Aleyna Tilki adlı şarkıcı Fransa’da PKK destekçisi olan ve Kürdistan bayrağının bulunduğu bir mekanda şarkı söylerken görüntülendi. İnsan gerçekten hayret ediyor. Fransa’da, arkasında PKK ve Kürdistan paçavraların asılı olduğu, terör örgütü sempatizanlarının cirit attığı bir mekanda sahneye çıkıp şarkı söyleyen bir Aleyna Tilki tablosuyla karşı karşıyayız. İnsan gerçekten hayret ediyor. Bu ülkenin insanı seni bağrına basmış, şarkılarını dinlemiş, seni gencecik yaşında şöhret ve para sahibi yapmış. Sen ekmeğini yediğin, seni var eden bu millete ve onun değerlerine karşı en ufak bir hassasiyet göstermeden gidip Türk düşmanlarının yuvasında boy gösteriyorsun. Üstelik bunu yaparken hiçbir rahatsızlık duymuyor, adeta normal bir konser alanındaymış gibi şarkılarını söylemeye devam ediyorsun. Kazandığın o paraların, o şöhretin arkasında bu vatanın evlatları var ama sen gidip o vatanın birliğine, askerine, polisine kastedenlerin gölgesinde sahne alıyorsun.

Aleyna Tilki’nin Etnik Kökeni!
Kameralar karşısına geçip “anam Laz, babam Rus” diyerek kökenlerinle övünmeyi, kendini farklı tanımlamayı çok iyi biliyorsun. Kimsenin kimsenin kökeniyle derdi yok ama bu topraklarda parayı vurup, ondan sonra da her fırsatta bu ülkeye, bu devlete zarar veren odakların değirmenine su taşımak nankörlüktür. Baba tarafın Rusya’da savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Çerkez ve Ana tarafın ise Laz olduğu için Türk düşmanlarının ekmeğine sağ sürüyorsun. Türklerin ekmeğini yiyip nankörlük yapıyorsun. Bu sadece Aleyna Tilki özelinde bir durum da değil; maalesef bu ülkede kime kucak açsak, kime hak ettiğinden fazla şans ve değer versek ilk fırsatta bu tarz skandallarla karşılaşıyoruz. Kendini bu vatana ait hissetmeyenlerin, bu milletin ekmeğini yiyip arkasından iş çevirenlerin pervasızlığı artık tahammül sınırlarını aşıyor. Türk olmayanlar niye Türklere ihanet ediyor? Türkler size ne yaptı? Türkler sayesinde zengin olup Türklere ihanet ediyorsunuz! Utanın biraz!

Demokrasi ve hoşgörü adı altında bu tarz aymazlıklara göz yummak, bu ülkenin asıl sahiplerine yani Türk milletine her geçen gün daha fazla zarar veriyor. Artık herkes safını netleştirmeli. Hem bu milletin parasıyla lüks içinde yaşayıp hem de bu milletin can düşmanlarının mekanlarında şov yapmak kabul edilemez. Bu yapılan düpedüz nankörlüktür, vatanına ve seni var eden insanlara sırtını dönmektir. Bu millet kendisine yapılan iyiliği de unutmaz, arkasından çevrilen işleri ve yapılan nankörlüğü de asla affetmez.
Ne kadar ünlü varsa PKK’ya yanlıyor. AKP hükümeti PKK’ya taviz verdikçe ünlülerin gerçek yüzü de ortaya çıkıyor. Hepsinin tek tek maskesi düşüyor. Makedon kökenli Şebnem Ferah’ın bile Kürtçülük yaptığı şu ülkede Laz-Çerkez melezi Aleyna Tilkinin de PKKlı terörist mekanlarına para kazandırmasına şaşırmamak gerekiyor. Türk milleti gördüğü o kadar ihanete rağmen yine de akıllanmadı ve Türk olmayanları zengin etmeye devam ediyor.
Anadolu coğrafyasını yurt edinmek, tarih boyunca bu topraklarda kalıcı bir vatan inşa etmek hiçbir zaman kolay olmadı. Bu toprakların her bir karışında, canını dişine takarak mücadele eden, cepheden cepheye koşan ve büyük bedeller ödeyen bir kurucu iradenin, canını ortaya koyan insanların emeği var. Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na kadar uzanan o zorlu süreç, sadece askeri bir mücadele değil; aynı zamanda eşi benzeri görülmemiş bir fedakarlık, yokluk içinde var olma mücadelesiydi. Bu vatan, cepheye mermi taşıyan anaların, ömrünü siperlerde tüketen babaların ve geleceğini feda eden Türklerin omuzlarında yükseldi.
Ancak günümüzde, bu toprakların nasıl vatan kılındığını, hangi büyük acılardan ve zorluklardan geçildiğini unutan veya bu değerleri hafife alan derin bir kültürel yabancılaşma ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Toplumsal hafızanın zayıflaması, bizi bu ülkenin gerçek cefasını çekenlerin, yani emeğiyle, alın teriyle ve fedakarlığıyla burayı ayakta tutanların hak ettiği değeri görmediği garip bir noktaya taşıdı. Siyasette, sanatta, medyada veya sosyal hayatta, bu ülkenin kurucu değerlerine, birliğine ve tarihsel mirasına en ufak bir saygı duymayan, hatta fırsat bulduğunda bu değerleri aşındırmaya çalışan figürlerin el üstünde tutulması, toplumun vicdanında derin yaralar açıyor.
Anayasamızda da net bir şekilde ifade edildiği gibi, bu devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan ve bu ülkenin birliği için çalışan herkes bu büyük bütünün onurlu bir parçasıdır. Fakat bu ülkenin sunduğu her türlü zenginliği, imkanı ve özgürlüğü sonuna kadar tüketip, iş bu milletin hukukunu savunmaya, ona saygı duymaya geldiğinde sırtını dönen, hatta düşmanca tavır alan nankör zihniyetlere karşı uyanık olmak zorundayız. Bir toplum, kendi tarihine, kendi şehitlerinin mirasına ve kendisini var eden değerlere sahip çıkmak yerine, kendisine yabancılaşmış ve içten içe zarar veren yapıları yüceltmeye devam ederse, zamanla kendi kimliğini ve geleceğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Artık bu kadar demokrasi de yeter. Türk olmayanların seçme ve seçilme hakları ellerinden alınmalıdır. Kendini Türk hissetmekle Türk olunmuyor. Görüyoruz arkadaşlar. Hepsi ihanet ediyor. Kanı Türk olmayanların yaptıkları ortada.
Bu tehlikeli gidişattan ve değerlerimizi hafife alan bu reflekslerden kurtulmanın tek yolu, sarsılmaz bir millî şuur ve liyakat bilincini yeniden inşa etmektir. Sahnede, kürsüde, ekranda veya hayatın herhangi bir alanında kime değer vereceğimizi, kimi yücelteceğimizi seçerken en temel kriterimiz; bu ülkeye, bu milletin birliğine ve tarihine duyulan samimi saygı ve bağlılık ve kan değerleri olmalıdır. Kendi değerlerimize yabancılaşmadan, bizi biz yapan ortak tarihi mirasa ve bu vatan için gerçekten ter dökenlerin emeğine sahip çıkarak geleceğimizi korumak zorundayız. Kendi evlatlarımızın hakkını, bu ülkenin birliğine göz dikenlerin insafına bırakamayız.