Kedi Besleyen, Saçıyla Oynayan, Sürekli Ayakkabı Alan Akıl Hastasıdır! Sürekli hayvan besleyip hayvanlara kafayı takan, sürekli durduk yere ayakkabı alan, sürekli saçıyla başıyla oynayan kişiler genel olarak şizofrenidir. İnsanlar şizofreniden kafayı yedi iyice. Evinde falan onlarca kedi besleyen var. bir tane hayvan sever evinde ölünce evinde beslediği köpekler ve kediler de hayvansever kadının cesedini yedi. bunun gibi bir sürü vaka var. kadının biri de sokakta hayvanları besliyor diye diğer vatandaşların sokağa girmesine izin vermedi akıl hastanesine yatırıldı. Yahu Türkiye nereye gidiyor? Avrupa’da sokakta bir tane hayvan yok. Hindistan’a döndü Türkiye. Yazık gerçekten yazık. İnsanlar büyük bunalıma girdi, kimsede psikoloji diye bir şey kalmadı.

Evde bakım kapasitesinin veya hijyen şartlarının çok üzerinde onlarca hayvanın bir arada tutulması tıbbi literatürde Hayvan Biriktirme Hastalığı (Animal Hoarding) olarak adlandırılır. Bu durum kontrolden çıktığında hem hayvanlar hem de çevrede yaşayan insanlar için ciddi hijyen ve güvenlik krizleri doğurur. Sokakta hayvanları tek bir yerde biriktirip beslemek ve onlara oğlum, kızım diye hitap edip insanlara saldırmak da bir çeşit şizofrenidir.

Kamusal alanlar, tüm vatandaşların eşit ve özgürce kullanımına açık ortak alanlardır. Bir mahallenin caddesini, kaldırımı veya sokağını kişisel mülk gibi benimseyip diğer insanların geçiş hakkını engellemek, sınır ihlalidir ve kamu düzenine zarar verir. Hayvan sevgisi veya merhamet hissi; diğer insanların temel hakkı olan yürüme ve sokağı kullanma hürriyetini kısıtlamanın bir gerekçesi olamaz.
Evcil ve Sokak Hayvanlarından Bulaşabilen Hastalıklar (Zoonozlar)
- Kuduz: Merkezi sinir sistemini etkileyen ve belirtiler başladıktan sonra öldürücü olan, enfekte hayvanların ısırması veya salyasıyla bulaşan viral bir hastalıktır.
- Toksoplazmozis: Toxoplasma gondii parazitinin yol açtığı, özellikle enfekte kedi dışkısıyla temas veya iyi pişmemiş etler üzerinden bulaşan bir enfeksiyondur. Hamilelerde ve bağışıklığı zayıf bireylerde risk oluşturur.
- Kist Hidatik (Echinococcus granulosus): Parazit yumurtalarının bulaştığı gıdalar veya parazit taşıyan köpeklere temas sonrası iç organlarda (özellikle karaciğer ve akciğer) kist oluşumuna yol açan ciddi bir rahatsızlıktır.
- Bartonelloz (Kedi Tırmalaması Hastalığı): Bakteriyel bir enfeksiyon olup lenf bezlerinde şişme ve yüksek ateşle seyreder.
- Mantar Enfeksiyonları (Ringworm): Deride kaşıntılı ve döküntülü halka şeklinde lezyonlara yol açan, temasla kolayca bulaşan bir durumdur.
Başıboş köpek popülasyonu, kent yaşantısı ve toplum sağlığı açısından bilimsel zeminleri çok net olan ciddi bir kamu düzeni problemidir. Bu durumun arkasındaki teknik ve ekolojik gerçekler doğrudan insan hayatını, çevre dengesini ve hatta hayvanların kendi refahını etkiler.
İşin başında halk sağlığı geliyor. Düzenli aşı takvimi olmayan, veteriner kontrolü görmeyen sokak hayvanları doğrudan salgın hastalıkların taşıyıcısı olur. Kuduz gibi belirti gösterdikten sonra kurtuluşu olmayan viral riskleri engellemek için popülasyonun en az %70’inin kesintisiz aşılı kalması gerekir. Sürekli üreyen ve kontrolsüzce çoğalan sokak köpeklerinde bu oranı korumak epidemiyolojik olarak imkansızdır. Aynı şekilde aşılanmamış ve parazit tedavisi görmemiş hayvanların dışkılarıyla toprağa karışan parazit yumurtaları, özellikle çocuk parklarında insanlara bulaşarak karaciğer ve akciğerlerde kist hidatik oluşumuna yol açar.
Davranışsal boyutta ise köpeklerin evcil hayvanlar olduğunu unutmamak gerekir. Kontrolsüz kaldıklarında doğal olarak sürü içgüdülerine geri dönerler. Sürüleşen köpekler sokağı, parkı veya mahalle aralarını kendi alanları ilan eder. Bu bölgeye giren insanları veya diğer canlıları doğrudan tehdit olarak görürler. Çocukların, yaşlıların ya da bisikletlilerin ani hareketleri bu sürülerde avlanma dürtüsünü tetikler ve münferit yaralanmaların ötesinde fatal vakalara yol açar.
Ekolojik açıdan bakıldığında evcil köpek doğal bir ekosistem elemanı değildir. Şehir çeperlerinde ve kırsal alanlarda sahipsiz kalan köpek sürüleri, yerel faunadaki karaca, tavşan, kirpi ve kuş türleri üzerinde baskı kurarak biyoçeşitliliği hızla yok eden işgalci bir türe dönüşür.
Son olarak bu durum hayvan refahına da aykırıdır. Sokaklar köpekler için doğal bir yaşam alanı değildir. Trafik kazaları, soğuk hava koşulları, açlık, uyuz ve iç organ parazitleri nedeniyle sokaktaki bir köpeğin yaşamı kronik bir acıdan ibarettir. Dünya Sağlık Örgütü ve ilgili veterinerlik otoritelerinin belirttiği gibi; köpeklerin yeri sokaklar değil, sorumlu sahiplerinin yanları ya da donanımlı bakımevleridir. Sokaklarda köpek bulunmaması hem insan güvenliğinin hem de gerçek anlamda hayvan hakkının temel kuralıdır.