ÇİN DEVLETİ KOMŞULARINI İŞGAL EDEREK BÜYÜDÜ! DOĞU TÜRKİSTAN NASIL SÖMÜRÜLÜYOR?

Bak şimdi, açık açık konuşalım. Çin’in Doğu Türkistan’da, Tibet’te, İç Moğolistan’da, Mançurya’da yaptığı şey “egemenlik” falan değil; düpedüz işgal, baskı ve sistemli asimilasyon. Buna başka isim bulmaya gerek yok. Ne kadar süslerlerse süslesinler, gerçek bu. Çin devleti tarih boyunca Türkler ve Türklerle akraba olan göçebe kavimler tarafından yönetildi. Son yüz yılda ise yönetimi Çinliler ele aldı. Çinliler yönetimi alana kadar oradaki tüm halklar barış içinde yaşıyordu. Uygurlar, Kırgızlar, Mançular, Moğollar, Han Çinlileri, Tunguzlar hepsi sessiz sakin yaşıyordu. Ancak Batılıların Çin’i işgal etmesi ve sonrasında komünist Çinlilerin Çin Yönetimini ele geçirmesiyle kardeşlik bozuldu ve sömürü savaşları başladı. Çinliler komşu toprakları sömürerek hammadde elde etti. Çinli olmayan etnik grupları asimile etmeye başladı. İşin en ikiyüzlü tarafı ne biliyor musun? Türkler tarih boyunca Çin’i yönetmiş, ama yok etmeye çalışmamış. Göktürkler, Uygurlar, Kitanlar, Moğollar, hatta Yuan ve Qing dönemlerinde bile Çin kültürü korunmuş, Çinlilere “sen kimsin” diye kimlik dayatılmamış. Dilini konuş, geleneğini yaşa, inancını sürdür denmiş. Yani hâkim olmuşuz ama silmemişiz. Bugün Çin’in yaptığına bak: Doğu Türkistan’da Türk’ün adını siliyor, dilini siliyor, dinini suç gibi gösteriyor, çocukları ailelerinden koparıp “yeniden eğitiyorum” diye kimliğini öğütüyor. Buna eğitim diyen varsa ya aklıyla dalga geçiyordur ya da bilerek kördür.

Uygurlara yapılan şey güvenlik falan değil. Kamera cenneti kurmuşlar, her adım izleniyor, cami kapatılıyor, sakal fişleniyor, başörtüsü fişleniyor, Kur’an fişleniyor. “Aşırılıkla mücadele” masalı anlatıyorlar ama hedef belli: Türk kimliği. Aynı şey Tibet’te Budistlere, İç Moğolistan’da Moğollara yapılıyor. Dili yasakla, tarihi çarpıt, nüfusu değiştir, sonra da “burası zaten bizimdi” de. Klasik sömürge kitabı.

Peki neden bu kadar hırslılar Doğu Türkistan’da? Çünkü mesele sadece “toprak” değil. Doğu Türkistan Çin’in enerji kasası. Petrol var, doğalgaz var, kömür var, uranyum var, nadir elementler var. Çin’in sanayisi, ordusu, teknolojisi bu kaynaklara bağımlı. Üstelik Orta Asya’ya açılan kapı. Kuşak-Yol Projesi’nin kilidi. Yani Doğu Türkistan düşerse, Çin’in stratejik omurgası sallanır. O yüzden baskı bu kadar acımasız. İnsan hakları falan umurlarında değil; madenler, boru hatları, lojistik hatlar önemli.

Şu soruyu sormak lazım: Türkler yüzyıllarca Çin’i yönetip Çin’i Çin olarak bırakmışken, Çin neden Doğu Türkistan’ı Türk olarak bırakamıyor? Çünkü korkuyor. Kimliğinden korkuyor, tarihten korkuyor, uyanıştan korkuyor. Güçlü devlet gibi davranıyor ama refleksleri korkak. Güçlü olan kültürü yok etmeye çalışmaz; zayıf olan ezerek tutunmaya çalışır.

Kısacası ortada romantik bir “ulusal birlik” hikâyesi yok. Ortada sistemli baskı, kültürel soykırım ve kaynak talanı var. Ve bu sadece Uygurların meselesi değil; bu, yarın kimin susturulacağının provası. Bugün Doğu Türkistan, yarın başka bir yer. Tarih bu filmin sonunu defalarca yazdı. Zorla bastırılan kimlikler ya patlar ya da Çin’in korktuğu gibi bir gün yeniden ayağa kalkar.

Türkiye muhakkak Çin ile yapacağı savaşa hazırlanmalıdır. Türk devletleri tek bir bayrak altında birleşip Çinlilerden intikamını almalıdır. İlk önce Uygur Türkleri daha fazla asimile olmadan Çin’den Türkiye’ye getirilmelidir. Türk devletleri ile kültürel ve askeri birlik sağlanmalıdır. Sonrasında ise Çin’in yaptıklarını bedeli ödetilmelidir.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin