Nihal ATSIZ: İlericiler

Nihal ATSIZ: İlericiler (Makale) Disiplin, medeniyetin getirdiği bir davranış şeklidir. Medeniyetin doğurduğu meseleler birçok fedakarlığı gerektirdiğinden insanlar hürriyetlerinden, haklarından ve çıkarlarından vazgeçmek suretiyle bu disipline uyarlar. Bugünün medeniyetinde romantik hürriyet yoktur. Hürriyet yalnız vicdanlarda ve kafaların içindedir. Davranış hürriyeti geri kalmış toplumların işidir. Hürriyetin sınırsızlığı ise ancak hayvanlara mahsustur. Kendilerine “ilerici” ve kendileri gibi düşünmeyen herkese “gerici” diyen bir züppeler ve hayvanlaşmış insanlar topluluğu işte bu sınırsız hürriyeti istiyorlar. Bir topluluğu diri tutan disiplinlerden hiçbirini tanımak istemiyorlar. Kanunlarda işlerine gelmeyen maddeleri kaldırmak davasını güdüyorlar. Ahlakı tahrip etse dahi basının kayıtsız hürriyetini savunuyorlar. Serbest aşk istiyorlar. Kanunlar hürriyeti kısmak, yani insanları … Okumaya devam et Nihal ATSIZ: İlericiler

Atsız: Cumhuriyet’den Umduğumuzu Bulamadık

Ey ahmaklar! Ey kafası işlemeyenler! Ey hainler! Fikir özgürlüğü anayasa, şeref, vatan, ahlak ve milli çıkarlar düzeni içinde olacaktır. Türk devletini başka bir devlete bağlamak isteyen fikir, Türkiye’yi bölmek isteyen fikir, aileyi kaldırmak isteyen fikir, insanların güneşe tapmalarını isteyen fikir, fikir değildir. Kabul olunamaz, savunulamaz. Hürriyet kötüye kullanılıyor. Fikirlerde ve davranışlarda gittikçe artan hafiflik ve hatta cıvıklık göze çarpıyor. Mutlakıyet ve cumhuriyetten umduğumuzu bulamadık. Bir de “ciddiyet” ilan olunsa da onu denesek, nasıl olur? (18 Nisan 1966), ÖTÜKEN, 30 Nisan 1966, Sayı: 28 Okumaya devam et Atsız: Cumhuriyet’den Umduğumuzu Bulamadık

Nihal Atsız’a Göre 3 Mayıs’ın Önemi

3 Mayıs günü Türkçülerin tarihte ilk defa görülen bir davranışlarıdır. Türkçülüğün düşünceden harekete geçmesidir. “Bir gösteriden ne çıkar? Bu da anılmaya değer mi?” diye düşünenler bulunabilir. Bugünün kanunları himayesinde, anayasaya ve her türlü hürriyetlere dayanarak nümayiş yapmak kolaydır. Nitekim dünya şimdi ucuz kahramanlarla dolup taşıyor. Fakat Türkiye’de koyu bir istibdadın hüküm sürdüğü (CHP), “Kanun’un beş telli bir saz” olduğu çağlarda, polisin insanları tevkif ederek keyfi istediği kadar alıkoymak yetkisine sahip olduğu yıllarda bunu yapmak, yapabilmek gerçekten bir yürek ve inanç meselesidir. 3 Mayıs büyük ıstırapların başlangıcı ve kaynağı olan bir gün olduğu halde bir dönüm noktası, bir benimsenmiş gündür. O … Okumaya devam et Nihal Atsız’a Göre 3 Mayıs’ın Önemi

Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki

Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki Ünlü Türkçülerden Nihal Atsız, Türkler arasındaki mezhep kavgalarını ve savaşlarını en gereksiz olaylardan biri olarak görmektedir. Çünkü Türklerin kendi arasında kavga sebebi saydığı bu mezheplerin hepsi yabancıdır. Atsız, Arapların iç işleri yüzünden Türklerin birbirleriyle savaşmalarını, kan dökmelerinin artık eskide kaldığını, Türklerin başka milletler dinleri, mezhepleri yüzünden birbirlerini öldürmemesini ve artık birleşme vaktinin geldiğini söyler. Çünkü artık modern çağdayız. Bilgiye kolayca erişebiliyoruz. Atsız’a göre Kerbela olayları, Ali’nin öldürülmesi, Muaviye meselesi Türkleri ilgilendirmemelidir. Türkler, birlikte hareket etmeli ve tek vücut olmalıdır. Türklerin bu meseleler yüzünden birbirini boğazlaması utanç verici bir olaydır. Atsız Ali-Muaviye kavgasına şu alttaki sözleri … Okumaya devam et Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki

Nihal Atsız’ın Vasiyeti Gerçek mi?

Nihal Atsız’ın vasiyetini hepiniz bilirsiniz. Bu vasiyetin son zamanlarda gerçek olmadığı ile ilgili pek çok paylaşım mevcuttur ve bu paylaşımlar çığ gibi büyümektedir. Özellikle milliyetçi düşüncelerin iyice yumuşadığı ve evrim geçirdiği günümüz çağında, Nihal Atsız’ın düşünceleri de yumuşatılmakta ve değiştirilmektedir. Atsız o meşhur vasiyeti ise şudur; Yağmur, Oğlum! Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol. Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. … Okumaya devam et Nihal Atsız’ın Vasiyeti Gerçek mi?

Nihal Atsız’dan Kemalistlere Eleştiri

Nihal Atsız’ın Kemalist yönetim ve Kemalistler ile yıldızı parlamamıştır. Tek parti döneminde çok defa sürgün yiyen, mahkemelere çıkan, tabutluk denilen kıpırdaması bile mümkün olmayan bir dolabın içinde işkence gören Nihal Atsız, Kemalistler için milli değildir demiştir. Nihal Atsız’ın o sözleri; Çingene cemiyetinde bile, milli mukaddesat ve milli mefahir diye tanınan şeylere dil uzattırmazlar. Yazık ki, Kemalist bunu yapıyor ve birleşmiş Avrupa’yı tepeleyen Yıldırım’la tarihte yeni bir devir açan Fatih’e hakaret ediyor. Bunu yaparken, bu millet ve bu vatanın can düşmanı olan komünistlerin bile kendisi kadar ileri gidemediklerini unutuyor. Hatırlardadır ki, bir zamanlar da komünistler “putları kırıyoruz” diye Mehmed Emin’e Abdülhak … Okumaya devam et Nihal Atsız’dan Kemalistlere Eleştiri

Nihal Atsız: Bozkurt Türklerin Millî Sembolüdür

Bozkurt tarih boyunca Türklere yol göstrmiş ve sembol olmuştur. Ergenekon Destanında Türklere yol gösteren de bozkurttur. Göktürk bayrağında da bozkurt vardır. Bozkurt siyasi bir sembol değildir. Tüm Türk halklarının ortak sembolüdür. Ünlü fikir adamı, Türkolog, şair, edebiyatçı ve Türkçü Nihal Atsız’a göre de Bozkurt Türklerin Milli Sembolüdür. Devşirme ve komünist, Türklükten ve Türkçülükten korkar. Türklüğün lehine olan her hareketin, her davranışın, her eserin, her kanunun aleyhindedir.Çok uzaktan bile olsa Türklüğü, Türkçülüğü hatırlatan ne varsa ondan ürker, titrer. Bozkurt düşmanlığı bundandır. Çünkü Bozkurt Türklerin millî sembolüdür. Tarihten önceki çağlarda onu kılavuz diye kabul etmiş, hatta kendilerinin Bozkurttan türediğine inanmışlardır. Türk Kağanlarının … Okumaya devam et Nihal Atsız: Bozkurt Türklerin Millî Sembolüdür

Nihal Atsız Kimdir? Hiç Duymadığınız Sözleri

Nihal Atsız Kimdir? Hiç Duymadığınız Sözleri… Nihal Atsız hakkında en çok şehir efsane dolaşan şahsiyetlerin başında gelmektedir. Mesela Atsız kendisini Irkçı ve Turancı olarak tanımlarken bazı kimseler Atsız ırkçı değildi demektedir ve Atsız hakkında yalan yanlış sözler uygulanmaktadır. Arkadaşlar, bir kişiyi ya olduğu gibi sevmelisiniz ya da sevmemelisiniz. Evet, Atsız bizzat kendisi ifade ettiği gibi ırkçı biridir. Bunu sık sık tekrarlamıştır. Bugün 12 Ocak 2021. Bundan tam 116 yıl önce Türkiye’de Hüseyin Nihal Atsız doğdu. Kendisi Türk tarihine damga vurmuş bir şahsiyettir. Çok aksiyonlu bir hayatı olmuştur. Kimi yerde kahraman kimi yerde devlet düşmanı ilan edilmiştir. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Nihal … Okumaya devam et Nihal Atsız Kimdir? Hiç Duymadığınız Sözleri

Türk Kadınını Barış Ninnileri Söyleyenler Temsil Edemez!

Yine yola girdik, Suyumuz bitmişti. Bu bitiş bizi hayli yıprandırdı. Fakat şikâyet yoktu. En zayıfımız olan, daima yorulacak sandığımız Mehpare bile duraklarda kendisine verdiğimiz bir iki yudum ılık ve tozlu suya kanarak bir Türk askeri gibi yürüyordu. Saat birde Davut Bey çiftliğine vardık. Çiftlik haraptı. Arnavut olan sahipleri Maydos’a inmişler ve burasını ‐ tabiî – bir Arnavut olan bekçiye bırakmışlardı. İşte yine kanımızı donduran bir tesadüf… Balkan savaşında ordumuzu kancıkça arkadan vuran bir iğrenç unsura biz yurdun ıssız bucaklarında da rastlayacak mı idik? Buradan Arıburnu’na kadar köye tesadüf etmeyeceğimiz için ekmek bulmak lâzımdı. Çiftlikte ise o gün için hazır ekmek … Okumaya devam et Türk Kadınını Barış Ninnileri Söyleyenler Temsil Edemez!

Şuuraltında Yaşayan Ülkü!

Millî birlik ve millî birlikten sonra cihan hâkimiyeti, milletin şuuraltında yaşayan bir ülküdür. Şuuraltındaki bu istek, zaman zaman şuura çıkar. Zaman iyi seçilmişse muzaffer olur. İyi seçilmemişse milletin başını derde sokabilir. Fakat bu ülkü, milletin hız ve ahlâk kaynağıdır. Bir gaye için ıstırap çeken, fakat buna isteyerek katlanan insan gibi, milletler de millî ülküleri için hesapsız fedâkârlığa katlanırlar, katlanmışlardır. Ülkü yolunda yürüyen milletler başka milletleri hem korkutur, hem de hayran bırakır. Ülkü yolunda yürüyen millet, kendisinde başka milletlere karşı mevcut aşağılık duygusunu atmıştır. Kendisine inandığı ve hiçbir şeyden korkmadığı için, düşmanlarının çokluğundan, tekniğinden ürkmez. Ölümü seven milletlere, hayat, kollarını açar. … Okumaya devam et Şuuraltında Yaşayan Ülkü!

Hititler Türk mü? Hititler Hakkında Malumat

Dîl, antropoloji, kanun ve Örf bakımından Türklerle hiç bir ilişiği bulunmayan Hattiler yani Hititler, bu tarihte (Kemalist Devirde), bize, Türkiye Türklerinin ataları gibi gösterilmektedir. Kısa boylu, kısa boyunlu, gür ve kıvırcık saç ve sakallı biçimsiz Hattilerin bizimle nasıl bir ilişiği olabilir? Yazıları okunmuş, Turanlı olmadıkları anlaşılmıştır. Kanunları ele geçmiş ve neşredilmiştir. Malûm devirlerdeki Türk yasa, türe ve göreneğine uyar tarafları yoktur. Hattâ bunların brakisefal olduğu bile şüphelidir. Çünkü toprak altından çıkarılan iki Hatti kafasının brakisefal olmadıkları için bir antropoloji mütehassısı tarafından imha olunduğunu bana Köp‐rûlüzade Fuat söylemişti. Kanunlarından gayet ahlâksız bir millet olduğunu anladığımız Hattileri Türk saymakla takip olunan gaye … Okumaya devam et Hititler Türk mü? Hititler Hakkında Malumat

Nihal Atsız Siyasetçileri Eleştiriyor

Azınlıklar, o ülkede, ancak, asıl sahiplerin milli haklarına saygı göstermek şartıyla, adalet içinde yaşamak hakkına sahiptirler ve hiçbir suretle, kendi özel ve milli şartlarını, çıkarlarını ileri süremezler. Hele memleketin asıl sahiplerinin hak ve çıkarları aleyhinde hiçbir dilekte bulunamazlar. Bu takdirde vatana ihanet etmiş olurlar.Türkiye’de, yüzde on gücenecek diye yüzde doksanı Türkçülük yapmakta alıkoymaya çalışmak, adeta, yüzde onun manevi diktatörlüğünü kurmak demektir. Böyle bir düşüncenin ahlakla ve kanunla ilgisi yoktur. Hiçbir türlü mantıkta da makbul bir prensip değildir. Hüseyin Nihâl Atsız |Orkun, 13 Ekim 1950 Okumaya devam et Nihal Atsız Siyasetçileri Eleştiriyor

Meğer Yahudi imiş

Burada Münih Posta İdaresinin 10 üzerinden “on ve üç yıldız” alan bir başarısını da kaydedeyim.Almanya’ya dinlenmek ve tedavi için gittiğimi Ötüken’de okuyan Adana’daki ülküdaşlarımızdan birisi ciddî bir rahatsızlığım olduğunu sanarak Münih’e bir mektup yazmış. Adresimi bilmiyordu. Fakat Bedriye Atsız’ın üniversitede okutman olduğunu biliyordu. Bu ülküdaşımız, zarfı “Münih Üniversitesi Okutmanı Bedriye Atsız eliyle Atsız” diye yazmış. Mektup beni buldu. “Başarı bunun neresinde” diyeceksiniz. Başarı, zarftaki adresin Türkçe yazılmış olmasına rağmen beni bulmasında. Münih Postası 10 numara ile üç yıldızı hak etmedi mi? Münih’e Türk üniversitelerinin profesör, doçent ve asistanlarından sık sık bazı kimseler geliyor. Bunlardan, adı İstanbul’da bir kitap hırsızlığı meselesine … Okumaya devam et Meğer Yahudi imiş

Düşmanın Hilesine Kanma!

Milletimiz Orta Asya’daki hayatının en eski yüzyıllarında atı ehlileştirmek suretiyle mesafeleri kısaltmayı bilmiş, böylelikle geniş bölgeleri kontrol etmek imkânını bularak büyük devlet kurmak başarısını sağlamıştır. Başka milletler ancak şehir devletleri kurabilirken, birçok şehirleri de içine alan bu devletler, Türklerde cihan hâkimiyeti ve büyük ülkülere bağlanma düşüncelerini doğurmuştur. Hun, Gök Türk ve Osmanlı imparatorlukları bu büyük ülkünün sonucu olup cihan tarihinde bunlarla kıyaslanabilecek devletler olarak yalnız Roma ve Abbasiler gösterilebilir. Milletimiz, tarihinin her devrinde büyük devlet sahibi olmuş ve 1918 yılına kadar, en güçsüz zamanlarımız da dahil olmak üzere, Türkiye daima büyük devlet sayılmıştır. Fakat Birinci Cihan Savaşında yenilip topraklarımızın yarısını … Okumaya devam et Düşmanın Hilesine Kanma!

Milletlerin Temeli Ahlaktır!

MİLLETLERİN temeli ahlaktır. Ordu, bilgi, teşkilat gibi şeyler ahlaktan sonra gelir. Gerek Türk milleti olsun, gerek başka milletler olsun, ahlakça yüksek oldukları zaman büyümüşler, ahlak sağlamlıkları bozulduğu zaman da çürüyüp dağılmışlardır. Roma, İran, Bizans, İspanyada’ki Gotlar, Araplar ahlaklarının bozukluğu yüzünden battılar. Dünkü Fransa , ahlak bozukluğu yüzünden devrildi. Türk tarihinde geçirilen sarsıntıların, baş sebebi de ahlakın gevşemesidir. Her ne kadar bu gevşeme Türkümsüler, Dönmeler ve Devşirmeler yüzünden olmuşsa da, yine aynı sebepler ve aynı sonuçlar apaçık görülmektedir. Bir milletin, özellikle gençliğin ahlakı önemlidir. Çünkü milletin mukadderatı söz konusu olduğu yerlerde, onlar iş görecekler, kan dökeceklerdir. Gençlik, kendini saran maddi ve … Okumaya devam et Milletlerin Temeli Ahlaktır!

Nihal ATSIZ: Kinimiz dinimizdir!

Türkçülüğün kendisine has bir dünya görüşü vardır. Gerçekci olan Türkçülük “yaşamak için kavga” yasasının sonuna kadar devam edeceğine inandığından, askerliğe karşı saygı duymakta ve soyumuzun asker miller olmak geleneğini geliştirme amacını gütmektedir. “Artık savaş olmayacak” gibi uyuşturucu telkinlerin , milli savunmamızı gevşetmesi bakımından aleyhindeyiz. Dünyadan savaşı kaldırmak düşüncesi, yüzyıllardan beri denenmiş, fakat tutmamıştır. “ROMA BARIŞI” denen sözde barış sisteminin büyük kırgınlarla, askeri hazırlıkla, zorbalıkla sağlanmış, fakat hiçbir zaman ömürlü olmamış bir sistem olduğu unutulmamalıdır. Gerçek askeri erdemlerin diriltilmesi ve ruhlarda kökleşmesi taraftarıyız. Askerlik, kalıp işi değil, ruh işidir. Fakat kalıbın da ruha uygun olması şarttır. Bize fenalığı dokunmayan milletlerin, fikirlerin … Okumaya devam et Nihal ATSIZ: Kinimiz dinimizdir!

Milli Mefkure (Ülkü)

Milletleri yükselten şey milli mefkurelerdir. Milli mefkuresi olmayan millet gerilemeye, hiç değilse yerinde saymaya mahkumdur. Milli mefkuresi olmayan milletler medeniyet sahasında yükselmiş olsalar da başka milletlerin gölgesi olmaktan kurtulamazlar. Milli mefkure her zaman milletin büyükleri tarafından prensip haline getirilmiş olmaz. Mefkurenin, mefkure olarak millete hız vermesi için o millet fertlerinin beyninde ve gönlünde yaşaması kafidir. Eski Roma cihana hükmetmek sevdasında idi. Çünkü her Romalının kalbinde kendi milletinin üstünlüğü ve başka milletlere hükmetmek arzusu bir aşk halinde idi. Araplar İslamiyet mefkuresiyle heyecanlanmasalardılar İran’ı bir hamlede yıkıp Bizans’ı sarsan büyük imparatorluğu rüyalarında bile kuramazlardı. Çingiz ve Temür istilalarını sade zamanın uygunluğuna ve … Okumaya devam et Milli Mefkure (Ülkü)

Sosyal Adalet ve Sosyalizm Modası

Dünya gitgide daha çok modaların tesirinde kalıyor. Moda artık yalnız iradesiz kadınları değil, fikir ve sanat alanını da dalgalandıran bir faktör oluyor. Bakıyorsunuz günün birinde bir kitap yahut bir yazar moda olmuş, herkes ondan bahsediyor; başka bir günde siyasî ve iktisadî bir rejimin dilden düşmediğini görüyorsunuz. Bizdeki bu türlü son modalardan biri sosyal adalet, bir ikincisi de sosyalizmdir. Bu türlü modaların gelip geçmesinden, tartışılmasından milletçe bazı faydalar sağlanır mı, belli değil. Zararı ise asıl davaları unutturmasındadır. Asıl dava deyince bugün pek çok konuşulan kalkınma ve toprak reformu değil, onlardan daha önce düşünülmesi gereken, onlar olmadıkça bütün reformların neticesiz kalacağı muhakkak … Okumaya devam et Sosyal Adalet ve Sosyalizm Modası

Nihâl Atsız: Irkçı değil misin? Irkçılığa düşman mısın?

Milletimiz tarih boyunca plânlı, istekli ve ülkülü yaşamış, ülkü olarak büyük devlet, yasa düzeni ve cihan hâkimiyeti fikirlerini benimsemiştir. Yalnız Orta Asya’da yaşadığımız çağlarda Mançurya ile Hazar Denizi arasındaki bölgeyi tek yasa altında birleştirip düzen kurmak Türk’lerin değişmez amaçlarıydı. Bu sınırlarda ileri gitme ve geri kalma olsa da cihana hâkim olmak düşüncesinde hiçbir değişiklik olmazdı. Selçuklular’la birlikte Önasya’nın alınmasından sonra ise hedefler değişmiş, eski cihan hâkimiyeti ve büyük devlet düşüncesi Kızılelma adını almıştı. Osmanlı fütûhatının nasıl büyük bir devlet plânına dayandığı gittikçe daha çok gün ışığına çıkmaktadır. Bundan ne kazandık diye sorulabilir. Tarihin diri ve yiğit milleti olduk. Azlık olmamıza … Okumaya devam et Nihâl Atsız: Irkçı değil misin? Irkçılığa düşman mısın?

Türkçemizi Düzgün Kullanalım

Türkiye’de milli ülkünün hükümetler eliyle yok edilmesinden ve milli eğitimin başına uzun yıllar kozmopolit unsurların gelmesinden sonra kültürün bütün alanlarında olduğu gibi “dil” de de bir yozlaşmanın ve soysuzlaşmanın başladığı bilinen, görülen bir gerçektir. Türkçeyi Türkleştirmekle, Türkçeleştiriyoruz diye bozmanın birbirine karıştırıldığı zamanımızda, ortada görülen manzara aklın, mantığın ve bilginin safdışı edilmesidir. Halk P artisi hükümetleri zamanında okullardan Türkçe dilbilgisi (gramer)nin yıllarca kaldırılması neticesinde doğru Türkçe yazamayan birkaç nesil türediği gibi, Türkçeyi Türkçeleştirmek bahanesiyle yapılan bozmaların sonucu da ortaya dil diye gülünç bir ucube çıkarması olmuştur. Türkçeyi yanlış kullanma hastalığı, bir zamanlar, Mareşel Fevzi Çakmak’ın Genel Kurmay Başkanlığı sırasında askerlik terimlerini … Okumaya devam et Türkçemizi Düzgün Kullanalım