Şu siyaset sahnesindeki tutarsızlıklara, “strateji” adı altında yapılan savrulmalara bakınca insanın gerçekten sabrı tükeniyor. Ümit Özdağ, Türk milliyetçiliğinin kalesi olduğunu iddia ederek yola çıktı ama bugün geldiği nokta tam bir hayal kırıklığı. Sen kalkmış, açık açık bölücülüğü savunan, PKK’nın siyasi uzantısı olduğu tescilli olan bir yapıya oy verenleri “kazanmaya” çalışıyorsun. Yahu bir DEM Partili sana neden oy versin? Oraya oy atan adam zaten hangi kapıya hizmet ettiğini, kime selam çaktığını bilerek atıyor. Sen Türk milliyetçisi misin yoksa etnik oyların peşinde koşan bir siyaset tüccarı mı?

Kürdün, hele ki terör sevici bir kitlenin oyuna muhtaç hale geldiysen, senin milliyetçilik davan çoktan bitmiş demektir. Öz evladını, Türk milliyetçilerini küstürmek pahasına yapılan bu hamleler, Türk siyasi tarihinde hep hüsranla sonuçlanmıştır. Daha dün Sinan Oğan’ı bu milletin önüne “milliyetçi aday” diye çıkardın, adam ilk fırsatta gitti iktidara yamandı. Şimdi aynı hatayı, aynı ilkesizliği bu kez kitleni küstürerek yapıyorsun. Türk milliyetçiliği, kimsenin seçim aritmetiğine meze yapılacak bir değer değildir.
Bir de çıkmışlar Ümit Özdağ’a “Hitlerci, Nazi, aşırı ırkçı” diyorlar. Bu iddiayı atanlar ya tarih bilmiyor ya da akıl tutulması yaşıyor. Yahu siz hiç Hitler’in gidip Yahudilerden oy dilendiğini, onlara şirin gözükmeye çalıştığını gördünüz mü? Eğer Özdağ iddia edildiği gibi aşırı bir ırkçı olsaydı, bugün DEM Partili seçmene mavi boncuk dağıtmakla uğraşmazdı. Aksine, Ümit Özdağ’ın milliyetçiliği bile artık şüpheli hale gelmiştir. Kendi kitlesini çantada keklik görüp, karşı mahallenin sempatizanlarına göz kırpmak Türkçülük değil, düpedüz siyasi omurgasızlıktır.
Gerçek Türk milliyetçisi, vatanın bölünmez bütünlüğüne kastedenlerle aynı düzlemde buluşmaz, onlara “gelin bize oy verin” diye el açmaz. Milliyetçilik bir duruştur, bir tavırdır; sandıktaki üç beş oy için taviz verilecek bir hobi değildir. Bu gidişle Özdağ, ne karşı taraftan oy alabilir ne de elindeki samimi Türk milliyetçilerini tutabilir. Türkçülük davasını bu kadar ayağa düşürmeye, her önüne gelenle pazarlık konusu yapmaya kimsenin hakkı yok. Bu millet ne Sinan Oğan’ın gidişini unuttu ne de şimdi yapılan bu anlamsız “kazanma” çabalarını unutacak. Yeter artık, bu kafa karışıklığına ve ilkesizliğe bir son verilmeli!