Oğlunu Gözden Çıkardı Ama Nazilere Boyun Eğmedi


Fizik öğrenimi için üniversiteye başvurduğunda, dönemin büyük fizikçisi Hermann Helmholtz, “Fizik’te artık yapılacak fazla bir şey kalmadı; ilerlemeye açık başka bir bilim dalını seçsen daha iyi olur.” demişti. Ama fizikten vazgeçmedi ve ışıma ve paketçik çalışmalarıyla 1920 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. Rusya Bilimler Akademisi’nin sekreterliğine getirildi ve zamanla en çok saygı duyulan Alman fizikçilerinden biri oldu. 1930’da Başkanlığına getirildiği Berlin Kaiser Wilhelm Enstitüsü, II. Dünya Savaşı’nın ardından Max Planck Enstitüsü olarak isimlendirildi. Planck, Nazi rejimi döneminde Almanya’da kaldıysa da Hitler’in Yahudi meslektaşlarına yönelik uygulamalarına açıkça karşı çıkınca, 1937’de enstitüden zorla istifa ettirildi. Öte yandan özel hayatı, bilimde olduğu kadar parlak değildi. İlk eşini 1909’da, oğullarından birini ise Birinci Dünya Savaşı sırasında kaybetti. Yine savaş yıllarında iki kızı, torunlarını doğururlarken öldü. Yeniden evlendi ve bir oğlu oldu. Takvimler 1900 yılına kilitlenmişken Max Planck, siyah cisim ışımasını açıklamak için ışığın kuantumlu olabileceğini ileri sürdü. O zamana dek, ışığın şiddetiyle enerjisinin doğru orantılı olduğu sanılıyordu. Oysa ışığın frekansıyla enerjisi doğru orantılıydı. 1905’te Einstein bu kurama dayanarak fotoelektrik olayını açıkladı. Işık, dalga özelliği yanında foton denen kuantum (enerji paketleri) özelliği de gösteriyordu. Planck’ın kuantum teorisinin doğrulanması ile birlikte insanlık, atom altı parçacıkların oluşturduğu gözle görünmeyen dünyadan ışığa, oradan uzaya varıncaya kadar, neredeyse yaşama dair her şeyi analiz eden ve bunu yaparken de ‘mutlak doğrular yoktur’ yaklaşımı ile hareket eden yeni bir bilim dalı ile karşı karşıya kalıyordu. Son yıllarında Hitler rejimine karşı çıktığı için rejimin demir yumruğundan o da nasibini almakta gecikmedi. İkinci Dünya Savaşı’nda evi müttefiklerin bombardımanına hedef olunca, tüm notları ve çalışmaları yok oldu. Yedi çocuğundan tek hayatta kalanı; ikinci karısından olma oğlu Erwin, 1944’te Hitler’e suikast suçlamasıyla yakalandı. Naziler, Nazizme inanç ve bağlılık duyurusunu imzalaması karşılığında oğlunu serbest bırakmayı teklif ettiler. Ancak Alman fizikçi, tek çocuğunu kaybetme pahasına da olsa duyuruyu imzalamadı. Durumu öğrenen başka bir Alman fizikçi, Amerikalılardan Planck’ı daha güvenilir bir yer olan Göttingen’e götürmelerini istedi. Yaşamının son iki yılını burada saygın ve seçkin bir bilim adamı ve insan hakları savunucusu olarak geçiren Planck, 90’ıncı yaş gününü kutlamaya hazırlandığı sırada, 4 Ekim 1947’de, 89 yaşında hayata veda etti. Geride miras olarak fizik ile felsefeyi harmanlayarak insanoğlunun önünde yeni bir çığır açan Kuantum Fiziği’ni bırakmıştı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s