Etiket arşivi: kadınlar ve erkekler

Sürekli Kız Peşinde Koşan Erkek Hayal Kırıklığına Uğrar

Kaçan kovalanır. Gerçekten de bu sözün haklılık payı vardır. Kadınlar kendisine sülük gibi yapışan erkeklerden pek haz etmezler. Kadınlar kendinden emin, dik duruşlu ve konuşmasını bilen erkeklerden hoşlanırlar. Bir kızın onlarca fotoğrafını beğenmeniz, sürekli özelden mesaj atmanız size bir avantaj sağlamaz. Kadınların üstüne sülük gibi yapışmayın. Hem kendinizi küçük düşürürsünüz hem de 3 kuruş etmeyecek insanların götünü kaldırırsınız.

Aldatmalar Çoğaldı Kimseye Güven Kalmadı

Artık insanlar kıyafet değiştirir gibi sevgili değiştirebiliyor. Evli insanlar bile başkaları ile sevgili olup dost hayatı yaşama derdinde. Türkiye’de kadınlara erkekler tarafından talep çok olduğu için en çirkin kadın bile kendisini prenses sanabiliyor. Bazı kadınlar vardır, biraz boş bırakmaya gelmez. Hemen aldatmanın yolunun arar. Gerçi aramasına da gerek yok. Çünkü kadına talep çok. Bu konuda sadece kadınlar suçludur demek biraz haksızlık olur elbet. Erkeklerde de büyük hata var. Günümüzde boşanma oranları da iyice artıyor. İnsanlar artık evlenmeden önce evlilik sözleşmesi yapmaya başladı. Bunun en büyük sorumlularından biri de siyasetçilerdir. Her gün bol bol yalan söyleyip ahlaksız işler peşinde koştukları için vatandaş da en sonunda siyasetçilere benzedi.

2021 Erkek Modası Görenleri Şaşırttı…

2021 Erkek Modası Görenleri Şaşırttı

Dünyada etkili olan çoğu giyim markası ve büyük şirketler adeta erkekliğe savaş açmış vaziyette. Özellikle maskulen erkekliğe karşı bu savaş tüm hızıyla devam ediyor. Kadın ile erkeğin farklı rolleri olduğunu savunan ve maskülenliği temsil eden erkekler yavaş yavaş yer yüzünden silinmeye çalışılıyor. İşte 2021’in Erkek Modası…

Gerçekten insan bunları görünce hayret ediyor. Evet erkekliğe savaş açmış olabilirsiniz fakat sizce de bu konuda fazla ileriye gidilmiyor mu? Özellikle bazı feministlerin erkekliğe düşmanca tutum sergilemeleri, erkekler ölsün modunda takılmaları bazı dengeleri bozmuyor mu?

Erkekler kadın rölüne girince veya kadın gibi giyinince dünya daha mı güzel olacak? Yani her şey böyle mi düzelecek?

Ölen Ayıya Beddua Ettiler, Tekme Attılar!

Kazada ölen ayıya ’’Allah kahretsin seni; arabam mahvoldu’ diye beddua etti

Kaza, saat 14.30 sıralarında D-765 Karayolu Sarıyonca Köyü mevkiinde meydana geldi. Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde, hafif ticari araç, yola çıkan boz ayıya çarptı. Ayının başına gelen bir kadın ise; “Allah kahretsin seni emi. Arabam mahvoldu” diyerek beddua etti. Başka biri ise ölmüş ayıya tekme attı. Yoldan geçen diğer sürücüler ve çevrede toplananlar cep telefonlarıyla görüntü almak için adeta birbiriyle yarıştı.

Zavallı Ayı’dan sanki düşmanmış gibi bahseden insanlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi ekipleri tarafından ayının alınması ile ortamı terk etti. Ayı ise ekipler tarafından gömüldü.

Birine Bağlanmanın Kökenleri

Bağlanmanın Kökenleri

Bağlanma bir başkasının varlığının hissettirdiği mutluluk hali üzerine kurulur. Herkesin gelişiminde ebebeyn bağlanması cinsel bağlanmadan önce yer alır: Ebeveyn-çocuk yakınlaşmasının teşvik ettiği mutluluk hali çocukluktan beri süregelen “sağlamlaştırma sistemleri” içinde yer bulmuştur. Bu sağlamlaştırma sistemleri koku, okşama, bazı gıdalar, kelimeler, şarkılar, gülücükler ve hatta davranışsal ritüellerden oluşur. Başka bir deyişle, bu uyarıcılar bağlılık hissini kuvvetlendiren her çeşit duyumsal uyarıcılardır ve bu uyarıcıları sağlayan kişinin mevcudiyetinde gerçekleşir, yani önce ebeveynlerin daha sonra da sevilen kişinin mevcudiyetinde. Evrimin ebeveyn ile çocuğun arasındaki ilişkiyi kolaylaştırmak için niçin bir mekanizma ortaya çıkardığını kavramak çok kolaydır, zira insan yavrusunun hayatının devamı ebeveyninin mevcudiyetine bağlıdır. Daha sonra, partner ile cinsel ilişkinin kurulmasını sağlayacak ve çocukluk sırasında şartlanmış birtakım uyarıcıları da harekete geçirecek olan da bu aynı hipotalamus-hipofiz-salgı bezi eksenidir. Bu bağlamda, ebeveynler tarafından sağlanan uyarıcıların benzerlerini sağlayan bir partner karşısında daha çok heyecan duyulması hiç de şaşırtıcı değildir: Benzer bir koku veya ses, belirli bir şekilde gülümseme… Biyoloji ile kültür arasında yer alan bu etkiler aşkın doğmasında belirleyici bir rol üstlenirler.

İki Cins, İki Strateji

İki Cins, İki Strateji

Çiftlerin oluşması bakımından baştan çıkarmayı ele aldığımızda, sanki iki cinsi birbiriyle yer değiştirebilirmiş gibi düşünürüz genellikle; “erkek” ve “dişi” kelimelerinin gerçek manaları üzerine kafa yormayız, gelgelelim bu temel özellik bir partner bulmak ve üremek amaçlı davranışlar içinde öne çıkar. Bu fenomeni anlamak için gerekli olan anahtar da burada. Erkekler spermatozoit, yani erkek “tohumlar” , dişiler ise ovül üretirler. Bunlar birbirinden tamamen farklı iki eşey hücresi olsa da, döllenme esnasında eşdeğerdedir, her birinden bir tane gereklidir ve her biri gelecekteki embriyonun genomunun yarısına katkı sağlar. Bütün farklılıklar bu iki eşey hücresinin bir araya gelmesi için uygulanan stratejilerde bulunur. Kısaca söylemek gerekirse, erkekler niceliğe, dişiler ise niteliğe yatırım yapıyor diyebiliriz. Erkekler muazzam miktarda spermatozoit üretir: Bir erkek tek bir günde yüz binlercesini üretir. Kuşkusuz bu üretim yaş ilerledikçe azalsa bile tamamen durmayacaktır. Üreme potansiyeli muazzamdır: Bir erkek gün içerisinde bulabildiği doğurgan dişi kadar çocuğun dünyaya gelmesini sağlayabilir, bu 14 yaşından ölümüne kadar sürecektir. Buna karşılık, erkek, genlerinin gelecek nesillere geçip geçmediğinden hiçbir zaman emin olamaz. Ama çok sayıda spermatozoit sayesinde, bu güçlü bir olasılıktır. Dişiyse çok farklı bir yol takip eder: Çocuğun dünyaya getirilmesine maddi olarak daha çok yatırım yapar. Dişi her ay bir tek ovül üretir, bu hayatının sadece otuz kırk yılı boyunca sürer. Eğer bir ovül, spermatozoit tarafından döllenirse, (eğer her şey yolunda giderse) gebeliğin son iki ayından (gene eğer her şey yolunda giderse) doğumdan 3 ay sonrasına kadar olan sürede başka bir faaliyet yürütmesi zor olacaktır. Buna karşılık, dişi doğurduğu her çocuğun kendi genlerinin yarısını taşıdığından emindir. Öyleyse çocuğun dünyaya getirilmesi çerçevesinde, anne ve babanın biyolojik yatırımları arasında bir karşılaştırma yapmak mümkün değildir. Kadın: Beni Vücudum İçin Seviyor Erkek: Beni Param İçin Seviyor Kadınların kullanılmasını zaman, enerji, kaynaklar ve kariyer bakımından ölçmek mümkündür; kadın için her doğumda asgari beş ay olan yatırım, erkekler için sıfıra yakındır. Bu biyolojik gerçek, partner arayışı hususunda erkekler ile kadınlar arasında ayrım gözetmeksizin fikir yürütemeyeceğimizi gösterir, çünkü çıkarlar denk değildir: Erkekler eğer yanlış bir seçim yaparlarsa sadece spermatozoit kaybederler ve hemen yeni denemelere başlayabilirler. Kadınlar ise çocuk yapmak için hayatlarının önemli bir kısmını ve maddi kaynaklarını harcarlar.

Kaynak: Neden Aşık Oluyoruz? Sayfa 42-43-44

Saç Boyama İşleminde Püf Noktalar

Kimyasal boyalar mı yoksa doğal boyalar mı, hangisini seçmeli? Saç rengini değiştirmek, beyazları gizlemek veya sadece bir ışıltı yaratmak için… En uygun saç boyası nasıl seçilir? Hangi metoda öncelik tanınmalı? Saç sağlığına zarar vermeden nasıl kullanmak lazım? Güzel günlerin şerefine saçlarınıza eğlence katın! Kına çok popülerdir. Kınanın avantajı çivit, papatya gibi diğer doğal boyaların saç sağlığına verebileceği tehlikelerin hiçbirini bulundurmamasıdır. Kına en fazla tanınan doğal saç boyasıdır. Hem saç boyası hem de dövme yapımında kullanılan kına; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan’da yetiştirilen bir bitkiden elde edilir. Bu bitkiden elde edilen renkler sarıdan kırmızıya kadar değişirken esmer veya turuncu tonlarından geçer. Bunlar da maun ve kumral yansımalar elde edilmesine neden olur. Birçok doğal boya kına kullanılarak yapılır. Ancak, bu bitki fazla bir renk seçeneği sunmaz; bu nedenle bazı üreticiler kına ile çivit gibi farklı karışımlar yoluna gider. Doğal boyalar saç telinin içine nüfuz etmez, beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız nötr kına uygulayın: boya maddelerinden arınmış kına saçınızı boyamaz. Doğal boyaların özelliği, sentez ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler. Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar; çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır. Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta “havuç turuncusu” gibi bir sonuç istenmiyorsa, uygulama süresi kısa tutulmalıdır. Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun süre tutar. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.

Hamile erkekler

Hamile erkekler

Hem insanlar da hem de diğer hayvanların çoğunda bebeği dişiler taşır ve dişiler doğum yapar. Bununla birlikte, dişilerin bu zorlu işi bulamadığı üç hayvan var. Denizatı, deniz iğnesi ve deniz ejderi. Bunların üçü de Syngnathidae balık familyasına mensup ve üçünde de babalar hamile kalıyor. Bu üç tür arasından denizatı, yavrularını kesede taşıyan tek tür. Diğer ikisi yavrularını vücutlarının dışına yapışmış bir şekilde taşıyor ve onlara doku aracılığıyla besin sağlıyor.

Peki, bu evrimsel değişiklik bu türlere fayda sağlıyor mu? Bilim insanları, erkeklerin bu rolü üstlenmesi sayesinde dişilerin daha fazla yumurtlamaya odaklanacağını düşünüyor. Yumurta sayısının fazla olması türün hayatta kalma şansını arttırıyor. Ayrıca, çocuk taşıma rolü paylaşılınca eşlerden biri tüm enerjisini bu işe harcamamış oluyor.

Kaynak: How It Works, Sayfa 46

Erkeklerin Nesi Bu Kadar İyi?

En azından Tarım Devrimi’nden beri, çoğu insan topluluğu erkeklere kadınlardan daha fazla değer veren ataerkil toplumlardır. Bir toplum “kadın” ve “erkek”i nasıl tanımlarsa tanımlasın, erkek olmak hep daha ayrıcalıklı olmuştur. Ataerkil toplumlar, erkekleri erkeksi düşünmek ve davranmak, kadınları da kadınsı düşünmek ve davranmak üzere eğitir ve bu sınırların dışına çıkanlar cezalandırılır. Öte yandan, bu kurallara uyanlar eşit şekillerde ödüllendirilmezler. Eskiden beri erkeksi kabul edilen özellikler, kadınsı kabul edilenlerden daha fazla ödüllendirilirdi ve toplumun kadınsı ideallerini gerçekleştirenler, erkeksi idealini gerçekleştirenlerden daha azıyla yetinirdi. Kadınların sağlığı ve eğitimi için daha az kaynak ayrılır, kadınların daha az ekonomik fırsatı, daha az politik gücü ve daha az hareket özgürlüğü olurdu. Toplumsal cinsiyet, bazılarının sadece bronz madalya için mücadele edebileceği bir yarıştı.

Tarih boyunca bazı kadınlar alfa noktalara gelebildiler: Mısır’da Kleopatra, Çin’de İmparatoriçe Wu Zetian (MS 700), İngiltere’de I. Elizabeth ve Osmanlı İmparatorluğunda Kösem Sultan (1590-1651). Kösem Sultan 1623’ten 1632’ye kadar oğlu IV. Murat’ın ve sonrasında da 1648-1651 arasında torunu IV. Mehmet’in çocukluğunda padişahın naipliğini yaptı. Naip olarak, İmparatorluğun pratikteki yöneticisiydi ve Divana bir perdenin arkasında oturarak katılırdı.

Yine de böyle istisnalar, aslında sadece genel eğilimin ne olduğunu kanıtlıyor. Kösem Sultanın naipliği süresince bile İmparatorluk Divanının tüm üyeleri, tüm generaller ve donanma kaptanları, kadılar, ulema ve neredeyse tüm yazarlar, mimarlar, şairler, filozoflar, ressamlar ve bilim adamları erkekti. Neredeyse tüm tarım ve sanayi toplumlarında norm olan ataerkillik, pek çok siyasi kargaşayı, toplumsal devrimi ve ekonomik dönüşümü atlattı. Örneğin Mısır, yüzyıllar boyunca defalarca fethedildi: Asurlular, İranlılar, Makedonyalılar, Romalılar, Araplar, Memlukler, Türkler ve İngilizler; fakat toplum hep ataerkildi. Firavun, Yunan, Roma, Osmanlı ve İngiliz yasalarıyla yönetilen Mısır’daki yasaların hepsi, “gerçek erkek” olmayan kişilere karşı hep ayrımcıydı. Evrenselliği su götürmez olan ataerkillik, tesadüfi durumlardan doğan kısırdöngülerin sonucu olamaz. Amerika ve Afrika-Asya’daki çoğu toplumun, bölgeler arasındaki iletişimin binlerce yıl kopuk olmasına rağmen, 1492’den önce de ataerkil olması özellikle dikkat çekicidir.

Eğer ataerkillik Afrika-Asya’da bir tarihsel tesadüfle oluştuysa, Aztekler ve İnkalar neden ataerkildi? Her ne kadar “adam” ve “kadın” tanımları kültürlere göre farklılık gösterse de, tüm kültürlerin tamamının erkekliği kadınlıktan üstün tutmasının, evrensel biyolojik bir sebebi olması yüksek ihtimaldir. Bu sebebin ne olduğunu bilmiyoruz. Pek çok teori söz konusu, ancak hiçbiri inandırıcı değil.

Kaynak: Sapiens Hayvanlardan Tanrılara

Erkekler Kadınlardan Daha Erken Ölüyor

“Kadınlar erkeklerden daha fazla şimdiki zamanda yaşar ve içinde bulundukları bu an tahammül edilebilirse çok daha keskin ve kararlı bir şekilde onun tadını çıkarırlar. Kadınlara mahsus neşenin kökeni budur.” der Schopenhauer. Kadınların daha uzun yaşamasında bu da etkili olmuş olabilir.