ABD’nin bugün geldiği noktaya baktığımızda, karşımızda bağımsız bir süper güçten ziyade, başkentini Washington’dan çok Tel Aviv’in, Atina’nın ve Erivan’ın çıkarlarına göre yöneten bir “Lobi Cumhuriyeti” görüyoruz. Amerikan siyasi sistemi, “lobicilik” adı altında yasallaştırılmış rüşvet çarkıyla öyle bir hale gelmiş ki, artık ABD kendi ulusal çıkarlarını bile bu grupların hırslarına kurban ediyor. Yahudi, Rum ve Ermeni lobileri, Amerikan kurumlarının kılcal damarlarına kadar sızmış durumda; birbirlerini besleyen, birbirlerini tutan ve ortak düşman olarak gördükleri Türkiye’nin her hamlesini baltalayan birer şer odağı haline geldiler.

Türkiye ne zaman ABD ile stratejik bir ortaklık kurmaya kalksa, ne zaman bölgede barışı sağlayacak bir adım atsa, bu lobiler hemen Kongre’deki kiralık siyasetçilerini devreye sokuyor. F-35 projesinde yaşanan o büyük haksızlık, bunun en somut ve en çirkin örneğidir. Türkiye bu projenin sadece alıcısı değil, aynı zamanda ortağıydı; milyarlarca dolar yatırdı, parçalarını üretti. Ama Rum ve Yahudi lobileri el ele verip “Türkiye eksen değiştiriyor” yalanlarıyla koskoca bir devletler arası anlaşmayı çöpe attırdılar. Kendi uçağını ortağına vermeyen bir devlet, aslında kendi güvenliğini ve müttefiklik hukukunu kendi elleriyle dinamitliyor demektir. Bu lobiler, ABD’yi Türkiye gibi vazgeçilmez bir müttefike düşman ederek, aslında Amerika’nın Orta Doğu ve Avrasya’daki son kalelerini de yıktırıyorlar.

Amerikan demokrasisi artık halkın iradesiyle değil, parası olanın ve örgütlü olanın borusunu öttürdüğü bir tiyatro sahnesine dönüştü. Bugün bir Amerikan senatörü, kendi seçmeninden çok Ermeni diasporasının veya Yahudi sermayesinin ne dediğine bakıyor. Bu kadar çok başlılığın, bu kadar dış müdahaleye açık bir sistemin ayakta kalması mümkün değildir. Roma da böyle çöktü; dışarıdaki düşmanlarından değil, içerideki çıkar gruplarının devleti kendi aralarında paylaşması yüzünden bitti. ABD, bu lobilerin elinde bir oyuncak olmaya devam ettikçe, içeriden çürümeye mahkumdur.
Kendi milli savunma sanayisini bile lobilerin keyfine göre şekillendiren, stratejik ortağını ırkçı ve dini fanatizmle çalışan bu gruplara ezdiren bir yapı, süper güç olma vasfını çoktan kaybetmiştir. Yarın bir gün Çin veya Rusya ile gerçek bir kriz yaşadıklarında, kapısına gidecekleri tek güç olan Türkiye’yi bu lobiler yüzünden kaybetmiş olmanın bedelini çok ağır ödeyecekler. Amerika bu parazitlerden kurtulamazsa, yakın gelecekte dünya sahnesinden silinip gidecek; arkasında ise sadece bu lobilerin birbirini yediği koca bir enkaz kalacak. Bu nankörlük ve bu stratejik körlük, en nihayetinde sahibini vuracak bir silahtır.