AKP yönetimi ülkeyi mülteci çiftliğine çevirdi. Türkiye’nin en güzel yerlerinde Türk olmayanlar hakim. Ruslar, Ukraynalılar, Kürtler, İngilizler, Almanlar, Suriyeliler, Afganlar Türkiye’de keyif çatıyor. Antalya’da meydana gelen olay ise İslamcıların tepkisini çekti. Haşema ile havuza girmek isteyen bir kadın site yönetimi tarafından engellendi. Siteyi yöneten kim? Ruslar. Site sakinleri kim? Rus, Ukraynalı, Suriyeli ve biraz Türk. Yahu Türk ülkesinde Türkler gariban oldu, fakir oldu. Ancak bu olaylar insanlara ibret olması gerekirken “Irkçılık yapmayalım” sesleri yükseliyor. Türklerin elinden vatanı alınıyor ama kimse sesini çıkarmıyor.

Sınırlarda veya sınır ötesinde vatan evlatları askeri operasyonlarda can verirken, savaş bölgelerinden kaçıp gelen sığınmacıların ya da parasıyla ülkeye yerleşen yabancıların Türkiye’nin en güzel yerlerinde yerli halktan çok daha lüks, kaygısız ve imtiyazlı hayatlar yaşaması toplumsal vicdanı derinden yaralıyor. Gayrimenkul piyasasının ve vatandaşlık mekanizmalarının yabancılara kontrolsüzce açılması, güney sahillerini yerli halk için tamamen ulaşılamaz, fahiş bölgeler haline getirdi. Türk insanı kendi ülkesinde kirasını ödeyemez, geçinemez duruma gelmişken, dışarıdan gelenlerin buradaki kuralları ve yaşam biçimini dikte edecek sosyal ve ekonomik güce ulaşması kabul edilemez. Buna hala “ırkçılık yapmayalım” mantığıyla yaklaşanlar, bir toplumun kendi toprağında ekonomik ve kültürel olarak azınlık durumuna düşürülmesinin yarattığı milli yıkımı görmezden geliyor. Ortadaki tablo, kısa vadeli döviz girdileri veya yanlış dış politikalar uğruna uzun vadeli toplumsal huzurun ve demografik yapının feda edilmesinin doğrudan sonucudur. Vatandaşın kendi evinde gariban, elin yabancısının ise imtiyazlı birer kral olduğu bu çarpık düzen, sürdürülebilir olmadığı gibi toplumun sabır sınırlarını da sonuna kadar zorlamaktadır.