
2026 TYT Felsefe Baştan Sona Özet Konu Anlatım
Felsefe sözcüğü, Yunanca bilgelik sevgisi (bilgelik dostu) anlamına gelen felsefe (philosophia), sevmek (philia) ve bilgelik (sophia) sözcüklerinin birleşiminden türemiştir. Felsefeyle uğraşan düşünürlere ise filozof (philosophos) adı verilir. Bu ismin ilk defa Phytagoras [Pisagor (MÖ 580-500)]tarafından kullanıldığı kabul edilir. O dönemde düşünürlere bazen bilge bazen bilgelik anlamına gelen sophos denirdi. Phytagoras, bu kelimenin başına philia (sevgi, arayış)kelimesini getirerek kendine sophos diyenlere karşı philosophos (bilgiyi seven, bilgeliğiseven) olduğunu belirtir.
Filozofun bilgiyle uğraşması felsefenin hikmet anlamında da kullanılmasını sağlamıştır. Yunanca eserlerin Arapçaya çevirilmesi esnasında philosophos (filozof) teriminin hem feylasûf hem de hakîm (hakiym) olarak kullanılması bu nedenledir. Hakim, aynı zamanda hikmet sahibi olan kişianlamında da kullanılır. Hikmet sahibikişi hakîm olduğu şeyin nedenlerini bilen kişidir. Fahrettin er-Razi’ ye göre hikmet, özü itibarıyla ilimle ilgilidir.
Anahtar Kelimeler;
- Sevgi,
- Dostluk
- Arayış,
- Sezgi
- Gerçeklik
- Bilgi
- Hakikat
- Hikmet
- Duyum
- Bilgelik
- Düşünme
- Akıl
Felsefi Düşüncenin Özellikleri
- Evrensel Olma
- Eleştirel Olma
- Merak Etme
- Rasyonel Olma
- Hayret Etme
- Tutarlı Olma
- Sorgulama
- Refleksif Olma
- Şüphe Duyma
- Sistemli Olma
- Yığılımlı İlerleme
BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMOLOJİ)
Epistemoloji, bilginin doğası, kapsamı vekaynağı ile ilgilenen felsefe dalıdır. Bilgifelsefesi olarak da adlandırılmaktadır. Bilgininsöz konusu olabilmesi için, üç şeye ihtiyaçvardır. Bunlardan birincisi bilen özne ya dazihindir. İkincisi, bilinen şeydir. Bilinen bu şeyherhangi bir nesne olabileceği gibi bir önermede olabilir. Üçüncü olarak da öznenin nesneyebilinçli yöneliminin sonucunda ortaya çıkanürüne ihtiyaç vardır.
Bilgi Aktları
Akt, var olanlar arasındaki özne-nesne ilgisini kuran bağın adıdır.
- Düşünme aktı, somut, nesnel, duyu verilerine kaynaklık eden objelerin dünyasıolduğu kadar; gerçekliği olmayan soyut, ideal ve gerçeküstü algıların daoluşabildiği varlıkları içeren akttır.
- Algı aktı, bizim dışımızdaki dünyanın duyu verileri (ham bilgi) yoluylayorumlanmasını (mamul bilgi) sağlarken kendi iç dünyamıza dair zihinselsüreçler ile ilgili de bilgiler edinmemizi sağlar.
- Anlama aktı, Anlama, düşünme ve algı aktları dahabaşka aktlarla birlikte etkileşerek oluşur. Kısaca,anlamak herhangi bir şeyin bilinmesidir.
- Açıklama aktı, düşünülmüş, algılanmış, anlaşılmışolanın açıklaması denildiğinde ortaya çıkan şeyiverendir.
Bilgi Çeşitleri
- Gündelik Bilgi
- Dinsel Bilgi
- Teknik Bilgi
- Sanatsal Bilgi
- Bilimsel Bilgi
Bilginin Doğruluğu İçin Önerilerin Ölçütler
- Uygunluk Ölçütü: Bu ölçüte göre öne sürülen ifade, bildirdiği şeyin nesnesiyle örtüşüyorsa doğrudur. Örneğin, “Kapıyı çalan Zeynep’tir.” ifadesi kapı açıldığında Zeynep görülürse doğrudur.
- Tutarlılık Ölçütü: Bu ölçüte göre öne sürülen ifade, doğru olarak kabul edilen başka bilgilerle çelişmiyorsa veya bir akıl yürütmeye dayanma sonucunda oluşmuş ve mantıksal açıdan geçerliyse doğrudur. Örneğin, “Üçgen üç kenarlıdır.” ifadesi mantık açısından geçerli olduğu için doğrudur.
- Tümel Uzlaşım: Bu ölçüte göre öne sürülen ifade, çoğunluk tarafından doğru kabul ediliyorsa doğrudur. Örneğin, “Resmî işlerde hasta ve yaşlılara öncelik tanınması gerekir.” ifadesi çoğunluk tarafından kabul edildiği iç in doğrudur.
- Apaçıklık (Açık-Seçik): Bu ölçüte göre öne sürülen ifade, açık ve seçik olması durumundadoğrudur. Örneğin, dişi ağrıyan birinin dişinin ağrıdığını bilmesi açıktır. Hangi dişinin ağrıdığınıbilirse açık olan durum aynı zamanda başka dişlerle karışmayacağı için seçik hâle gelmişolur. Dolayısıyla kişi hangi dişinin ağrıdığı bilgisini apaçık şekilde fark etmiş olduğu için ifadedoğrudur.
- Yarar Ölçütü: Bilgi, bu ölçüte göre pratik hayatta fayda verme koşuluyla doğrudur. Örneğin, ölümcül bir hastalığın tedavisinde “X ilacı kullanılır.” ifadesi, o ilacın fayda sağlaması koşuluyla doğrudur.
Bilgi Felsefesinin Temel Akımları ve Temsilcileri
1. Septisizm (Kuşkuculuk)
Doğru bilginin imkansız olduğunu, her türlü yargıdan kaçınmak gerektiğini savunan akımdır.
- Temsilciler: Pyrrhon, Timon, Gorgias, Protagoras, Zenon, Demokritos.
2. Rasyonalizm (Akılcılık)
Doğru bilginin kaynağının yalnızca akıl olduğunu ve bazı bilgilerin doğuştan geldiğini savunur.
- Temsilciler: Sokrates, Platon, Aristoteles, Farabi, Descartes.
3. Empirizm (Deneyimcilik)
Zihnin doğuştan boş bir levha olduğunu ve tüm bilgilerin duyumlar/deneyimler yoluyla kazanıldığını savunur.
- Temsilciler: John Locke, David Hume.
4. Kritisizm (Eleştiricilik)
Bilgi için hem aklın hem de deneyin gerekli olduğunu söyleyen, bu iki akımı sentezleyen görüştür.
- Temsilciler: Immanuel Kant.
5. Pozitivizm (Olguculuk)
Sadece gözlenebilir olgulara dayanan, metafiziği reddeden ve deneyi merkeze alan bilimsel yaklaşımdır.
- Temsilciler: Auguste Comte.
6. Entüisyonizm (Sezgicilik)
Kesin ve doğrudan bilgiye akıl veya deneyle değil, ancak sezgi yoluyla ulaşılabileceğini savunan akımdır.
- Temsilciler: Gazali, Henri Bergson.
7. Pragmatizm (Faydacılık)
Bilginin doğruluğunu, o bilginin hayatta sağladığı pratik fayda ve başarı ile ölçen yaklaşımdır.
- Temsilciler: William James, John Dewey.
8. Fenomenoloji (Öz Bilim)
Nesnelerin dış görünüşünü değil, bilincin kavradığı asıl “özlerini” ortaya çıkarmaya çalışan yöntemdir.
- Temsilciler: Edmund Husserl.
Olası Soru:
I. Doğru bilginin imkanı vardır.
II. Doğru bilginin kaynağı akıldır.
III. İnsan zihni doğuştan boş bir
levhadır.
Verilen ifadelerden hangileri
rasyonalizm akımına göre doğru
kabul edilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II
D) I ve III E) I, II ve III cevabı nedir
Cevap: C (I ve II)
- I ve II: Rasyonalizm, doğru bilginin mümkün olduğunu ve kaynağının akıl olduğunu savunur.
- III Yanlış: “Boş levha” fikri Rasyonalizme değil, Empirizme aittir. Rasyonalistler bilgilerin doğuştan geldiğine inanır.
VARLIK FELSEFESİ (ONTOLOJİ)
Felsefede varlık var olan her şeydir.Var olanların bir kısmı benim ç antam,arkadaşımın telefonu, yoldan geç enotomobil gibi tek t ek sayılabilir veduyularla algılanabilir olan somuttürden şeylerdir. Felsefe bu türvarlıkları gerçek (reel) nesnelerolarak adlandırır. Bunların dışında,insanın düşüncesinde var olan veyaaklıyla kavradığı beş rakamı, küp veüçgen gibi geometrik şekiller vb. soyuttürden varlıklar vardır. Dış dünyada- zaman ve mekânda – bulunmayantürden varlıklar ise felsefede düşünsel(ideal) nesneler olarak adlandırılırlar.
Varlığı Oluş Olarak Kabul Edenler
- Herakleitos (MÖ 540-480)’a göre evrenin ana maddesi ateştir. Bu ateş, her şeyin sürekli bir değişim ve çatışma içinde aktığını simgeler; ona göre “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.”
- Alfred North Whitehead’e göre evrendeki her şey oluş hâlindedir. Durağan bir varlık yoktur, evren sürekli birbirine bağlı olaylar ve süreçler zinciri olarak ilerler.
Varlığı İdea Olarak Kabul Edenler
- Platon (MÖ 427-342): Görünüş ve gerçeklik arasındaki farkı idealar kuramıyla anlatır. Duyularla algıladığımız bu dünya sadece birer gölgedir; asıl gerçek varlıklar ise değişmez olan idealardır.
- Aristoteles (MÖ 384 – 322): Ona göre ideler duyularımızla algıladığımız nesnelerin, varlıkların içindedir. Aristoteles “salt madde” ile “salt form” arası hareketliliği “madde-form nazariyesi” ile anlatır. Yani bir nesnenin özü (formu), o nesnenin fiziksel maddesinden ayrı bir dünyada değil, tam olarak içindedir.
- Farabi (870 – 950): Varlığı, idea olarak kabul eder ve varlığı iki şekilde sınıflandırır: Birincisi, var olmadığı düşünülemeyecek olan varlık yani “vacibülvücud”, ikincisi ise var olmak için başka varlığa bağımlı olan “ mümkünülvücud” tur. Tanrı zorunlu varlıktır, diğer tüm varlıklar ise varlığını O’ndan alan mümkün varlıklardır.
- Hegel (1770-1831): Hegel’e göre asıl varlık olan geist (mutlak akıl, mutlak ruh, tin) oluş hâlindedir. Bu mutlak ruh, tarih boyunca diyalektik bir süreçle kendi bilincine ulaşmaya çalışır.
Varlığı Madde Olarak Kabul Edenler
- Demokritos (MÖ 460-370): İlk Çağda varlığın atomlardan meydana geldiğini söyleyen Demokritos, mekanist bir yaklaşımla materyalizmin önde gelen temsilcileri arasında yer almıştır. Evren, gözle görülmeyen küçük ve bölünemez parçaların rastlantısal çarpışmasıyla oluşur.
- Thomas Hobbes (1558-1679): Ona göre varlık maddedir. Töz niteliğinde madde dışında hiçbir şey yoktur. Bilinç de buna dahildir. Doğal olarak bilgi maddi dünyadan deney ve gözlemle elde edilir. Ruh veya zihin dediğimiz şeyler de aslında maddenin bir tür hareketidir.
- Karl Marx (1818-1883): Marx evrenin maddesel yapıda olduğunu, maddenin insan zihninden bağımsız bir gerçeklik olarak var olduğunu savunduğu için maddeci bir filozoftur. Ona göre düşünceyi yaratan maddedir ve toplumsal değişimin temelinde ekonomik (maddi) koşullar yatar.
Varlığı Hem Ruh Hem Madde Olarak Kabul Edenler
- Rene Descartes (1585-1650): Varlığı hem ruh hem madde olarak kabul eden filozoftur. Düalist bir anlayışla bütün varlıkları ruh – beden ikiciliğinin birbirine indirgenemez oluşuyla açıklamıştır. Madde “yer kaplama” özelliğine sahipken, ruh “düşünme” özelliğine sahiptir ve bu ikisi birbirinden ayrı tözlerdir.
Varlığı Fenomen Olarak Kabul Edenler
Edmund Husserl (1859-1938): Fenomenolojinin kurucusu olan Husserl, varlığı fenomen olarak kabul eder. Ona göre varlıkların özünü doğrudan, bir tür sezgiyle kavrayabiliriz. Bilincimiz, nesnelere ait her türlü ön yargıyı bir kenara bırakarak o nesnenin saf özüne odaklanabilir.
AHLAK FELSEFESİ (ETİK)
AHLAK FELSEFESİNİN TEMELKAVRAMLARI
- Ahlaki eylem
- Vicdan
- Ahlaki sorumluluk
- Değer yargısı
- Ahlaki karar
- İyi – kötü ayrımı
- Ahlaki normlar
- Erdem
- Ahlaki değer
- Özgürlük
Ahlak Felsefesinin Temel Soruları
1. Ahlaki eylemlerde bulunurken insan özgür müdür?
2. Ahlaki eylemlerin amacı nedir?
3. Evrensel ahlak yasası var mıdır?
4. Ahlak yasasını belirleyen özellikler nelerdir?
5. Ahlaki yargıların özellikleri nelerdir?
Evrensel Ahlak Yasası Mümkün müdür?
Bu kısım, mümkün değildir ve mümkündür temsilcileri olarak ikiye ayrılmaktadır.
1.Mümkün Değildir Diyenler
- Hedonizm (Hazcılık) – Aristippos: Ahlaki eylemin amacı hazdır. Hazlar kişiden kişiye değiştiği için herkes için geçerli ortak bir yasa olamaz.
- Pragmatizm (Faydacılık) – William James & John Dewey: Bir eylemin değeri sağladığı pratik faydaya bağlıdır. Fayda kişiye ve duruma göre değiştiği için evrensel bir yasa yoktur.
- Egoizm (Bencillik) – Thomas Hobbes: İnsan özü gereği bencildir (“İnsan insanın kurdudur”). Herkes kendi çıkarını aradığı için ortak bir ahlaktan söz edilemez.,
- Anarşizm – Pierre-Joseph Proudhon: İnsanı kısıtlayan devlet, din ve hukuk gibi her türlü otoriteye karşıdır. Otoritenin olduğu yerde ahlaki özgürlük ve evrensel yasa olamaz.
- Nihilizm (Hiççilik) – Friedrich Nietzsche: Mevcut tüm ahlaki değerleri ve otoriteleri reddeder. Üstinsan kendi değerlerini kendisi yaratmalıdır; ortak yasa köleliktir.
- Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk) – Jean-Paul Sartre: İnsanda varoluş özden önce gelir. İnsan tamamen özgürdür ve kendi değerlerini kendi yaratır; önceden belirlenmiş bir yasa yoktur.
- Neden Mümkün Değildir? Bu akımların ortak noktası, ahlakı kişiye (subjektif), hazlara veya faydaya dayandırmalarıdır. Eğer ahlak kişiden kişiye değişiyorsa, herkesi bağlayan “evrensel” bir kuraldan bahsedilemez.
2.Mümkündür Diyenler
Evrensel Ahlak Yasasını Kabul Edenler
- Utilitarizm (Fayda Ahlakı) – Jeremy Bentham & John Stuart Mill: “En çok sayıda kişiye, en büyük ölçüde fayda” sağlayan eylem ahlakidir. Ortak fayda, evrensel yasanın temelidir.
- Entüisyonizm (Sezgicilik) – Henri Bergson: İnsan neyin iyi neyin kötü olduğunu kendi “sezgisi” ile anlar. Kendi içindeki sese (sezgiye) uyan kişi, evrensel iyiliğe ulaşır.
- Erdem Etiği – Sokrates, Platon & Fârâbî: Ahlakın temeli bilgidir. Bilgi insanı erdeme ve bilgeliğe ulaştırır; erdemli yaşamak herkes için geçerli olan en yüksek amaçtır.
- Ödev Etiği – Immanuel Kant: Bir eylem, sonuçları için değil sadece “ödev” olduğu için (iyi niyetle) yapılmalıdır. Kant’a göre öyle davranmalısın ki, eylemin herkes için genel bir kural olabilsin.
- Ahlaksal Determinizm – Baruch Spinoza: Evren ve Tanrı birdir (Panteizm). İnsan, doğanın/Tanrı’nın yasalarına uyduğu ve tutkularını aklıyla yendiği sürece özgür ve ahlaklı olur.
- Neden Mümkündür? Bu filozoflar, kişisel hazların veya çıkarların ötesinde; akıl, ödev, sezgi veya toplumsal fayda gibi herkesi kapsayabilecek ortak bir “iyi” tanımının yapılabileceğine inanırlar.
DİN FELSEFESİ
Din felsefesi, dininkendiliğinden varoluşsalhareketi için bir türrasyonel bir meşrulaştırmasağlayan felsefe dalıdır.Kutsallık, Tanrı, kurtuluş,ibâdet, kurban, dua, v ahiy,ayin ve sembol gibi dinlertarihinin temel konularınıanaliz eden din felsefesi;dinin, dini tecrübenin veonun ifadesinin doğasını belirler.
DİN FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI
- DİN
- TANRI
- PEYGAMBER
- TEVHİD
- VAHİY
- İBADET
- KUTSAL
- İMAN
- FITRAT
- DİNİ
- TECRÜBE
- YÜCE
Din Felsefesinin Özellikleri
- Din felsefesi, felsefi olarak temellendirirken dine akılcı bir açıdan yaklaşır.
- Dinin temel ilkelerine akla dayalıaçıklamalar getirmeye çalışır.
- Tanrı’nın varlığı, ruhun ölümsüzlüğügibi metafizik konuları ele alır.
- Dini ilkelerin getirdiği açıklamaların bilgi açısından değeri üzerinde durur.
- Din felsefesi bütün bu incelemelerinde nesnel olmaya çalışır.
- Herhangi bir din konusunda değer yargılarında bulunmaz.
- Din, felsefe için ele aldığı problem alanlarından sadece bir tanesidir.
Teizmle İlgili Kavramlar
Teizm: Evreni yaratan, müdahale eden ve insanla iletişim kuran bir Tanrı inancıdır.
Monoteizm: Tek bir Tanrı’nın varlığına duyulan inançtır (Tek tanrıcılık).
Politeizm: Birden çok Tanrı’nın varlığına duyulan inançtır (Çok tanrıcılık).
Deizm: Evreni yaratan ancak yarattıktan sonra ona müdahale etmeyen Tanrı inancıdır.
Panteizm: Tanrı ile evrenin bir ve aynı olduğunu savunan görüştür (Tüm tanrıcılık).
Panenteizm: Her şeyin Tanrı’nın içinde olduğunu ama Tanrı’nın evrenden daha büyük olduğunu savunan görüştür (Çift kutuplu teizm).
Ateizm ve Agnostisizm
- Ateizm: Tanrı’nın varlığını kesin bir dille reddeden ve doğaüstü bir gücün olmadığını savunan görüştür.
- Agnostisizm: Tanrı’nın varlığının ya da yokluğunun insan aklıyla bilinemeyeceğini, bu konuda kesin bir yargıya varılamayacağını savunan görüştür (bilinemezcilik).
BİLİM FELSEFESİ
- Bilim felsefesi, bilimsel bilginin yapısını, yöntemlerini ve sınırlarını sorgulayan felsefe disiplinidir.
- Bilimi bir “ürün” olarak gören klasik anlayış (mantıksal pozitivizm), sadece doğrulanabilir ve olgusal verileri kabul eder.
- Bilimi bir “etkinlik” olarak gören anlayış (Thomas Kuhn) ise bilimi bilim insanlarının inançlarından ve içinde bulundukları tarihsel paradigmalarından ayrı düşünmez.
- Bilimsel yöntemin temelini oluşturan tümevarım ve tümdengelim yöntemlerinin mantıksal geçerliliği, bu alanın en önemli tartışma konularından biridir.
- Karl Popper gibi düşünürler “yanlışlanabilirlik” ilkesini getirerek, bir düşüncenin bilimsel sayılabilmesi için onun hangi şartlarda çürütülebileceğinin bilinmesi gerektiğini savunurlar.
Bilim felsefesi, felsefeye özgü düşünme ve çözümleme yöntemindenyararlanarak bilimin yapı ve işleyişini aydınlatmayı amaçlar. İngiliz filozof Francis Bacon (1561-1626)’dan önce filozoflar, bilim felsefesini bilgi kuramıiçinde ele almışlardır. Bilim felsefesi, ancak 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır.
Bilimlerin Sınıflandırılması
İnsan Bilimleri / Sosyal Bilimler
Bu alanlar, bilimlerin sınıflandırılmasında Sosyal (Beşeri) Bilimler grubunda yer alır; işte her biri için tek cümlelik tanımlar:
- Tarih: Geçmişte yaşamış insan topluluklarının faaliyetlerini, yer ve zaman göstererek, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen bilim dalıdır.
- Beşeri Coğrafya: Yeryüzündeki mekanın kullanımı ile insan ve doğa arasındaki etkileşimi, dağılış ve ilgi ilkelerine göre inceleyen bilimdir.
- Psikoloji: İnsan davranışlarını ve bu davranışların altında yatan zihinsel süreçleri bilimsel yöntemlerle inceleyen disiplindir.
- Sosyoloji: Toplumsal grupları, kurumları, sosyal etkileşimleri ve toplumun yapısındaki değişimleri inceleyen bilim dalıdır.
- Antropoloji: İnsanın biyolojik yapısını, kültürel gelişimini ve geçmişten günümüze çeşitlenen yaşam biçimlerini bütüncül olarak inceler.
- Ekonomi: Sınırlı kaynakların, insanların sınırsız ihtiyaçlarını karşılamak adına nasıl üretildiğini, dağıtıldığını ve tüketildiğini inceleyen bilimdir.
- Siyaset Bilimi: Devlet yapılarını, hükümet sistemlerini, güç ilişkilerini ve siyasal karar alma süreçlerini inceleyen disiplindir.
Doğa ve Yaşam Bilimleri / Fen Bilimleri
- Fizik: Maddenin yapısını, enerjiyi ve bu ikisi arasındaki etkileşimi en temel yasalar çerçevesinde inceleyen bilim dalıdır.
- Kimya: Maddelerin bileşimini, yapısını, özelliklerini ve uğradıkları değişimleri atomik ve moleküler düzeyde inceleyen bilimdir.
- Astronomi: Gök cisimlerinin (yıldızlar, gezegenler, galaksiler) konumlarını, hareketlerini ve fiziksel yapılarını inceleyen uzay bilimidir.
- Coğrafya (Fiziki): Yeryüzünün doğal yapısını, iklim özelliklerini, yer şekillerini ve doğadaki fiziksel süreçleri inceleyen bilimdir.
- Biyoloji: Canlı organizmaların yapılarını, işleyişlerini, gelişimlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen yaşam bilimidir.
Formel Bilimler / İdeal Bilimler
- Matematik: Sayılar, şekiller, miktarlar ve bunlar arasındaki mantıksal ilişkileri soyut kavramlar üzerinden inceleyen bilim dalıdır.
- Mantık: Doğru düşünmenin kural ve ilkelerini belirleyen, akıl yürütme süreçlerini biçimsel olarak inceleyen disiplindir.
Bilimi Niteleyen Özellikler
Klasik bilim anlayışına göre bilim şu özellikleri t aşır:Bilim olgusaldır: Gözlenebilir olguları doğrudan ya da dolaylı şekilde ifade eden önermeler bilimseldir.Bilimsel doğruluk, olgusal gözlem ve deneyle ispatlanan hipotez veya teoridir.Bilim mantıksaldır: Çelişkisiz, kendi içinde tutarlı sonuçlardan oluşur. Ayrıca hipotez ve kuramlaroluşturulurken mantık ilkelerine ve ç ıkarım kurallarına bağlı kalınır.Bilim objektiftir: Bilimsel bilgi evrenseldir. Öznel değerlerden uzaktır, kişinin duygularına bağlıolmaması nedeniyle nesneldir.Bilim eleştiricidir: Kuramların doğru kabul edilmesi olgular tarafından desteklenmesiyle ilgilidir.Kuram, olgular tarafından desteklenmezse doğru kabul edilmez. Tüm bu kabul ile reddedişlerdeşüphe ve eleştiri t emeldir.Bilim genelleyicidir: Bilimsel önermeler genelleme niteliğine sahiptir. Bilim olgu türleri ile ilgilidir.Örneğin “Deniz suyu seviyesindeki basınç altında açık kaplarda su 100°C de kaynar.” önermesibilimsel genelleme niteliğini taşır. Kap samı geniş olgu sınıfına ait tüm olayları ifade eder.Bilim evrenseldir: Bilimsel bilgiler kişisel değildir. Topluma sunulmayan, insanlığın kullanımına açıkolmayan bilgiler çok önemli de olsalar bilimsel bilgi olarak kabul görmezler. Bilimsel bilgiler dünyanınher tarafında insanlığın kullanımına açık bilgilerdir.Bilim seçicidir: Bilimin neredeyse sonsuz sayıda bulunan olguların hepsinden yararlanması imkânsızdır.Bu nedenle araştırma amacına uygun bir seçme yapılır. Hipotezler ve kuramlar böylelikle oluşur