Sınav Heyecanı ve Sınav Kaygısı Nasıl Yenilir?

Evet, sınavlardan korkmadığınızı biliyoruz. Peki, yaşadığımız bu heyecan ne? Yeni bir şeyle karşılaştığınızda heyecanlanırsınız. Hoşlandığınız karşı cinsten bir arkadaşınızla tanıştığınızda, yeri aldığınız bir elbiseyi ilk giydiğinizde, tatile çıkmadan önce hazırlık yaparken, facebook’taki arkadaşınızdan haber aldığınızda heyecan duyarsınız. Hayatınızda, varlığı duygusal durumunuzda olumlu bir fark oluşturan içten veya dıştan bir etkiye maruz kaldığınızda heyecanlanırsınız. Peki, ya evdeki değerli bir vazoyu kaza ile kırdığınızda akşam babanızla karşılaşmanızı düşündüğünüzdeki duygunuz? Yarın yetişmesi gereken bir ödevin zamanında yetiştirilemeyeceğini düşünmeniz? Sevdiğiniz bir insanın uzun bir yolculuğa çıkması ve o günlerde de yoğun trafik kazaları haberlerinin ana haber bültenlerine den okunması? Bu durumda da heyecanlandığınızı düşünürsünüz Aslında bu olumsuz bir heyecandır ve bu negatif heyecan, olması muhtemel bir sonuç üzerinde yoğunlaştığı için biz buna “kaygı” den Nitekim sınavlara hazırlanan öğrenci, sınavlar yaklaştıkça negatif heyecanı artırıyor, kendini kötü hissediyor, tedirgin ve güvensiz oluyor, ağlama duygusu veya kaçınma duygularını yoğun olarak Yaşıyorsa, bu kişi sınav kaygısına kapılmış demektir.

Üniversite sınavlarına hazırlanan ve sınav kaygısı yaşayan bir öğrencinin beyninde bir yolculuk yaptığımızda şu sesleri duyabiliriz: ”Ya başarısız olursam? Arkadaşlarımın performans benimkinden iyi… Onlar sınavı kazanıp ben kazanamazsam, onların yüzüne nasıl bakabilirim? Babam dershane için o kadar para ödedi. Adamcağız elinden geleni yapıyor. Sınavı kazanamazsam herhalde bana bir daha güvenmez. Ya annem? Kadıncağız evde iş yaptırmıyor bana. Bazen onu bir gardiyan gibi görüyorum ama bunu benim iyiliğim için yapıyor. Üff! Bir türlü kafamın içindekileri toplayamıyorum. Okuduğum şeyleri ya anlamıyorum, ya da çabuk unutuyorum. Galiba bu gidişle çuvallayacağım. Ben aptal olmak istemiyorum. Çalışmam gerekiyor; ama bunları düşündükçe ruhum sıkılıyor. İşte başım yine ağrımaya başladı, nefesim daralıyor. Zaman da çok hızlı geçiyor. Yine sinirden ellerim titremeye başladı. Bıktım, bıktım! Üstüme çok geliyorlar, çalışamıyorum işte. Bazen çok iyi çalışıyorum fakat ya sınavda bunları unutursam? Başarmak zorundayım, başka çaresi yok. Peki, öyleyse bu olumsuz düşüncelerden neden kurtulamıyorum? Arkadaşlarım suratımın hep asık olduğunu söylüyorlar. Herhalde bunları düşünmekten çok yoruldum. Bu halimi ben de sevmiyorum ki, işte bak yine canım sıkılmaya başladı.

”Yukarıdaki tipik kaygılı bir öğrencinin yaşadıklarını yaşayan yüz binlerce öğrenci var.Bu tür öğrenciler olumsuz iç konuşmaları yaparak öğrenme içgüdülerini sabote etmektedirler. Özgüvenleri yetersizdir. Çok verimsiz çalışırlar. Üstelik kaygılandıkları şey başlarına gelmese dahi, bu olumsuz duygularla yaşamak zorunda kalırlar.

Klinik psikolog A. Kadir Özer bu konuda: “Kaygılanma, kişiliğin tıpkı bir hisse senedi gibi, sınanabilir ve değeri inip-çıkabilir bir varlık olduğu yanılgılı inancının pahalı bir bedelidir. Pahalıdır, çünkü bize verilmiş vadeli yaşamı, olmayan ve olmayacak bir kişilik değeri peşinde koşuşturma için harcatır.” şeklinde bir yorum yapıyor.

Her düşüncenin inanca dönüşme potansiyeli, her inancın da kendisini gerçekleştirecek potansiyelleri harekete geçirme gücü vardır.

Kaygılanan bir öğrenci, kaygılanmasına sebep olan düşünceleri çağrıştırarak, gerçekleşeceği inancına kapılır. Artık kronikleşen kontrol dışı duygular “başarısız olmak için” gerekli her türlü durumla işbirliğine girer. Bu durumdaki bir öğrenci ders çalışmak ister, uykusu gelir. Yetersizlik duygusu ile çalışmaktan soğur, çok çalışır ama sınavda öğrendiklerini hatırlayamaz veya bildiği halde olmadık yanlışlar yapar. Bunları tekrar yaşayabileceği düşüncesi zihninde yer eder. Artık bu öğrencideki endişeler, “sınav kaygısı” na dönüşmüştür.

Bir Cevap Yazın