyon patladı! “Demokrasi havarisi” kesilenlerin, koltuk sallanınca nasıl birer “küçük imparatora” dönüştüğünü izlemek tam bir komedi dükkanı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun o meşhur “mutfak videolarından” çıkıp, genel merkezi basarak “Ben aslında gitmedim, buradayım” demesi tam bir siyasi darbe tiyatrosu. Özgür Özel ise “değişim” diye bağırdığı koridorlarda şimdi elinde valiziyle kapı dışarı edilmiş bir mahalle muhtarı gibi perişan halde dolaşıyor.

Asıl bomba ise Genç Aleviler Birliği’nin (GAB) anında yayınladığı o bildiri. Yahu hani biz mezhep siyasetine karşıydık? Hani biz liyakatten yanaydık? Kemal Bey ne yaparsa yapsın, seçim kaybetme rekoru kırsın, partiyi bitirme noktasına getirsin fark etmiyor; mezhep kontenjanından “Büyük Lider” etiketi yapıştırılıveriyor. İşte sol cenahın en büyük yobazlığı budur. Sağcıya, milliyetçiye “yobaz” diye parmak sallarlar ama kendileri sırf mezhepsel aidiyet uğruna, siyasi mevtaya dönüşmüş birini hortlatmak için sıraya girerler.
Bakın milliyetçilere; MHP’de işler sarpa sarınca adamlar çekip gitmeyi, İyi Parti’yi, Zafer Parti’yi kurmayı bildiler. Yani fikri bir ayrılık olunca “Eyvallah” deyip yeni yol açıyorlar. Ama CHP kitlesine bakıyorsun; Muharrem İnce ayrıldı, ne oldu? “Bölen” ilan edildi, linç edildi, hüsrana uğratıldı. Şimdi Özgür Özel parti kuracakmış… Yahu Özgür Bey, sen daha kendi koltuğunu koruyamadın, millet senin peşinden niye gelsin? CHP içinde o “koltuk sevdası” öyle bir işlemiş ki, kimse ideoloji peşinde değil, herkes “Kemal Bey gelirse ben hangi daire başkanlığını alırım?” derdinde.

Bu demokrasi şarlatanları, işlerine gelince “Halkın iradesi”, işlerine gelmeyince “Mutlak butlan, darbe, kumpas” diyerek kelime oyunlarıyla koltuk gasp ediyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu dönüşü, solun kendi içindeki o karanlık ve statükocu yapısının tescilidir. Mezhepçilikle, yobazlıkla harmanlanmış bu “demokrasicilik” oyunu artık milleti güldürmüyor, sadece tiksindiriyor. Kılıçdaroğlu gitti sanmıştık, meğer “Bay Kemal” geri dönmek için sadece pusuya yatmış! Özgür Özel’e de geçmiş olsun, değişim diyerek çıktığı yolda statükonun sillesini yiyerek tarihin tozlu raflarına kalktı.