İnsan Kralı Ar-Pharazôn’un Karanlığa Geçmesi

Sauron geldi. Hatta güçlü kulesi Barad-dûr’dan kalkıp geldi, savaşa hiç yeltenmedi. Çünkü Deniz’in Kralı’nın kudretinin ve görkeminin söylenenlerin üzerinde olduğunu anlamıştı, en kudretli hizmetkârlarına bile onlara karşı koyabilmeleri konusunda güvenemezdi; Dúnedain hakkındaki istekleri için henüz zamanın gelmediğini görmüştü. Güç işe yaramadığında, hilekârlığa başvurarak kazanacak kadar becerikli ve kurnazdı. Böylece, Ar-Pharazôn’un huzurunda boyun eğerek dilini yumuşattı; ve insanlar söylediklerinin adilliğine ve bilgeliğine hayran kaldı.

Ama Ar-Pharazôn tamamen kanmamıştı, aklına Sauron’un ve içtiği sadakat andının daha iyi korunabilmesi için onun ve Orta Dünya’daki tüm hizmetkârlarının rehine olarak yaşamak üzere Númenór’a götürülmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu Sauron’un razı olduğu bir tutsaklıktı, gizli düşüncelerinde bunu memnunlukla kabul ediyordu çünkü bu durum aslında onun arzularına uyuyordu. Sauron denizi aşıp Númenór diyarına baktı, görkemli günlerini yaşayan Armenelos şehrini şaşkınlıkla seyretti; ama kalbi kıskançlık ve nefretle daha da doldu.

Düşünceleri ve dili kurnazdı, gizli arzuları güçlüydü, böylece üç yıl geçtiğinde Kral’ın gizli düşüncelerine en yakın kişi haline geldi; çünkü yalnızca dilinde olan dalkavukluğu bal kadar tatlıydı ve birçok şey üzerine olan bilgisi henüz İnsanlar tarafından anlaşılmamıştı. Andúnie Efendisi Amandil dışındaki tüm divan üyeleri Kral üzerindeki etkisini görerek ona yaltaklanmaya başladı. Sonrasında ülkenin üzerine yavaş yavaş bir değişim yayılmaya başladı. Elf-dostları’nın yürekleri fena halde kederliydi ve çoğu korku içinde sönüp gitmişti; geride kalanlar kendilerine Sadıklar deseler de düşmanları onları isyancılar diye isimlendiriyordu. Çünkü Sauron artık insanın kulaklarına sahip olmuştu ve birçok delil göstererekValar’ın öğrettiği her şeyi inkâr ediyordu; insanlara, dünyada, doğuda, hatta batıda hâlâ ele geçirebilecekleri denizler ve topraklar olduğunu düşünmelerini söyledi, oralardaki zenginlik ölçülemez boyutlardaydı. Ve daima, eğer sonunda o diyarların ve denizlerin sonuna gelebilselerdi bile, tüm bunların ötesinde Kadim Karanlık uzanıyordu. “Dünya ondan yaratılmıştı. Yalnızca Karanlık’a tapınılabilir ve bu yüzden Efendi diğer dünyaları ona hizmet edenlere armağan etmiş, böylece kudretinin yükselişi asla
sona ermeyecek.”

Ar-Pharazôn sordu: “Karanlığın Efendisi kimdir?”

Sonrasında Sauron, Kralla kilitli kapıların ardında konuştu ve yalan söyledi, dedi ki:

“O, artık adı anılmayandır; çünkü Valar sizi onun hakkında kandırdı, kendilerine köle yapmak için İnsanoğlu’nu zincirlemeye çalışırlarken, kendi yüreklerinin deliliklerinde tasarlanmış bir hayalet olan Eru’nun adını öne sürdüler. Çünkü onlar, ne isterse sadece onu söyleyen Eru’nun kâhinleridir. Ama onların efendileri hâlâ hüküm sürmekte ve sizi bu hayaletten kurtaracak; onun adı Melkor, Her Şeyin Efendisi, Özgürlük Verici ve sizi onlardan daha güçlü yapacak.”

Böylece Kral Ar-Pharazôn, önce gizlice, kısa süre sonra da halkının gözleri önünde açıkça Karanlığa ve Efendi Melkor’a tapınmaya başladı; halkının büyük bölümü de onu izledi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s