ABD’de Mason Locasının Başına Türk Geçti!

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan son seçimlerle, Washington Büyük Mason Locası’nın en üst makamı olan Büyük Üstatlık görevine Türk asıllı Çetin Durak getirildi. Kasım ayında gerçekleştirilen seçim sonucunda bu görevi devralan Durak, ABD masonluğunun en sembolik yapılarından birinin lideri konumuna yükselmiş oldu.

Bu gelişme, bazı çevrelerde “uluslararası başarı” başlığı altında sunulurken, başka bir cephede ise çok daha derin bir kimlik tartışmasını beraberinde getirdi.

ÇETİN DURAK KİMDİR?

Çetin Durak, eğitimini Amerika Birleşik Devletleri’nde tamamlamış, profesyonel kariyerini ise finans dünyasının küresel aktörlerinden Bloomberg Grubu bünyesinde sürdürmüş bir isim. İş dünyasındaki bu geçmişi, onu uluslararası çevrelerle iç içe bir kariyer yoluna taşımış durumda.

Kasım ayında yapılan seçimle Washington Büyük Mason Locası Büyük Üstadı seçilen Durak, masonik yapı içinde ritüellerden uluslararası temsile kadar geniş yetkilere sahip olan en üst idari makamın başına geçti. Görev süresi, ABD’nin 2026’da kutlayacağı 250. kuruluş yılı gibi tarihsel bir döneme de denk geliyor.

AİLE GEÇMİŞİ VE ABD MERKEZLİ YAŞAM

Durak’ın babası Ünal Durak, 1990’lı yıllar ve 2000’lerin başında Türkiye–ABD ilişkileri çerçevesinde Washington merkezli temaslarda bulunmuş bir isim olarak biliniyor. Çetin Durak’ın kendisi de hayatını büyük ölçüde ABD merkezli sürdürmüş, eğitiminden kariyerine kadar bu hatta ilerlemiştir.

Doğum yeri ve yaşıyla ilgili kamuoyuna açık, doğrulanmış bilgiler bulunmamaktadır.


ASIL MESELE: TÜRK OLMAK MI, BAŞKA BİR AİDİYET Mİ?

Buraya kadar anlatılanlar bir “biyografi”dir. Ancak mesele sadece bir kişinin kariyer basamaklarını tırmanması değildir. Asıl tartışma, bir Türk’ün, kökleri Batı ezoterizmine dayanan ve Türk tarihsel–kültürel mirasıyla hiçbir ortak zemini olmayan bir yapının zirvesinde yer almasının ne anlama geldiğidir.

Türklük;
Washington salonlarında,
ritüel odalarında,
kapalı loclarda
inşa edilmiş bir kimlik değildir.

Türklüğün özü;
Orta Asya’dadır.
Türkistan’dadır.
Bozkırdadır.
Törededir.

Türklük, gizli yeminlerle değil; açık sözlülükle yürür.
Türklük, sembollerle değil; tarih ve karakterle taşınır.
Türklük, küresel elit ağların içinde eriyerek değil; kimliğini koruyarak yaşar.

Bir Türk’ün, kendi tarihsel ve kültürel kodlarıyla ilgisi olmayan, Batı merkezli, kapalı ve hiyerarşik bir yapının en tepesine çıkmasını alkışlamak; başarıyı, kimlikten kopuşla karıştırmak demektir.

Bu, “Türk kökenli birinin yükselmesi” değil;
Türklüğün, başka bir aidiyetin içine tercüme edilmesi meselesidir.

TÜRKİSTAN’DAN WASHINGTON’A: YOL NEREDE KOPTU?

Türk milleti tarih boyunca:

  • Boyla yaşadı
  • Töreyle yönetildi
  • Açık meclisle karar aldı

Masonluk ise:

  • Gizlilik üzerine kurulu
  • Ritüel hiyerarşisiyle işleyen
  • Evrenselcilik adı altında kimlikleri törpüleyen
    bir yapıdır.

Bu iki dünya birbirine ait değildir.

Dolayısıyla mesele bir kişinin nerede görev aldığı değil; hangi değerler adına orada bulunduğudur.

SON SÖZ

Bir Türk, dünyanın neresinde olursa olsun başarılı olabilir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak başarı, köklerden koparak, başka aidiyetlere eklemlenerek tanımlanıyorsa; orada durup düşünmek gerekir.

Çünkü Türklük bir CV satırı değil,
bir loca unvanı hiç değildir.

Türklük;
Orta Asya’dan gelen bir yürüyüştür.
Ve o yürüyüş, Washington’da değil, Türkistan’da başlamıştır.

MASONLUĞUN TARİHÇESİ!

Masonluğun tarihçesi, efsanelerle gerçeklerin iç içe geçtiği, yüzyıllara yayılan karmaşık bir süreçtir. Tarihçiler bu süreci genellikle iki ana döneme ayırır: Operatif (Eylemli) Masonluk ve Spekülatif (Düşünsel) Masonluk. İşte Masonluğun köklerinden günümüze uzanan detaylı tarihçesi:

1. Kökler: Operatif Masonluk Dönemi (Orta Çağ)

Masonluğun belgelenebilir tarihi, Orta Çağ İngiltere’si ve İskoçya’sındaki taş ustası loncalarına dayanır. “Mason” kelimesi, İngilizce’de “duvarcı” veya “taş ustası” anlamına gelir. O dönemde devasa katedraller, kaleler ve manastırlar inşa eden bu ustalar, toplumda ayrıcalıklı bir yere sahipti.

Bu ustalar, şehir şehir gezerek inşaatlarda çalıştıkları için “Free Mason” (Hür Duvarcı) olarak anılırdı. Diğer loncaların aksine seyahat özgürlükleri vardı. Ancak meslek sırlarını (geometri, mimari teknikler, taş yontma sanatı) korumaları gerekiyordu. Bu nedenle, gittikleri şehirlerdeki diğer ustalara yetkinliklerini kanıtlamak için gizli parolalar, tokalaşma şekilleri ve işaretler geliştirdiler.

Ustalık dereceleri olan Çırak, Kalfa ve Üstat hiyerarşisi bu dönemde, tamamen mesleki bir gereklilik olarak ortaya çıktı. Ustalar, şantiyelerin yanında “Loca” (Lodge) denilen barakalarda dinlenir, aletlerini saklar ve mesleki sorunlarını konuşurlardı. Bu yapılar, bugünkü Mason localarının temelini oluşturdu.

2. Geçiş Dönemi: Kabul Edilmiş Masonluk (1600’ler)

  1. ve 17. yüzyıla gelindiğinde Avrupa’da gotik katedral inşaatları azaldı ve taş ustalığı eski önemini yitirmeye başladı. Loncalar, varlıklarını sürdürebilmek için kapılarını taş ustası olmayan ancak toplumda saygınlığı olan kişilere açmaya başladılar.

Bu yeni üyelere “Kabul Edilmiş Masonlar” (Accepted Masons) dendi. Bu kişiler taş yontmuyor, bina inşa etmiyorlardı; bunun yerine felsefe, bilim ve ahlak üzerine tartışıyorlardı. Eski taş ustalarının kullandığı gönye, pergel, şakul ve çekiç gibi aletler, bu dönemde sembolik anlamlar kazandı. Örneğin, taş yontmak “insanın kendi karakterini yontup mükemmelleştirmesi” olarak yorumlanmaya başlandı. Böylece yapı, fiziksel inşaattan düşünsel inşaata evrildi.

3. 1717: Modern Masonluğun Resmi Doğuşu

Masonluğun bugün bilinen kurumsal halini alması, 24 Haziran 1717 tarihinde İngiltere’de gerçekleşti. Londra’daki dört farklı loca, “Goose and Gridiron” (Kaz ve Izgara) adlı bir handa birleşerek “İngiltere Büyük Locası”nı kurdu. Bu olay, spekülatif Masonluğun resmen başladığı tarih olarak kabul edilir.

1723 yılında James Anderson adlı bir din adamı tarafından “Anderson Anayasası” (The Constitutions of the Free-Masons) yazıldı. Bu metin, Masonluğun kurallarını, etik değerlerini ve işleyişini belirleyen temel belge oldu. Bu tarihten sonra Masonluk, İngiliz İmparatorluğu’nun etkisiyle hızla dünyaya yayıldı.

4. Dünyaya Yayılış ve Büyük Bölünme

  1. yüzyılda Masonluk, Avrupa’dan Amerika kıtasına kadar genişledi. Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın önde gelen isimlerinden George Washington ve Benjamin Franklin gibi figürler Masondu. Benzer şekilde Fransız İhtilali’nin düşünsel altyapısında da Mason aydınların etkisi vardı.

Ancak 19. yüzyılda Masonluk içinde büyük bir fikir ayrılığı yaşandı:

  • İngiliz Ekolü (Anglo-Sakson): “Muntazam” (Regular) Masonluk olarak bilinir. Üyelerin bir Yaratıcı’ya (Evrenin Ulu Mimarı) inanmasını şart koşar ve siyasete karışmayı yasaklar.
  • Fransız Ekolü (Kıta Avrupası): 1877’de Fransa Büyük Doğusu (Grand Orient de France), Yaratıcı’ya inanç şartını kaldırdı. Ateistleri kabul etmeye başladı ve siyasete daha açık bir tavır sergiledi.

Bu karar, İngiltere Büyük Locası’nın Fransa ile ilişkisini kesmesine neden oldu ve Masonluk dünyası bu iki ana akım arasında bölündü.

5. Osmanlı ve Türkiye’de Masonluk

Masonluk, Osmanlı topraklarına 1700’lerin ortalarında yabancı tüccarlar ve diplomatlar aracılığıyla girdi. İlk localar Halep, İzmir ve İstanbul’da, genellikle Levantenler tarafından kuruldu.

Tanzimat Fermanı (1839) sonrasında Osmanlı aydınları arasında Masonluk hızla yayıldı. V. Murad gibi padişahlar, Şehzade Nureddin Efendi, Namık Kemal ve Mithat Paşa gibi reformist isimler Mason localarına üye oldular. Özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin büyük bir kısmı, Abdülhamid dönemindeki baskılardan kaçmak ve gizli toplantılarını güvenle yapabilmek için Mason localarını bir kalkan olarak kullandı. Selanik’teki localar, meşrutiyet hareketlerinin merkez üssü haline geldi.

Cumhuriyet döneminde ise durum değişti. Mustafa Kemal Atatürk, 1935 yılında Mason localarını “kökü dışarıda olduğu” ve “Halkevleri varken ayrı bir örgütlenmeye gerek olmadığı” gerekçesiyle kapattı. Locaların mal varlıkları Halkevleri’ne devredildi. Masonluk, Türkiye’de 1948 yılında, İsmet İnönü döneminde tekrar yasal faaliyetlerine başladı.

1966 yılında Türk Masonluğu içinde de bir bölünme yaşandı. İngiltere Büyük Locası’nın tanınma kriterleri ve “Muntazamlık” tartışmaları yüzünden yapı ikiye ayrıldı: “Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası” (İngiliz ekolüne yakın) ve “Özgür Masonlar Büyük Locası” (Fransız/Liberal ekole yakın).

Sonuç

Günümüzde Masonluk, kökleri orta çağ loncalarına dayanan, üyeleri arasında kardeşlik, yardımseverlik ve ahlaki gelişim hedeflediğini belirten, ancak gizlilik (ketumiyet) esasına dayandığı için dış dünyada sürekli komplo teorilerine konu olan uluslararası bir sivil toplum kuruluşu niteliğindedir. Tarihsel süreçte operatif taş ustalığından, sembolik ve felsefi bir karaktere bürünmüştür.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin