Kemalist Nevşin Mengü Füzenin Adında Atatürk Yazmasından Rahatsız Oldu!

Arkadaşlar biliyorsunuz Türkiye yeni bir balistik füze üretti. Füzenin bir ucuna Yıldırım Beyazıt’ın imzasını diğer tarafına Atatürk’ün imzasını koydu. Toplumu kutuplaştırmaktan ziyade birleştirmeye yaran bu durum şüphesiz ki toplumsal birlik içinden güzel bir adım oldu. Ancak bu durum aşırı Osmanlıcıların ve Kemalistleri rahatsız etti. İki tarafta burada niye Atatürk’ün adı var diyor. Kemalist Nevşin Mengü de durumdan rahatsız.

Çerkez kökenli olan Nevşin Mengü:

Bizler barışçıl milletiz Atatürk Yurtta Barış Dünyada Barış dedi. Füze niye adı var? Gerçekten insan hayret ediyor.

Kemalistlere göre Türkiye hiç silah üretmemeli ve hep dışardan almalıdır.

Türkiye’nin savunma sanayiinde attığı her dev adımda, kendi öz sermayesi ve mühendislik zekasıyla ürettiği her füzeyle birilerinin uykularının kaçması artık şaşırtıcı değil; ama bu topraklara ait ne varsa ona yabancılaşmış zihniyetin sergilediği tavır gerçekten ibretlik. Yıldırım Beyazıt ile Atatürk’ü aynı çeliğin üzerinde buluşturan, bu milletin bin yıllık tarihini tek bir gövdede birleştiren o imzalar, aslında bir turnusol kağıdı görevi gördü. Kendi kökleriyle barışamamış, ideolojik takıntıları arasında sıkışıp kalmış “fonlu” zihniyet, bu birliktelikten gurur duyacağına yine nifak tohumu ekme peşine düştü.

Nevşin Mengü ve onun gibi sırtını Batı’ya yaslayıp, cebini oradan gelen fonlarla dolduran tayfanın “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesini bu kadar çarpıtması tam bir şark kurnazlığıdır. Atatürk o sözü, “ordunuzu dağıtın, silah üretmeyin, Batı’ya kul köle olun” diye söylemedi; tam tersine, güçlü bir savunman yoksa barışın sadece bir hayal olduğunu en iyi bilen komutandı o. Kendi savunma sanayisini kurmak için uçak fabrikaları açan Atatürk’ün adını bir füzeye yakıştıramamak, aslında Atatürk’ü hiç anlamamış olmanın, daha doğrusu onu sadece kendi Batı hayranlığına kılıf yapmanın dik alasıdır.

Bu “akıl hocalarına” göre Türkiye hep pazar olmalı, hep emir almalı, hep dışarıya muhtaç kalmalı. Bir füze üretildiğinde “Niye ürettik?”, üzerine tarihsel mühür vurulduğunda “Niye bu isimler var?” diye sızlanmaları, aslında içlerindeki o iflah olmaz aşağılık kompleksinin dışavurumudur. Kendi tarihinden utanan, Osmanlı’yı düşman, Cumhuriyet’i ise sadece Batı’ya yaranma aracı gören bu marjinal kitle, milletin birleştiği her noktada rahatsızlık duyuyor.

Şunu sormak lazım: Bu füzenin üzerinde kimin imzası olacaktı? Fon aldığınız merkezlerin mi? Bu milletin tarihinde Yıldırım Beyazıt da bizimdir, Mustafa Kemal Atatürk de bizimdir. Bu iki ismi aynı namluda buluşturmak, bu ülkenin bölünmez bütünlüğünün ve tarihsel sürekliliğinin en somut ilanıdır. Siz istediğiniz kadar ekranlarda “barışçıl milletiz” masalları anlatın; biz biliyoruz ki, sizin barış dediğiniz şey, tam bağımsız Türkiye’nin değil, uysal ve muhtaç bir Türkiye’nin hayalidir. Bu millet artık sizin o fonlu ve bayatlamış ezberlerinizi yemiyor. Kendi silahını yapan, kendi tarihine sahip çıkan bu devlet; hem Beyazıt’ın celalini hem Atatürk’ün vizyonunu o füzelerle dosta güven, düşmana ve içimizdeki “fondaşlara” korku salmaya devam edecektir.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin