(Hitler, Steiner’in emredilen karşı saldırıyı gerçekleştiremeyeceğini öğrenir ve herkesin toplantı odasından çıkmasını ister. Masada sadece dört komutanı kalır. Hitler, bastonunu masaya fırlatır ve titreyen bir sesle konuşmaya başlar, sesi giderek yükselir.)

HİTLER: Geriye kalanlar… Keitel, Jodl, Krebs ve Burgdorf. İşte geri kalanlar onlar! Generaller ordusunun özü…
(Sesi yükselir)
HİTLER: Korkaklar! Hainler! Beceriksizler!
(Daha da bağırır)
HİTLER: Generaller, Alman Halkının pisliğidir! Onursuzlar! Kendilerine general diyorlar çünkü senelerce Harp Akademilerinde dirsek çürüttüler; yalnızca bıçak ve çatal tutmayı öğrenmek için! Yıllardır ordu benim her hamlemi engelledi! Benim yoluma mümkün olan her engeli koydu!
Bütün o üst düzey subayları, Stalin’in yaptığı gibi, yıllar önce tasfiye etseydim daha iyi ederdim! Hiçbir zaman bir akademiye gitmedim! Ve yine de tek başıma— tek başıma— tüm Avrupa’yı fethettim!
Hainler! Daha en başından beri hep ihanete uğradım ve aldatıldım! Almanya’ya verilen en kutsal şey, en iyi askerlerimiz, şimdi çürümeye bırakılıyor! Neden? Çünkü Generallerim savaşmak istemiyor! Çünkü Generallerim… beni başarısızlığa uğrattı!
(Titreyerek fısıldar)
HİTLER: Onlar… benim son direniş birliğimdi… Steiner…
(Yeniden bağırarak)
HİTLER: Onun bir orduya bile komuta edecek kadar askerinin olmadığını biliyorlardı! Ve yine de… bana bir yalan uydurdular!
(Sesi kısılarak ve umutsuzlukla)
HİTLER: Hepiniz… orada kalabilirsiniz. Başka ne yapabilirim ki? Her şey bitti. Savaş kaybedildi. Ama eğer siz, baylar, en ufak bir utanç duygusuna sahipseniz, o zaman sığınağın önündeki kurşunu kafanıza sıkarsınız. Benim için her şey bitti.
(Kararlılıkla ve sakinleşerek)
HİTLER: Ben Berlin’de kalacağım. Savaşa son vereceğim. Bu savaşın sonu bu sığınakta olacak.
(Generallere bakarak)
HİTLER: Benim son emrim: Kimse teslim olmayacak! Berlin’i kazanacağım ya da düşüşümle yüzleşeceğim!