Kürtler Doğuyu, Fransızlar ve Yunanlılar İstanbul’u Alacakmış! Akdenizde Sular Isınıyor! Savaş Kapıda!

Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını, savunma sanayisindeki yerli üretim gücünü ve istihdamını sırtlayan en önemli yapı taşlarından biri olan Koç Holding’e yönelik gerçekleştirilen saldırılar, her şeyden önce bu ülkenin üretkenliğine ve geleceğine yapılmış açık bir sabotaj girişimidir. Basit fıkraları ya da yapay gerekçeleri bahane ederek, Türkiye’nin milli sermayesine ve stratejik kurumlarına defalarca saldırmak, niyetin toplumsal huzuru bozmak ve ülkenin ekonomik direncini kırmak olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu kontrolsüz ve yıkıcı zihniyet, nerede bir üretim, kalkınma veya milli menfaat varsa orayı hedef alarak aslında kime ve neye hizmet ettiğini açıkça ifşa etmektedir. Bunlar hep batılıların Kürtleri kışkırtması sonucu oluyor.

Batılı siyasetçilerin söylemleri incelendiğinde, bölgedeki ayrılıkçı hareketlerin tarih boyunca kendi başlarına değil, her zaman küresel güçlerin lojistik ve stratejik birer aparatı olarak hareket ettikleri gerçeği yeniden gün yüzüne çıkmaktadır. Suriye’de, Irak’ta veya İran’da yaşanan istikrarsızlıkların arkasında hep aynı maşa olma ve emperyalist vizyonların taşeronluğunu yapma refleksi yatmaktadır. Kendi coğrafyasına ve komşularına ihanet pahasına Batı’nın çıkarları için tetikçilik yapan bu yapılar, bugün de Türkiye’nin sınır bütünlüğünü ve Mavi Vatan’daki meşru haklarını baltalamak isteyenlerin en kullanışlı aracı konumundadır.

Özellikle Fransa ve Yunanistan ikilisinin Doğu Akdeniz ve Ege’deki Türk varlığını hazmedemeyip, içerideki bu etnik bölücü unsurları kışkırtarak Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışması tam bir aymazlıktır. Tarih hafızası olanlar çok iyi bilir ki, bugün büyüklük taslamaya çalışan Fransa’nın kralı I. François, zamanında esaret altındayken Kanuni Sultan Süleyman’ın askeri ve siyasi gücü sayesinde kurtulabilmiştir. Geçmişte canını ve tahtını Türklere borçlu olan bir devletin, bugün nankörce bir Türk düşmanlığı gütmesi ve pervasızca “Kürtler doğuda güçlenirken biz İstanbul’u alacağız” gibi hayaller kurması trajikomik bir hezeyandan ibarettir. Ne arkasına sığındıkları Batılı efendilerin gücü ne de içerideki işbirlikçilerinin saldırıları, bu toprakların asıl sahibi olan Türk milletinin iradesini kırmaya yetmeyecektir; tarih, bu tarz ham hayaller kuranların uğradığı hüsranlarla doludur.

Bir Cevap Yazın

Türkçe Malumatlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin