Etiket arşivi: kanunlar

Yürürlükte Olan Kanunun Uygulan(a)maması – Zamanaşımı

Yürürlükte Olan Kanunun Uygulan(a)maması – Zamanaşımı

Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin bir başka konu zamanaşımı (mürur-u zaman)dır. Burada durum, geçmişe yürümenin/etkili olmanın tam tersidir. Geçmişe yürümede/etkili olmada, o zaman yürürlükte olmayan bir hukuk kuralının uygulanması; zamanaşımında ise, yürürlükte bulunan bir hukuk kuralının uygulanmaması söz konusudur. Zamanaşımı süresinin dolması halinde, yürürlükteki bir hukuk kuralı, süjenin-kişinin-vergiyi doğuran olayın-hukuka aykırı fiilin-vergilendirme işleminin şartları nedeniyle uygulanmamaktadır. Bu itibarla, zamanaşımı, hukuk kuralının yürürlükten kaldırılmasından (ilgasından) farklıdır. Çünkü, yürürlükten kaldırmada hukuk kuralı, objektif olarak uygulanamaz hale gelirken, zamanaşımında, sübjektif bir uygulanmazlık sözkonusu olmaktadır.

Vergi Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması

Vergi Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması

Kanunların uygulandığı yerin, yani kanunların hangi coğrafi sınırlar dâhilinde uygulanabileceğinin bilinmesi, kanunların uygulanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Kanunların yer bakımından uygulanması konusunda iki ana ilke benimsenmektedir. Bunlardan birincisi, kanunların mülkîliği (ülkeselliği) ilkesidir. Bu ilkeye göre, her devletin kanunları o devletin ülkesinde, kural olarak, vatandaş ya da yabancı herkese ve bütün hukuki işlemlere uygulanmaktadır. Kanunların yer bakımından uygulanması konusunda benimsenen ikinci ilke ise kanunların şahsîliği (kişiselliği) ilkesidir. Bu ilkeye göre, kişi nereye giderse gitsin, tâbiiyetinde (uyruğunda) bulunduğu devletin kanunlarına bağlıdır.

Vergi kanunlarının uygulama alanının belirlenmesinde iki ilke esas alınmaktadır. Bunlardan birincisi, egemenlik alanı (mülkîlik) ilkesi; ikincisi ise, şahsîlik (tâbiiyetikametgâh) ilkesidir. Birinci ilke, genel olan ilkedir; uygulanması daha eski ve yaygındır. Buna göre, devletin egemenlik alanında oluşan bütün vergiyi doğuran olaylar ve konular o ülkenin kanunlarına göre vergiye tâbi tutulur. Bu ilkeye kaynak ilkesi, yani vergi matrahlarının kaynağı olan ekonominin sahibi olan devletin vergilendirme yetkisine sahip olması ilkesi de denilmektedir. Buna karşılık, ikinci ilke, vergi kanunlarının uygulama alanını, ilişkileri kuran gerçek ya da tüzel kişinin tâbiiyet veya ikametgâh ülkesinin yasaları tarafından belirlenmesidir. Bu itibarla, vergilendirme yetkisinin yer bakımından uygulama alanının sınırlandırılmasında iki temel ilkeden yararlanılmaktadır. Bunlardan biri kaynak ilkesi; diğeri ise şahsîlik/kişisellik ilkesidir.