Etiket arşivi: zengin olmak

Hiperenflasyon Nedir?

Hiperenflasyon Nedir?

“Dörtnala enflasyon” olarak da adlandırılan hiperenflasyon, paranın değerinin yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimi olarak ifade edilir. Bir ülkede enflasyon oranının aylık %50 veya daha fazla yükselişe geçtiği durumlar hiperenflasyon olarak kabul edilir. Ayrıca Hiperenflasyon, enflasyonun yılda yüzde 200 sınırını aştığı anlardaki halidir. Örnek vermek gerekirse 1920 ler Almanya’sında paraların el arabasıyla taşınması, marketten 1 tane ekmek almak için markete el arabasının ağzına kadar para doldurularak gidilmesi bir hiper enflasyondur. Türk parasının da hızlıca değer kaybetmesi hiperenflasyona ortaya çıkarmaktadır.

Hiperenflasyonun en önemli nedeni aşırı parasal genişlemedir. Merkez Bankası bağımsız olmayan devletlerde para politikasını da hükümet yönetir. İşte bu noktada hükümetin maaşların ödenmesi, yatırım ya da bütçe açığının kapatılması için kontrolsüzce para basma kararı alması çok yüksek enflasyona neden olur.

Hiperenflasyonun iki ana nedeni vardır. Bunlar, para arzında artış ve talep-çekme enflasyonunda artıştır. Para arzında artış bir ülkenin hükümeti harcamaları için para basmaya başladığında gerçekleşir. Para arzını artırdıkça fiyatlar normal enflasyonda olduğu gibi yükselir. Talep-çekme enflasyonu ise talepteki bir artış arzı geçip fiyatları yükselttiğinde ortaya çıkar. Bu, büyüyen ekonomi nedeniyle artan tüketici harcamaları, ihracatta ani bir artış veya daha fazla hükümet harcaması nedenlerinden ortaya çıkar. Türk lirasına olan güvenin azalmasıyla insanlar bankalardan varlıklarını çeker, finansal piyasalardaki istikrarın bozulur ve Türk lirasındaki değer kaybının bir hiperenflasyon ihtimaline yol açar.

Analistler acil bir faiz artırımının daha olası bir senaryo olduğunu fakat mevduat çekme limiti gibi bazı sermaye kontrolü araçlarının kullanılmasının da mümkün olduğunu söyledi. Hiperenflasyon ortaya çıktığında insanlar bir sonraki gün aynı ürüne daha fazla para vermemek için stok yapmaya yönelir. Stokçuluk sonucunda ürünler hızlı şekilde tükenme yoluna gider. Stoklama uzun süre dayanabilecek ürünlerle başlar. Aşırı enflasyon devam ederse insanlar ekmek ve süt gibi çabuk bozulan ürünleri stoklamaya başlayabilir.

Hiperenflasyon durumlarında görülen bazı özel durumlar vardır. Örneğin hiperenflasyon dönemlerinde kredi talebi olağanüstü şekilde artar. Bunun da en temel nedeni kredi taksitlerini ödemenin zorluğunun dönemler içerisinde enflasyon oranına bağlı olarak gitgide azalacak olmasıdır. Bunun yanı sıra hiperenflasyon durumlarında elde para tutmanın fırsat maliyeti çok pahalıdır. Bu durumda ülkedeki finansal okuryazarlık oranına bağlı olarak kişiler yerli parayı ya yüksek faizde değerlendirme ya da bir an evvel ellerinden çıkarma eğilimi gösterirler. İkinci durumun yoğun olduğu ülkelerde yüksek enflasyon düzeyine rağmen ekonomide suni bir canlılık görünebilir.

Hiperenflasyonun çözümleri: Düşünülenin aksine kısa vadede %400’lük enflasyonu düşürmek %40’lık enflasyonu düşürmekten daha kolaydır. Çünkü böyle durumlarda daha önce siyasi maliyet yüzünden alınamamış tedbirler daha kolay alınabilmektedir. Üstelik %400’lük bir enflasyonu %200’e indirmenin siyasi kazancı, %40’lık enflasyonu %20’ye indirmekten daha fazla olabilir. İkincil olarak, çoğu zaman hiperenflasyona neden olan aşırı parasal genişlemeyi kontrol altına almak bile enflasyonu daha makul düzeylere indirmek için yeterli olabilmektedir. Uzun vadeli çözümler için bütçe disiplinini sağlayacak reformların yapılması ön koşuldur. Bunun için de kararlı bir finansal istikrar programı uygulanmalıdır. Bu program dahilinde kurumsal açıdan yapılanma, vergilendirilmeyen tabanı vergilendirmeye çalışma, vergi idaresinin iyileştirilmesi ve harcama önceliklerinin kesin olarak belirlendiği bir mali reform önşarttır.[

Zengin Olmak İçin Yatırım Yapmalısınız

Zengin olmak için yatırım yapmalısınız. Memur zihniyeti ile zengin olamazsınız, sadece güzel bir eviniz ve arabanız olur fakat yatırımcı mantığı ile hareket ederseniz hayallerinizin ötesine gidersiniz. Paranızı iyi değerlendirin. Hangi zamanda ne alacağınızı iyi bilmelisiniz. Sabırlı olun çünkü sabırsızlık elinizdeki parayı azaltır. Zengin insanların bir diğer özelliği sabırlı olmalarıdır. Türkiye’de ekonomik olarak sıkıntı yaşadığımız, 1 doların 17 TL’ye dayandığı şu günlerde paranızın kıymetini bilin. Lüzumsuz yere para harcamayın. Türkler birlik içinde olmalıdır. Türkler tıpkı Yahudiler gibi birbirlerine destek vermelidir. Ancak Türk Türkün kuyusunu kazarsa Türkler asla zengin olamaz.

Başarılı Olmak İstiyorsanız Kendinize İyi Bakın

Kendinize iyi bakın. İyi beslenin. Spor yapın. Temiz kıyafetler giyinin. Duşunuzu yapın, temiz olun. Kendisine iyi bakmayan insan başarılı olamaz ve motivasyonunu kaybeder. Siz nasıl biriyseniz arkadaşlarınız da öyledir. Sizin kaliteniz yükseldikçe arkadaş kaliteniz de ayrı oranda yükselecektir. Başarılı insanların yanında hep başarılı insanlar vardır. Başarısız insanların yanında da hep başarısız insanlar olur. Paranın parayı çektiği gibi başarı da başarıyı çeker. Başarının ilk anahtarı da kendinize bakmaktan geçer.

Zengin Semtlerinin Özellikleri

Zengin Semtleri Sıradan Semtlerden Farklıdır

Zengin semtlerinde sokaklarda oynayan çocuklar yoktur. Çocuklar ufak yaşta İngilizce, Almanca, Fransızca, bale, piyano kurslarına gitmektedir, ödevleri bitince de evlerinde playstation tarzı oyun konsolları ile vakit geçirmektedirler. Aşağı inerlerse de tenis kortlarında veya havuzlarda vakit geçirirler. Zengin mahallelerinde bulunan evlerde yemek kokusu yükselmez, yazın belki mangal kokabilir ama o da nadirdir, mangalı da büyük bahçesi olanlar yapar. Balkon yıkanmaz, araba yıkanmaz, halı yıkanmaz, yorgan yünü çırpılmaz. Asılmış çamaşır görülmez, kurutma makinesi vardır. Haftasonları sokaklarda koşan eşofmanlı genç yetişkinler görülür, eşofman terleten hışırtılı termal zımbırtılardan değildir. Kaliteli pamuktur. Bazen koşuya ufak bir fino eşlik eder. Zengin mahallelerinde yaşayan insanların köpekleri sıradan mahallelerde yaşayan insanlardan daha çok et tüketir. Diğer sıradan mahallelerde olduğu gibi, bu tarz mahallelerde de bir arabanın altından diğer bir araba altına doğru kedi koştuğu görülebilir. yalnız koşan kedilerin tasmalı ve besili olması daha bi muhtemeldir.

Zengin semtlerinde genellikle cami yoktur, varsa da çok azdır. Olan camiler de baya kalitelidir, içi ferahtır, güzel kokar. Zengin semtlerindeki camilerde caminin içi ayak kokmaz. Yırtık çorap ile namaz kılan göremezsiniz. Ayrıca bu camilerden ezan sesi çok az çıkar. Ulaşımı genelde zor olan semtlerdir. Az otobüsü, minibüsü var bu semtlerin. Malum hepsi kendi arabasıyla sağlıyor ulaşımlarını. Otobüsleri pek kalabalık olmuyor ve genelde en yeni otobüsler kullanılıyor. Kiralar yüksek, evler oldukça lüks ve bakımlıdır. Sokaklarsa oldukça sessiz ve sakindir. Mahalle bakkalında satılan ürünler pahalıdır, manav da ise organik tarım ürünleri gene fahiş fiyatlara satılır.

Bu yerlerde komşuluk yapma adeti yoktur. Ramazan’da davulcu giremez, muharremde aşure, bayramda kurban eti dağıtılmaz. Uzun tatillerde, sitede ya da apartmanda kalanlara acınarak bakılır. İş, apartman aidatı ödemeye geldiğinde herkes çamura yatar. Yaz geldiğinde site otoparkı neredeyse boşalır. Apartman ve sitelerde, mutlaka özel güvenlik ve kameralı izleme tertibatı bulunur. Yılbaşında bahçeler ışıklandırılır. Zengin semtte kapıcı olmak, fakirler için statü sembolüdür. Bu semtlerden genellikle CHP’ye oy çıkar fakat son zamanlarda çok yoğun AKP oyları da çıkmaktadır. Bu tip yerlerin parklarında şarapçı, tinerci falan bulunmaz. Rahatça oturulur. nitekim bütün gün köşebaşlarında dikilip tespih sallayan tiplere de rastlanmaz. Kimse sizi rahatsız etmez. Sabahları herkes birbirine günaydın der.

Kapitalizm, Ekonomik Özgürlük ve Siyaset

Kapitalizm, Ekonomik Özgürlük ve Siyaset

Toplumsal örgütlenmenin temel sorunu, çok sayıda insanın ekonomik faaliyetlerinin nasıl koordine edileceğidir. Görece geri kalmış toplumlarda bile var olan kaynakların etkin biçimde kullanılması için geniş kapsamlı işbölümü ve işlevlerde uzmanlaşma gerekir. İleri toplumlarda çağdaş bilim ve teknolojinin sunduğu olanaklardan bütünüyle yararlanabilmek için çok daha büyük çapta koordinasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Sadece birbirlerinin günlük ekmeklerini sağlamak anlamında bile milyonlarca insan karşılıklı ilişki içerisine girmektedir. Kaldı ki otomobil gibi uzun süre kullanılan malların sağlanmasıyla gerçekleşen karşılıklı ilişkiler bu sayıyı kat kat artırmaktadır. Özgürlüğe inanan bir insanın yaşadığı güçlük, bu son derece yaygın etkileşimi bireysel özgürlüklerle uzlaştırma güçlüğüdür.

Temelde milyonlarca insanın ekonomik faaliyetlerini koordine etmenin yalnızca iki yolu vardır. Birincisi ordu ve modern totaliter devletlerin tekniği olan ve zor kullanma tekelini de içeren merkezi yönlendirme; İkincisi ise piyasanın tekniği olan bireylerin gönüllü işbirliğidir. Gönüllü işbirliği aracılığıyla koordinasyonun sağlanması olanağı —çoğu kez reddedilse de- temel olarak, “ekonomik etkileşimin her iki tarafı da bu etkileşimden fayda sağlar” önermesine dayanır. Ancak bu önerme, işlemin iki taraflı olarak gönüllü ve biliniyor olması koşuluna bağlıdır. Böylece takas, zor kullanmaya gerek olmaksızın koordinasyonu sağlamış olur. Gönüllü takas yoluyla örgütlenmiş bir toplumun işleyen modellerinden biri, rekabetçi kapitalizm dediğimiz, özgür, özel teşebbüs takas ekonomisidir.

Siyasi özgürlüğe ulaşmada bir araç olarak ele alındıklarında, ekonomik düzenlemelerin önemi, gücün toplanması ve yayılmasındaki etkilerinden kaynaklanmaktadır. Ekonomik özgürlüğü doğrudan sağlayan ekonomik örgütlenme türü, yanı rekabetçi kapitalizm, ekonomik gücü siyasi güçten ayırarak, böylece birinin ötekini dengelemesini mümkün kıldığı için siyasi özgürlüğü de geliştirmektedir.

Tarihsel kanıtlar da serbest piyasayla siyasi özgürlük arasındaki ilişki konusunda aynı şeyi söylemektedir. Hiçbir yerde ve zamanda, büyük ölçüde siyasi özgürlüğe sahip bir toplumun, ekonomik faaliyetlerini düzenlemek için serbest piyasa benzeri bir düzen kullanmadığına rastlamadım.

Büyük ölçüde özgür olan bir toplumda yaşadığımız için, siyasi özgürlük gibi bir şeyin dünyanın ne kadar küçük bir bölümünde ve ne kadar kısa bir zamandan beri var olduğunu unutma eğilimin deyiz; insanoğlunun tipik durumu tiranlık, kölelik ve sefalettir. Batı dünyasının tarihsel gelişiminde ondokuzuncu yüzyıl ve yirminci yüzyılın başları çarpıcı istisnalardır. Bu dönemlerde siyasi özgürlük, açıkça serbest piyasa ve kapitalist kurumlanın gelişmesiyle birlikte oluşmuştur.

Kaynak: Milton Friedman Özgürlük ve Kapitalizm

Rekabetin Önemi

Rekabet esasına dayalı bir toplumda fakir, zenginden çok daha az imkana sahiptir. Bu kesindir. Fakat şu da kesindir ki, böyle bir toplumda yaşayan fakir bir insan, başka bir toplumda daha büyük bir maddi refaha sahip olan bir kişiden daha özgürdür.

Hürriyet yokluğunun ne demek olduğunu unuttuğumuz için, şu açık gerçeği ihmal ediyoruz; Düşük ücretli bir İngiliz işçisi, Almanya’daki bir küçük patrondan ya da Rusya’daki yüksek ücretli mühendisten daha fazla imkana sahiptir. İşini ve ikamet yerini değiştirmek, boş vakitlerini dilediği gibi geçirmek, fikirlerini açıklamak konularında İngiliz işçisi mutlak engellerle karşılaşmaz, kişisel güvenliği ve özgürlüğü açısından tehlike ve baskıya maruz kalmaz.

Friedrich August von Hayek