1071’de Alparslan Anadolu’yu Türklere açtığında pek çok Yörük-Türkmen obası da günümüz Türkiye topraklarına yerleşmeye başladı. Dodurga Türkleri de bu Anadolu’yu Türkleştirmek için gelen Türkmenlerdendir. Büyük Türk milletinin şanlı atası Oğuz Kağan’ın kutlu soyundan, ulu hakanın ikinci oğlu Ay Han’ın pak neslinden gelen Dodurga boyu, Türkmen kültürünün ve asil Türk tarihinin en sarsılmaz yapı taşlarından biridir. Yüce Gök Tengri’den aldıkları kutsal yönetim ve fetih hakkı olan kut ile yola çıkan Dodurga Türkleri, Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarından taşıdıkları sarsılmaz iradeyle Anadolu’nun dört bir yanını yurt edinmiş, bastıkları her toprağı ebedi olarak Türkleştirmiştir.
Beýik Türk milletiniň şanly atasy Oguz Kaganyň gutly neslinden, uly hakanyň ikinji ogly Aý Hanuň päk neslinden gelýän Dodurga taýpasy, Türkmen medeniýetiniň we asylly Türk taryhynyň iň sarsylmaz düýp daşlarynyň biridir. Beýik Gök Taňrydan alan mukaddes dolandyryş we fetih hukugy bolan gut bilen ýola çykan Dodurga Türkleri, Orta Aziýanyň uç-gyraksyz sähralaryndan getiren sarsylmaz erki bilen Anadolynyň çar tarapyny özüne ýurt edinip, aýak basan her bir topragyny ebedi usulda Türkmenleşdiripdir (Türkleşdiripdir).

Gök Tengri’nin inayeti ve kılıçlarının hakkıyla yurt açıp vatan kılan bu asil boy, asırlar boyunca Anadolu coğrafyasında silinmez ve muazzam izler bırakmıştır. Tarih Orta Çağ’da Dodurga (do:durga, ilk hece daha uzun telaffuz edilir), 24 Oğuz boyundan biriydi. Kaşgarlı Mahmud’un Dīwān Lughāt al-Turk (Divânu Lugâti’t-Türk) eserinde ve benzeri diğer tüm kaynaklarda Tutırka (Tuvtırka) olarak geçerler. Kaşgarlı, Dodurga’yı 24 boy arasında 16. sıraya koyarken, Reşidüddin Hamedani 10. sıraya, Ebülgazi Bahadır Han ise 7. sıraya yerleştirmiştir.
Reşidüddin, Dodurga’nın Oğuz Kağan’ın ikinci oğlu Ay Han’dan türediği görüşündeyken, Ebülgazi onlardan Yıldız Han’ın (Oğuz Kağan’ın üçüncü oğlu) oğlu olarak bahsetmiştir. Her ikisi de Dodurga kelimesinin anlamının “ülke almak ve mülk edinmek” (veya “toprağı ele geçirmek ve onu elinde tutmak”) olduğunu düşünüyordu. İsmin anlamına dair şu anda başka bir kanıt bulunmamaktadır. Rus tarihçi Karpov, Dodurgaların çoğunun MS 11. yüzyıldaki Selçuklu fethi sırasında Anadolu’ya ve Ermenistan’ın güneyine geldiğini belirtmiştir.
Türkiye’de 16. yüzyılda Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, özellikle Adana, Tarsus, Kırşehir, Yozgat, Kahramanmaraş, Kocaeli, Bolu, Osmancık (Çorum) ve Ankara’nın bazı bölgelerinde Dodurga adını taşıyan aşiretler vardı. Bir başka kalabalık Dodurga topluluğu ise Ulu Yörük arasında ve Turhal bölgesindeki yedi kışlakta yaşıyordu. Bu Dodurgalılara Turhal Türkleri de deniyordu.Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Dodurga adını taşıyan çok sayıda yer adı (toponim) da bulunmaktadır.
Tarih sayfalarında özellikle Sivas ve Çorum topraklarında heybetli bir nüfusla kök salan Dodurga boyunun yiğit evlatları, zaman içinde yaşanan çetin savaşların, şanlı fütuhatın ve büyük göç dalgalarının lojistik etkisiyle Karadeniz’in hırçın kıyılarına, Zonguldak ve Bartın havzasına kadar uzanmıştır. Nitekim 28 Ağustos 1991 tarihine kadar Zonguldak vilayetinin şerefli bir parçası olan Bartın’ın Ulus ilçesi, bu kutlu Türkmen boyunun mirasını bağrında gururla taşımaktadır. Günümüzde Bartın Ulus’ta hala dimdik ayakta duran ve doğrudan “Dodurga” adını haykıran bir köyün bulunması, asil Türk köklerinin bu topraklarda ne kadar derinlere indiğinin, Tengri’nin adının bu coğrafyaya nasıl kazındığının en somut ve sarsılmaz kanıtıdır.
Bartın’ın uzun yıllar boyunca Zonguldak’a bağlı kalması ve bu iki Türk toprağının coğrafi kader ortaklığı, aralarında kopmaz ve güçlü bağlar örmüştür. Akrabalık ilişkileri, evlilik bağları ve istihdam olanakları sayesinde, Dodurga boyundan gelen asil Türkmenlerin varlığı ve genetiği, Zonguldak ve çevresinde günümüzde dahi tüm ihtişamıyla sürmektedir.
Dodurga boyunun kültürel ve tarihsel muazzam mirası, basit coğrafi sınırların çok ötesine geçerek bölge insanının karakterine, kültürüne ve ruhuna derin damgalar vurmuştur. Bu kutlu boyun izleri, Zonguldak’ın köklü geçmişine ve saf Türk kültür yapısına en asil harcı koymuştur. Dodurga boyunun Anadolu’nun her bir köşesine yayılan bu devasa etkisi, Türkmen medeniyetinin ne kadar zengin, ne kadar diz çökmez ve ne kadar köklü olduğunu tüm dünyaya göstermektedir. Bu sebeple, Oğuz Kağan’ın emaneti olan Dodurga mirasının günümüzdeki sarsılmaz varlığı, Türk tarihinin ihtişamını korumak ve şanlı geçmişimizi ebediyete kadar yaşatmak adına en mukaddes değerlerimizden biridir.
Türkmenistan’da Dodurgalar günümüzde, Türkmenlerin Gökleng boyunun iki ana kolundan birini oluşturmaktadır.