Tanzimat ve Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde kendini kurtarmak ve modernleşmek amacıyla gerçekleştirdiği önemli dönemler ve hareketlerdir. Her ikisi de Batı’daki gelişmeleri örnek alarak devlet ve toplum yapısında köklü değişiklikler yapmayı hedeflemiştir.

Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Dönemi’nde, pek çok kurum ve kuruluşun işleyişinde Batı usûllerinden yararlanılmıştır. Bu dönem, genel olarak Batı’ya açılan bir pencere olarak değerlendirilmişti. Tanzimat ve Islahat fermanlarında (1856), Fransız İnsan Hakları Bildirisi’nin etkisi büyüktür. Tanzimat Fermanı’nda yer alan bazı hükümlerin, bu bildirinin bazı maddelerinin benzeri olduğu dikkat çekmiştir. Mesela İnsan Hakları Beyannamesi’nin ikinci maddesinde yer alan ve insanın tabiî hakları olarak görülen hürriyet, mülkiyet ve emniyet kavramları; Tanzimat Fermanı’nda can emniyeti, ırz, namus ve mal mahfuziyeti olarak ifade edilmiştir. Diğer maddelerde de büyük benzerlikler vardır. Tanzimat Dönemi reformlarının, bütün eksikliklerine rağmen okumuş, idealist ve dinamik bir kuşağın, farklı fikirlerin ve değişik ideolojik yaklaşımların ortaya çıkmasına vasıta olduğu, Meşrutiyet Dönemi’nin ve parlamenter sistemin alt yapısını hazırladığı söylenebilir.
1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanları doğrultusunda yapılan yenilikler ve bu dönemde kurulan yeni kurumlarla ileriye dönük adımlar atılmıştır. Bunlardan tebaa hakları, mahkemeler, vergilerle ilgili hükümler sonraki dönemde meşrutiyet hükümleri arasında yer almıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda parlamenter demokrasi, Osmanlı sultanını da bir meşruti monark hâline getiren 1876 Kanun-ı Esasi’si ile en yüksek noktasına erişmiştir.
Tanzimat ve Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde kendini kurtarmak ve modernleşmek amacıyla gerçekleştirdiği önemli dönemler ve hareketlerdir. Her ikisi de Batı’daki gelişmeleri örnek alarak devlet ve toplum yapısında köklü değişiklikler yapmayı hedeflemiştir.
Tanzimat Dönemi (1839-1876)
Tanzimat, Arapça “düzenlemeler, yeniden yapılanmalar” anlamına gelir. 1839’da ilan edilen Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile başlayan ve 1876’da I. Meşrutiyet’in ilanına kadar süren dönemi kapsar. Temel amacı, Osmanlı Devleti’ni içinde bulunduğu bunalımdan kurtarmak, merkezi otoriteyi güçlendirmek, halkın devlete olan bağlılığını artırmak ve Batılı devletlerin Osmanlı’nın iç işlerine karışmasını engellemektir.
Temel Özellikleri ve Amaçları:
- Hukuk Üstünlüğü: Padişahın yetkileri ilk kez kanunlarla sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi benimsenmeye çalışılmıştır.
- Can ve Mal Güvenliği: Herkesin can, mal ve namus güvencesi altına alınması hedeflenmiştir.
- Vergi Adaleti: Vergi toplama sisteminde adaleti sağlamak ve herkesin gelirine göre vergi ödemesini temin etmek amaçlanmıştır. İltizam usulü kaldırılmaya çalışılmıştır.
- Askerlik: Askerlik sisteminde eşitlik sağlamak ve belli bir düzene oturtmak (Nizamiye Ordusu’nun güçlendirilmesi, kura usulü, askerlik süresinin belirlenmesi).
- Bürokratik Yeniden Yapılanma: Yönetimde rüşvet ve yolsuzlukla mücadele, memurların atanması ve terfisinde liyakatin esas alınması.
- Eğitim: Modern okulların açılması (rüştiyeler, idadiler, Darülfünun denemeleri), eğitimde Batılı tarzda müfredatların uygulanması.
- Mahkemeler: Karma mahkemelerin kurulması, yargılamaların açık yapılması ve işkencenin yasaklanması.
- Islahat Fermanı (1856): Kırım Savaşı sonrası Paris Antlaşması öncesinde ilan edilen bu fermanla, azınlıklara daha geniş haklar tanınmış, din ve mezhep ayrımı yapılmaksızın tüm Osmanlı vatandaşlarının eşitliği vurgulanmıştır. Bu, Batılı devletlerin baskısıyla da gerçekleşmiştir.
Önemli İsimler: Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuad Paşa bu dönemin önde gelen devlet adamlarıdır.
Meşrutiyet Dönemleri (I. Meşrutiyet: 1876-1878, II. Meşrutiyet: 1908-1918)
Meşrutiyet, mutlak monarşi ile parlamenter sistemin birleşimidir. Padişahın yetkileri anayasa ve parlamento ile sınırlandırılmıştır.
I. Meşrutiyet (1876-1878)
Jön Türkler (Genç Osmanlılar) adı verilen aydın bir grubun baskıları sonucunda II. Abdülhamid tarafından ilan edilmiştir.
Temel Özellikleri:
- Kanun-i Esasi (1876): Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır. Bu anayasa ile parlamenter sisteme geçilmiştir.
- Meclis-i Umumi: İki kanatlı bir meclis kurulmuştur:
- Ayan Meclisi: Üyeleri padişah tarafından belirlenen ve ömür boyu görevde kalan yaşlı ve tecrübeli devlet adamlarından oluşurdu.
- Mebusan Meclisi: Üyeleri halk tarafından belirli sürelerle seçilirdi. Her vilayetten nüfus oranına göre milletvekili seçilirdi.
- Padişahın Yetkileri: Kanun-i Esasi, padişaha geniş yetkiler vermeye devam etmiştir (Meclisi açma/kapama, başkenti değiştirme, sürgün etme vb.). Padişah, mecliste kabul edilen kanunları onaylama veya veto etme hakkına sahipti.
- Sonu: 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı bahane eden II. Abdülhamid, anayasadaki yetkisini kullanarak Meclis-i Mebusan’ı feshetti ve Meşrutiyet’i askıya aldı. Böylece 30 yıl sürecek olan İstibdat Dönemi başlamıştır.
II. Meşrutiyet (1908-1918)
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin baskıları ve isyan tehditleri sonucunda II. Abdülhamid tarafından 1908’de Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe konularak ilan edilmiştir.
Temel Özellikleri:
- Padişahın Yetkilerinin Kısıtlanması: 1909 Anayasa Değişiklikleriyle padişahın yetkileri daha da kısıtlanmıştır. Meclisi feshetme yetkisi zorlaştırılmış, sürgün yetkisi kaldırılmış, hükümet meclise karşı sorumlu hale gelmiştir.
- Siyasi Partiler: İlk kez siyasi partiler kurulmasına izin verilmiştir (İttihat ve Terakki, Ahrar Fırkası vb.).
- Çok Partili Hayat: Kısa süreli ve kesintili de olsa çok partili siyasi hayata geçiş denemeleri yaşanmıştır.
- Dönemin Sonu: Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması ve ardından işgal edilmesiyle sona ermiştir. Bu dönem, Osmanlı’nın son yılları olmuş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden yolu açmıştır.