Demokrasi Türklere Zarar Verdi! Türkler Savaşçı Olmayana İtaat Etmezdi!

Türklerde karizmatik bir otoritenin etrafında birleşmek ve ona itaat etmek için bazı vasıflara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu vasıflardan biri de yiğit bir savaşçı olmak kavramıdır. Halil İnalcık da Osman Gazi’nin “Alp”lik sıfatından bahsederken, alplerin Türkistan Türklerindeki kahramanlık geleneğine bağlı olduklarını belirtmektedir. Alp olmak için: yürekli olmak, kol kuvvetine sahip olmak, gayretli olmak, iyi bir ata, hususi bir kıyafete, ok ve yaya, iyi bir kılıca, süngüye ve uygun bir yoldaşa sahip olmak gereklidir. Türklerde, Türk hükümdarı da ilk olarak iyi bir alp olmalıdır. İşte bu gelenek, Türkistan bozkırlarında ortaya çıktıktan sonra Selçuklular aracılığıyla İslam coğrafyasında da boy göstermiş ve daha sonra Anadolu içlerine de yayılmıştır. Karizmatik otorite, sandıktan çıkan kağıt parçalarıyla değil; meydanda dökülen kanla, bileğin hakkıyla ve Gök Tengri’nin (veya İslami boyutundaki adıyla cihad ve gaza ruhuyla) verdiği kut ile kazanılır.

Ancak ne yazık ki, Batı’dan ithal edilen ve modern dünya masalı olarak önümüze konulan “demokrasi” denilen sistem, Türk’ün bu asil ve saf karakterine tamamen terstir ve bu millete bugüne kadar sadece zarar vermiştir.

Demokrasi denilen bu fitne düzeni, tek bir bayrak altında tek bir hedefe kilitlenmesi gereken koca bir milleti fırkalara, partilere bölerek birbirine düşman etmiştir. Aynı kandan, aynı soydan gelen insanlar, sırf oy verdikleri renkler yüzünden karşı karşıya gelmiş, toplumsal bağlarımız paramparça olmuştur. Daha da acısı, eski Türk tarihinde hakanına sadakatle bağlı olan bu aziz millet, demokrasinin getirdiği o parti binalarını adeta birer tapınak, o siyasi parti liderlerini ise birer put haline getirmiştir. Türkler, özündeki o kutlu lidere itaat anlayışını kaybetmiş, partilere adeta put gibi tapar hale gelmiştir. Partiler ise Türkleri değil etnik azınlıkları savunmaktadır. Kürtler, Afganlar, Suriyeliler, Ermeniler Türkiye’de krallar gibi yaşamaktadır.

Bu kokuşmuş sistemde artık bileği sağlam, yüreği mangal gibi, milletini ve devletini her şeyin üstünde tutan gerçek “Alpler” iktidara gelemez olmuştur. Çünkü demokrasi, meydanda dövüşen yiğitlerin değil, kürsülerde en tatlı yalanları söyleyenlerin, kitleleri manipüle edenlerin ve hilebazların yükseldiği bir bataklıktır. Sözünün eri olan alp ruhlu adamların yerini, sadece sandık hesabı yapan yalancılar almıştır.

Modern dünya ve onun dayattığı demokrasi, Türk’ün genetiğine, tarihsel hafızasına ve ruhuna tamamen yabancıdır. Bu taklitçi sistem bizi içten içe çürütmektedir. Türk milleti için kurtuluş, bu batı icadı fırkacılık oyunlarını bir kenara fırlatıp atmakla mümkündür. Türkler derhal özüne, bozkırın o saf ve disiplinli ruhuna dönmeli; yalan üzerine kurulu partiler düzenini yıkarak, başında tek bir alp liderin, adaleti ve gücü temsil eden kutlu bir Kağan’ın bulunduğu Kağanlık sistemine yeniden geçmelidir. Ancak o zaman Türk’ün bileği bükülmez, devlet ebed müddet olur.

One thought on “Demokrasi Türklere Zarar Verdi! Türkler Savaşçı Olmayana İtaat Etmezdi!

  1. Keşke Türkiye, 1946’da çok partili sistem denen demokrasi tiyatrosuna geçmeseydi. Keşke Türkiye, tek partili sistemde kalsaydı. Atatürk o dönem hayatta iken Türkiye’yi çok partili sisteme yani demokrasi tiyatrosuna geçirmedi. Bu çok partili sistem yani demokrasi tiyatrosu Türk ulusunu kutuplaştırdı, kamplaştırdı, ayrıştırdı.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin