Hakan Şükür Türk futbolunda önemli bir isimdir. Bunu kimse inkar edemez ancak siyasi kariyeri ise felaket derecede kötüdür. Zaten en başta Fethullah Gülenci yani FETO’cu olması tüm kariyerini bitirmiştir. Aldığı kupaların, attığı gollerin bir önemi kalmamıştır. Dahası da var! Türk milletinin vergisiyle Türkiye büyük meclisine girip orada uyumuş, en önemli toplantılarda tabletle, telefonla oynamıştır. Bitti mi? Bitmedi! Bir de utanmadan “Ben Türk değilim Arnavudum, Türkiye’de sadece Türkler yaşamıyor” gibi açıklamalar yapmıştır. Hem Türklüğü kabul etmiyor hem de Türk milletinin vergisiyle, parasıyla zengin oluyor. Hakan Şükür gerçekten cami duvarına işeyen biridir. Arnavut olmakla övünen Hakan Şükür, Milli takımın formasını giydiği zamanlar Arnavut olduğu aklına gelmemişti. Türklerin parasını aldı rahat bir yaşam sürdü. Siyasete girince hemen Arnavut olduğu aklına geldi. Nasıl olsa artık zengin olmuştur. Etnik kimliğini de rahat rahat söylüyordu.

Madem Türklükle bir bağın yoktu, madem bu kimliği özümsememiştin; o zaman o şanlı milli formayı giyip, bu milletin parasıyla trilyonluk servetler edinirken neden hiç sesin çıkmıyordu? Paraları cebine indirirken, lüks içinde yaşarken “Türküm” diyerek tribünleri selamlayan birinin, cebi parayla dolup gücü eline alınca hemen etnik kökenine sarılması, samimiyetten ne kadar uzak olduğunun en net kanıtıdır.

Dahası, bu omurgasızlık sadece etnik kimlik veya siyasetle de sınırlı kalmamıştır. Türkiye’deyken muhafazakar, dindar ve takva sahibi bir profil çizip, eşine cemaat lojistiğinin bir gereği olarak türban taktıran bu şahıs, rüzgar tersine dönüp Amerika’ya kaçtığı an eşinin başını açtırmış, dekolteli kıyafetlerle boy göstermesine müsaade etmiştir. Bu durum, savundukları inancın, değerlerin ve yaşam tarzının aslında inançtan değil, tamamen dönemsel çıkarlardan ve konjonktürden ibaret olduğunu ayan beyan ortaya koymaktadır. Türkiye’de güç devşirmek için dini ve örtüyü bir piyon gibi kullananlar, okyanus ötesine geçtiklerinde modernlik maskesi takmaktan zerre utanmamışlardır.
FETÖ gibi eli kanlı, bu milletin geleceğine kastetmiş bir terör örgütünün kuyruğuna takılarak kendi ülkesine ihanet eden, ardından arkasına bile bakmadan kaçan bu figürün ne attığı gollerin ne de kazandığı kupaların artık bu milletin gözünde hiçbir değeri kalmıştır. Hem bu milletin parasıyla zengin olacaksın, hem en zor zamanda ülkene sırtını dönüp kaçacaksın, hem de gittiğin yerde duruma göre kimlik ve kıyafet değiştireceksin… Bu tam anlamıyla bir ilkesizlik, iki yüzlülük ve rezilliktir. Türkiye’de cami duvarına işeyen bu zihniyet, tarih sayfalarında hak ettiği gibi, sadece bir sporcu olarak değil, karakter olarak da tamamen sınıfta kalmış bir firari olarak anılmaya mahkumdur.