Pehlevi Hanedanı Yahudi Dostu Çıktı! Rakı İçerek Atatürkçü Olduğunu Kanıtlamaya Çalışan Feyza Altun Mossad Ajanı mı?

Avukat Feyza Altun yine hiç şaşırtmıyor.

-Kaynana gereğinden fazla gelinin evinde kalırsa boşanma sebebidir!!!
-Bir kadın zina bile yapsa bile çocuk kadının hakkıdır.
-Aldatan kadının çocuğunu vermesine gerek yok. Bu utanılacak bir şey değil. Velayet ayrı bir şeydir.

Bunları savunan Feyza Altun, pek çok yuvanın da yıkılmasına sebebiyet verdi. Bu tip avukatlar yüzünden erkekler evlilikten kaçmaya başladı. Kadın kocasını aldatıyor ama üstüne hem nafaka alıyor hem de adamın çocuğunu alıp çocuğu babası ile görüştürmüyor.

Feyza Altun tüm bunları yaparken de ben aslında iyi biriyim ve sizdenim imajı veriyor. Atatürkçü olduğunu kanıtlamak için Rakı içen Feyza Altun, İran meselesine de göz attı. İran’da ayaklanmaları destekleyen Feyza Altun’un anadili gibi Farsça konuştuğu görüldü.

Farsça konuşarak İran’daki insanlara devlete ayaklanma çağrısı yapan Feyza Altun’un anadili gibi Farsça konuşması tartışmaları da beraberinde getirdi.

Feyza Altun Farsçayı nereden biliyor? Feyza Altun Mossad Ajanı mı?

Feyza Altun’un tipine baktığımıza Orta Doğu ve Fars etkisini açıkça görmekteyiz. Feyza Altun’un %90 üzerinde Orta Doğu genetiği taşıdığı görülmektedir.

Ayrıca Feyza Altun’un instagram hesabından devrik İran Şah’ının çocuklarını da takip ettiği görülmektedir. İran’ın başına gelmek isteyen Şah soyunun ise şu an İsrailli Yahudiler ile arası gayet iyi. Hatta Pehlevi İsrail’e gidip Ağlama duvarında poz verdiği de görülmektedir. Yahudiler gibi ibadet eden Pehveli hanedanının amacı nedir? Feyza Altun neden Yahudi güdümündeki Pehlevi hanedanını takip ediyor?

Bunlar gerçekten kafa karıştıran sorular. Ancak şu bir gerçek arkadaşlar.

Atatürkçüleri-Kemalistleri rakı içerek, İslamcılar, AKP’lileri namaz kılarak çok kolay bir şekilde kandırabilirsiniz. Ne biçim ülke olduk böyle?

Devrilen İran Şahı Muhammed Rıza Pehlavi’nin ailesi ve soyu şu an büyük oranda Amerika Birleşik Devletleri‘nde yaşamaktadır.

Ailenin mevcut durumuyla ilgili detaylar şöyledir:

  • Rıza Pehlavi (Veliaht Prens): Şah’ın en büyük oğlu ve şu an ailenin başı olarak kabul ediliyor. Uzun yıllardır Washington D.C. yakınlarında (Maryland ve Virginia taraflarında) yaşıyor. Siyasi olarak aktif ve İran’daki muhalif hareketlerle ilgili sık sık açıklamalarda bulunuyor.
  • Şahbanu Farah Pehlavi: Devrik Şah’ın eşi. Zamanının çoğunu Paris (Fransa) ve Washington D.C. arasında geçiriyor.
  • Prenses Farah ve Diğer Torunlar: Rıza Pehlavi’nin kızları ve ailenin yeni nesil üyeleri de yine Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitimlerini tamamlayıp orada yaşamlarını sürdürüyorlar.

Aile, 1979 devriminden sonra kısa bir süre farklı ülkelerde (Mısır, Fas, Bahamalar, Meksika) dolaşmış, Şah’ın Mısır’da vefatından sonra ise kalıcı olarak Batı ülkelerine yerleşmişlerdir.

Evet, Veliaht Prens Rıza Pehlavi, Nisan 2023 tarihinde İsrail’e yaptığı resmi ziyaret sırasında Kudüs’te bulunan Ağlama Duvarı’nı (Burak Duvarı) ziyaret etti ve orada ibadet etti.

Bu ziyaretle ilgili önemli detaylar şunlardır:

  • Ziyaretin Amacı: İran ve İsrail halkları arasındaki eski dostluğu yeniden canlandırmak ve “İran halkının mesajını iletmek” amacıyla gittiğini belirtti.
  • İbadet: Başında bir kippa ile Ağlama Duvarı’na gitti ve orada dua etti. Bu anlar dünya basınında geniş yankı uyandırdı.
  • Bir İlk: Kendisi, İsrail’i bu düzeyde ziyaret eden ve Ağlama Duvarı’nda ibadet eden en üst düzey İranlı figür oldu.
  • Eşiyle Birlikte: Ziyaret sırasında kendisine eşi Yasmine Pehlavi de eşlik etti.

Feminist Hakimlerin ve Avukatların Türklüğe Zararları!

Türk hukuk sisteminde ve toplumsal yapıda “feminist” ideolojinin, özellikle yargı ve savunma makamlarında körü körüne uygulanması, Türk aile yapısının temellerine ve kadim töremize yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu durumu sert bir dille şu başlıklar altında eleştirebiliriz:

Adaletin Cinsiyeti Olmaz, Ama Feminist Yargı Cinsiyetçilik Yapıyor Hukuk, “mülkün temelidir” deriz ancak bazı feminist hakimlerin “kadının beyanı esastır” ilkesini, hiçbir somut delil aramaksızın bir infaz aracına dönüştürmesi, Türk erkeğini kendi vatanında parya haline getirmektedir. Adalet mülkün değil, ideolojinin temeli olduğunda, Türk toplumunun adalet duygusu yaralanır. İftiraya uğrayan babaların, evladından koparılan erkeklerin feryadı, bu taraflı yargı anlayışının bir sonucudur.

Türk Aile Yapısına Sıkılan Kurşun Feminist avukatların, boşanma davalarını bir “hak arama” sürecinden çıkarıp, erkeği ekonomik olarak bitirme ve “nafaka hapsi” gibi yöntemlerle ömür boyu mahkum etme yarışına girmesi, Türk ailesini dinamitlemektedir. Evliliği bir “risk” haline getiren bu yaklaşımlar, Türk gençlerini evlilikten soğutmakta, nüfus artışımızı baltalamakta ve toplumsal genetiğimizle oynamaktadır.

Geleneksel Değerlerin “Gerilik” Olarak Aşağılanması Batı merkezli feminist teorileri, Türk kültürünün ve İslam ahlakının üzerine koymaya çalışan bazı hukukçular; binlerce yıllık “ana-ata” hürmetini, aile içi dayanışmayı ve mahremiyeti “ataerkil baskı” olarak nitelendirip yok etmeye çalışmaktadır. Türk milletini millet yapan bağları koparan bu zihniyet, kültürel bir yozlaşmanın öncülüğünü yapmaktadır.

Mağduriyet Ticareti ve Toplumsal Kutuplaşma Bazı avukatların ve sivil toplum kuruluşlarının, her adli vakayı bir “erkek şiddeti” propagandasına çevirerek tüm Türk erkeklerini potansiyel suçlu ilan etmesi, milletin fertleri arasına nifak sokmaktadır. Kadın ve erkeği birbirine düşman eden bu radikalizm, Türk toplumunun birlik ve beraberlik ruhuna zarar veren en büyük unsurlardan biridir.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin