Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
▪️Nüfus düşüşü Türkiye için bir numaralı tehdittir.
▪️Bulunduğu yerlerde varlığını sürdüremeyecek Türk toplulukları var.
▪️Bunu planlayıp hem oradaki soydaşlarımızı daha iyi bir yaşama kavuşturup hem Türkiye’nin genç nüfusunu ayakta tutabiliriz.

Uygur Türkleri, Türk tarihinin en köklü ve en önemli kollarından biridir. Hem siyasi teşkilatlanma hem kültürel üretim hem de yazılı miras açısından Türk kimliğinin gelişiminde belirleyici rol oynamışlardır. Uygurlar, Göktürk siyasi geleneğinin devamı olarak ortaya çıkmış ve Orta Asya bozkırındaki Türk devlet geleneğini ileri bir aşamaya taşımıştır.
Uygur Kağanlığı
Uygur Kağanlığı 744 yılında Ötüken merkezli olarak kurulmuştur. Göktürk Kağanlığı’nın yıkılmasından sonra Uygurlar, Basmıl ve Karluklarla birlikte siyasi mücadeleye girmiş, sonunda bozkırın hâkim gücü olmuştur. Başkentleri Karabalgasun (Ordu-Balık) idi. Devlet, klasik Türk “kağanlık” sistemiyle yönetiliyordu: Kağan en üst otoriteydi, boy beyleri ve askeri aristokrasi devlet yapısının temelini oluşturuyordu.
Uygurlar, 8. yüzyılda Maniheizm’i resmî din olarak kabul ederek diğer bozkır Türk devletlerinden ayrışmıştır. Bu tercih, yerleşik hayata geçişi ve şehir kültürünün gelişmesini hızlandırmıştır. Uygurlar döneminde ticaret yolları güvence altına alınmış, İpek Yolu üzerinde ekonomik canlılık artmıştır. 840 yılında Kırgız saldırıları sonucunda Kağanlık yıkılmış; ancak Uygur toplulukları Turfan ve Gansu bölgelerine çekilerek varlıklarını sürdürmüştür.
Uygur Türklerinin Türklüğü
Uygurlar, dil, kültür, devlet teşkilatı ve töre bakımından Türk kimliğinin asli unsurlarındandır. Kullandıkları dil, Eski Türkçenin bir koludur. Göktürk alfabesinden sonra Uygur alfabesini geliştirmişlerdir. Bu alfabe daha sonra Moğollar tarafından da benimsenmiş ve geniş bir coğrafyada kullanılmıştır.
Uygur metinleri; dinî eserler, hukuk belgeleri, ticari sözleşmeler ve edebî metinler içerir. Bu durum, onların yalnızca savaşçı değil aynı zamanda yazılı kültüre sahip, örgütlü bir toplum olduğunu gösterir. Türk tarihinde yerleşik hayat, şehirleşme, matbaa benzeri baskı teknikleri ve kâğıt kullanımının yaygınlaşması Uygurlar sayesinde sistemli hâle gelmiştir.
Türk Kültürünün Temel Unsurları
Uygurlar, eski Türk kültürünün birçok temel unsurunu yaşatmış ve geliştirmiştir:
- Töre: Devlet ve toplum düzenini belirleyen yazısız hukuk kuralları.
- Kut anlayışı: Hükümdara yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılması.
- Boy teşkilatı: Akrabalık temelli sosyal yapı.
- Atlı bozkır kültürü: Askerî hareketlilik, okçuluk ve süvari geleneği.
- Sanat ve mimari: Duvar freskleri, minyatürler ve tapınak mimarisi.
Uygurlar döneminde Türk kültürü yalnızca göçebe unsurlarla sınırlı kalmamış; şehirli, ticaretle uğraşan ve entelektüel üretim yapan bir kimlik kazanmıştır. Turfan bölgesindeki freskler ve yazmalar, Türk sanatının erken örnekleri arasında yer alır.
Tarihsel Süreklilik
Uygur mirası, daha sonraki Türk-İslam devletlerini de etkilemiştir. Karahanlılar ve Selçuklular döneminde görülen bürokratik düzen, yazı geleneği ve kültürel birikimde Uygur etkisi hissedilir. Ayrıca Moğol İmparatorluğu döneminde Uygur yazıcılar ve devlet adamları önemli görevler üstlenmiştir.
Sonuç olarak Uygur Türkleri, hem siyasi hem kültürel açıdan Türk tarihinin temel taşlarından biridir. Uygur Kağanlığı, bozkır geleneği ile yerleşik medeniyeti birleştiren yapısıyla Türk devlet anlayışını geliştirmiş; dil, yazı, sanat ve teşkilat bakımından kalıcı bir miras bırakmıştır.