TANKLARIN DOĞUŞU! Türk ve Alman Askerleri İngiliz Tanklarına Karşı

Tankların doğuşu, I. Dünya Savaşı’nın kanlı ve çıkmaz sokaklarına dönüşen siper savaşlarının bir sonucudur. Yıllarca süren çatışmalarda, makineli tüfekler ve topçu ateşi piyade ilerleyişini imkansız hale getirmişti. Tel örgüler ve düşman siperleri, saldırgan birlikler için ölümcül engeller oluşturuyordu. Bu umutsuz durum, zırhlı, hareketli ve güçlü ateş gücüne sahip bir araç fikrini doğurdu. İlk olarak İngiltere’de geliştirilen bu yeni savaş makinesi, gizliliği sağlamak amacıyla “tank” olarak adlandırıldı (su tankı anlamına gelen bu kelime, üretimin bir su taşıma projesi gibi gizlenmesine yardımcı oldu). Winston Churchill’in desteklediği “Kara Gemiler Komitesi” tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda, 1915 yılında ilk işlevsel tank prototipi olan “Little Willie” ortaya çıktı. Ancak bu ilk denemeler hantal ve güvenilirlikten uzaktı. Daha sonra geliştirilen “Mark I” tankları, muharebe alanında kullanılmaya uygun ilk tanklar oldu. Paletli yapısı sayesinde çamurlu ve engebeli arazide hareket edebiliyor, zırhı sayesinde hafif silah ateşine dayanabiliyor ve üzerindeki makineli tüfekler ile düşman siperlerine ateş edebiliyordu. Mark I tankları, ilk kez 1916 yılında Somme Muharebesi’nde kullanıldı. Her ne kadar ilk kullanımlarında mekanik sorunlar yaşansa da, tankların savaş alanındaki potansiyeli açıkça görülmüştü. Fransa da kendi tanklarını geliştirmeye başladı. Schneider ve Saint-Chamond gibi modeller, İngiliz tanklarından farklı tasarımlara sahipti. İngilizler piyade kaybetmek istemiyordu. Özellikle batı cephesinde Almanlara karşı geliştirilen bu Tanklar daha sonra Türklere karşı kullanılmak üzere Filistin-Suriye cephelerine gönderildi. Almanlar ise Ele geçirilen İngiliz tanklarını inceledi ve kendi tanklarını yapmaya başladı. Türkiye ile Almanya müttefik olduğu için Türkler de bu tankları inceleme fırsatı buldu. Ancak Almanlar ise savaşın sonlarına doğru kendi tanklarını üretmeye başladılar. Savaşın ilerleyen dönemlerinde tank tasarımları gelişmeye devam etti. Daha güçlü motorlar, daha kalın zırh ve daha etkili silahlar tanklara entegre edildi. Farklı rollere uygun tank türleri ortaya çıkmaya başladı. I. Dünya Savaşı sona erdiğinde tank, modern savaşın vazgeçilmez bir parçası olacağının sinyallerini vermişti. Siper savaşlarının statik yapısını kıran bu yeni silah, hareketlilik ve ateş gücünü bir araya getirerek askeri stratejilerde köklü değişikliklere yol açacaktı.

Türk askerleri bu demir zırhlı araçları görünce ilk başlarda şaşırsa da tanklara karşı mukavemet gösterdi. Filistinde bazı İngiliz tankları imha edildi. Ancak Türkler ve Almanlar savaşı kazanamadı.

İlk tank prototipi İngiliz Ordusu tarafından 6 Eylül 1915 tarafından test edilmiştir. Her ne kadar Birleşik Krallık Deniz Kuvvetleri tarafından “karagemileri” diye adlandırılmış olsalar da, ilk üretilen araçlara gizliliği korumak adına “su taşıyıcı tanklar” ve daha sonraları da kısaltılarak “tank” denilmiştir. İngilizler tank geliştirme konusunda liderliği almış olsalar da, Fransızlar da çok yakından takip ediyorlardı ve ilk tanklarını 1917’de hizmete aldılar. Öte yandan Almanlarsa tanklardan çok tanksavar silahlara önem verdiklerinden bu yönde daha gerideydiler. İlk sonuçlar pek parlak değildi. Tankları hareket ettirdiğinizde ya da çarpışmaya soktuğunuzda ortaya çıkan mekanik güvenilirlik sorunları tankların çabuk aşınmasına neden oluyordu. Top ateşiyle çokça dövülmüş arazide ilerlemek zor oluyordu ve ancak Mark I ile FT-17 tankları gibi çok hareketli tanklar bunun üstesinden gelebiliyordu. Mark I’in eşkenar dörtgen şekli günümüzdeki birçok modern tanktan çok daha rahat bir şekilde engelleri aşmasına, özellikle de geniş siperleri geçmesine olanak veriyordu. Tank, sonunda siper savaşlarının geçerliliğini büyük ölçüde bitirdi ve İngilizlerle Fransızlar tarafından hizmete alınan binlerce tank savaşın sonucunu etkiledi. Tankla birlikte ilk kendinden tahrikli top, ilk zırhlı personel taşıyıcı’da I. Dünya Savaşı’nda kullanılmıştır (Mark V tankının içinde küçük bir piyade timini alacak kadar yer bulunuyordu.

Tankların kavramsal temellerinin antik çağlardaki garip görünüşlü kuşatma araçlarına kadar gittiği tartışılmaktadır. İlk mekanik çözüme yönelik girişim Leonardo da Vinci’nin ünlü ‘tank’ tasarımıdır. Sanayi Devrimi’nin gelişi ve buhar gücünün tanınmasıyla çok geçmeden, Kırım Savaşı’nın sonlarına doğru 1855 yılında James Cowan ‘Buhar gücüyle ilerleyen Koçbaşı’ önerisini sundu. Zırhlı bir traktörden başka bir şey olmayan bu alet için Lord Palmerston’un ‘barbarca’ dediği bilinir, ancak gerçek şuydu ki, alet mekanik olarak hiç kullanışlı değildi.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin