Mezhepçi Safevi Şahı Abbas Türklere Hakaret Etti!

Safevi Devleti’ni kuran irade her ne kadar Şah İsmail gibi bir Türkmen beyinin kılıcıyla yükselmiş olsa da, sonraki süreçte mezhepçilik bataklığına saplanan Şah Abbas gibilerin kendi öz köküne nasıl ihanet ettiğini burada ayan beyan görüyoruz.

Ben onu Türk sandım, çünkü onları aşağılamak için hiçbir fırsatı kaçırmam. Farsların cömertliğiyle kıyaslandığında Türklerin alçak bir halk olduğunu görüyorum. Safevi Şahı Abbas

Safeviler maalesef mezhepçilik çukurunda debelenip Türklüğe ihanet ettiler. Soylarını Pers krallarına bağlayan Safeviler, kuruluş aşamasındayken Türkmen ve Türk kimliğine vurgu yaparken ipleri tamamen ellerine aldıklarında ise Türklüğe düşman oldular.

Şah Abbas’ın Türk Düşmanlığı ve Mezhepçilik Gözü dönmüşlüğü

Kitaptaki metinde Şah Abbas’ın, kendisine hediye edilen bir İncil illüstrasyonundaki “yenilmiş şeytan” figürünü görünce, o dönem karşısında duran Osmanlı paşalarına bakarak alaycı bir tavırla: “Ben onu Türk sandım, çünkü onları aşağılamak için hiçbir fırsatı kaçırmam” dediği açıkça yazıyor. Bitmedi; bir başka bölümde de utanmadan, “Farsların cömertliğiyle kıyaslandığında Türklerin alçak bir halk olduğunu” iddia ederek Hristiyan prenslere yaranmaya çalışıyor.

Şimdi sormak lazım; bu adam Şah İsmail gibi bir Türkmen’in soyundan gelmiyor mu? İşte mezhepçilik ve Fars kültürüyle zehirlenmek adamı böyle kendi kanına düşman eder. Türkmenlerin kanıyla kurulan devleti, Türk’e “şeytan” diyecek kadar alçalan bir noktaya sürüklemişler.

Farsçılık ve Şiilik Maskesi Altındaki İhanet

Bazı zümreler çıkar, “Osmanlı Türk değil, Safeviler safkan Türk” diye bir iddia ortaya atarlar. Buyursunlar, bu görsele baksınlar. Osmanlı padişahları “Cihan Hakimiyeti” ve “Nizam-ı Alem” peşinde Türk sancağını Viyana kapılarına kadar taşırken; Şah Abbas gibiler Batılı Hristiyan güçlerle ittifak kurup, “Türkleri (Osmanlıyı) arkadan nasıl vururuz” diye Papa’ya mektuplar gönderiyordu.

Türklükten kopup Farsçılığa ve aşırı Şiiliğe sığınanlar, sonunda kendi kimliğini inkar eder hale gelmiştir. Önemli olan mezhep değil, Türklüktür. Türk’ün töresinde birliği bozan, dış güçlere yaranmak için kardeşini arkadan vuran kim olursa olsun yerin dibine sokulmayı hak eder.

Türk’ün Yüksek Karakteri ve Gerçekler

Bizim medeniyetimiz, ne Araplaşmayı ne de Farslaşmayı kabul etmeyen; özünü, dilini ve töresini her şeyin üzerinde tutan bir iradedir. Şah Abbas’ın o Batılı elçilerin önünde takındığı aşağılık tavır, sadece kendi karakterini bağlar; Türk milletinin azametini gölgeleyemez. Türk, tarihin her döneminde adaletin kılıcı olmuş, mazlumun yanında durmuştur. Kendi soyuna “şeytan” diyenlerin akıbeti ise tarihin tozlu sayfalarında birer ibret vesikası olarak kalmaktır.

Mezhep bataklığının bir insanı nasıl kendi özüne düşman ettiğinin kanıtıdır. Biz Türkçüyüz, milliyetçiyiz ve her şeyden önce Türk oğlu Türküz. Farsçılık yapan, Şiilik üzerinden Türk’e nefret kusan her türlü zihniyet, Türk’ün kutlu sancağı altında ezilmeye mahkumdur. Gök Tanrı Türk’ü korusun ve özünü unutmayan yiğitleri daim kılsın.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin