Tiyatrocu Haldun Dormen Ölecek mi? Haldun Dormen Entübe Edildi!

Türk tiyatrosunun sahne ışıkları bugün biraz daha loş. Perde arkasında, kuliste sessiz bir bekleyiş var. Alkışların, kahkahaların, repliklerin içinden geçen koskoca bir ömür şimdi bir hastane odasında, makinelerin ritmine emanet.

Usta tiyatrocu Haldun Dormen, günlerdir enfeksiyon nedeniyle tedavi görüyordu. Herkes “iyiye gidiyor” demek istiyordu ama bugün gelen haber, içlere oturdu. Dormen’in entübe edildiği açıklandı. Bu cümle kısa ama ağırlığı çok büyük. Çünkü bu ülkede tiyatro denince akla gelen ilk isimlerden biri artık nefesini bir makineyle paylaşıyor.

97 yıllık bir hayat… Ama öyle sıradan bir 97 yıl değil. Sahne tozuyla yoğrulmuş, gençlere yol göstermiş, tiyatroya omuz vermiş, alkışlarla ayakta kalmış bir ömür. Şimdi o alkışlar suskun, yerini fısıltılara, dualara ve “dayan” demelere bırakmış durumda.

Bu sessizliği bozan tek ses, oğlu Ömer Dormen’in paylaştığı satırlar oldu. Kısa ama yüreği olan satırlar. Bir evladın, babasına seslenişi gibiydi. Hem güçlü durmaya çalışan hem de içten içe korkan bir ses tonu vardı o mesajda. “Solunumunu daha iyi destekleyebilmek için entübe edildi” cümlesi teknik bir açıklama gibi duruyor ama arkasında koca bir endişe, uzun bir gece, uykusuz saatler saklı. “Yaparsın şekerim” dedi oğul. Bu bir cümle değil, bir tutunma şekli. Bir hatıra, belki sahne arkasında söylenmiş eski bir laf, belki yıllardır süren bir baba-oğul dilinin en saf hâli. Ardından gelen “bunu da atlatacağına inanıyorum” sözleri ise umudun son kalesi gibi. İnsan bazen inanarak hayatta tutar sevdiğini. Haldun Dormen şu an yoğun bakımda. Zaman ağır akıyor. Saatler geçmiyor, dakikalar uzuyor. Tiyatro camiası, öğrencileri, seyircileri, onu sadece sahnede tanıyanlar bile aynı soruyu soruyor: “Bir alkış daha alabilecek mi?” Kimse yüksek sesle söylemiyor ama herkes biliyor; bu bekleyiş sadece bir sağlık haberi değil. Bu, bir dönemin nefes alışını izlemek gibi. Sahne kapanmadan önceki o son sessizlik gibi. Ama tiyatroda her zaman bir ihtimal vardır. Perde bazen hiç beklenmedik anda tekrar açılır. Şimdi herkes aynı dilekte birleşiyor. İyi bir haber. Küçük bir kıpırtı. Bir umut ışığı. Çünkü Haldun Dormen, hayatı boyunca sahneden hiç korkmadı. Belki bu en zor rolünü de, yine sessizce ama dimdik oynuyordur. Bekliyoruz. Nefesimizi tutarak.

Türk tiyatrosunun ve sinemasının yaşayan efsanesi, duayen ismi Haldun Dormen, sanat hayatına yön veren gerçek bir ekoldür. 1928 yılında Mersin’de doğan sanatçı, varlıklı bir ailenin çocuğu olmasına rağmen konforlu bir hayat yerine sanatın çileli ama onurlu yolunu seçmiştir. Robert Kolej’deki eğitiminin ardından Amerika’da Yale Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi alarak modern oyunculuk ve yönetmenlik tekniklerini Türkiye’ye taşıyan isim olmuştur.

1954 yılında kurduğu Dormen Tiyatrosu ile Türkiye’de özel tiyatronun kurumsallaşmasında öncü bir rol oynamıştır. Sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda muazzam bir hoca ve vizyonerdir. Bugün ekranlarda ve sahnelerde izlediğimiz pek çok dev ismin (Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Metin Serezli gibi) yetişmesinde emeği büyüktür. Batılı anlamda bulvar tiyatrosunu ve müzikalleri Türkiye’ye sevdiren adamdır. “Sokak Kızı İrma” ve “Hisseli Harikalar Kumpanyası” gibi unutulmaz eserlerin altında onun imzası vardır.

Haldun Dormen, sadece sahnede değil, kamera önünde de “Dadı” dizisindeki Uşak Pertev gibi ikonik karakterlerle halkın gönlüne taht kurmuştur. Sanatçı kimliğinin yanı sıra beyefendiliği, disiplini ve bitmek bilmeyen enerjisiyle genç nesillere örnek olmaya devam etmektedir. “Sürç-i Lisan Ettiysek Affola” sözünü sahnelerimize mühürleyen, Türk tiyatrosunu modernleştiren ve her şeyden önemlisi “tiyatro bir aşktır” felsefesini hayatıyla kanıtlayan bir sanat çınarıdır.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin