Eski Çağ Kadim Bilimlerinin Modern Zamanlar Bilimlerinden Farklılıkları

Tabiatta meydana gelen olayları dikkatle inceleyerek onu anlamaya çalışan insanoğlu yazının icadından öncede tabiattaki bazı olayları biliyordu. Amacı ise korunmak kadar beslenmek suretiyle yaşamını devam ettirmekti. Sahip olduğu veriler ise bilimsel dayanağı olmayan basit bilgi niteliğindeydi. Süreç içinde bilgileri şartlara göre gelişti ve değişti. Eski Çağ uygarlıklarında bilim, teori ve felsefeden çok gözlem, mantık ve pratik bilgilere dayalı bir sistemi ortaya koymuş; yanı sıra bilimi din veya inançlarla da ilişkilendirmiştir.

Bilimle daha çok rahipler ilgilenmişlerdir. Örneğin Mısır’da, tanrı Toth, bilimin kurucusudur. Kralın yardımcısı rahiplerin elinde önceleri sihir kökenli bir takım uygulamalar zamanla hekimliğe dönüşerek tıp’ta gelişmelere sebep olmuştur. Örneğin rahipler, papirüs belgelerine göz hastalıkları, kemik veremi, çocuk felci, anemi, romatizma, mide, karın ve mesane rahatsızlıkları varis, ülser, çıban gibi hastalıkları kaydetmişlerdir. Bu dönüşüme, mumyalamada uzmanlık süreci büyük katkı vermiştir. Nil Nehri’nin taşkınlarının zararından korunmak için ihtiyaç ve zorunluluğa dayalı, yaptıkları çalışmalar ise başta aritmetik ve geometri olmak üzere astronomi biliminin de (güneş takvimi) oluşumuna hizmet etmiştir.

Komşu Mezopotamya’da da yine rahipler eliyle kurulan ve yürütülen Sümer okullarında, okuma yazma dışında teoloji, botanik, zooloji, mineraloji, coğrafya ve matematik dersleri okutulmaktaydı. Bilimde Akad dilini kullanan Sümerlerde Zigguratların en tepesi, gökyüzünü gözetlemek için kullanılmış; astronomide burçları ay takvimini, çarpma bölme cetvellerini, uzunluk ağırlık hacim ölçülerini tespit etmişlerdir. Bu arada basamaklı mabet anlamına gelen Zigguratlar, tanrıya giden yolu temsil ederdi ve kâinatın simgesiydiler. Hindistan’da geometri, cebir ve tıp belli bir gelişim gösterirken amaç su, hava, ateş ve topraktan oluşan dünyayı algılamaktır. Çin’de ise evrene, yapısı ve düzenini ortaya çıkararak kullanabilir kanaatiyle yaklaşılmıştır. Devlet desteği ve teşvikiyle Çinli bilginler astronomide bir takvim yapmışlar, takımyıldızlarının gökteki yerini belirlemişlerdir. Kimya (o zamanki adı simya), tıp, jeoloji, coğrafya ve teknoloji alanlarındaki gelişmelere ön ayak olmuşlardır. Çin tıbbı ve ilaçları, din maskesi ile örtülmüştü. Büyü ve tıp iç içeydi. Amaç büyü yaptırarak iyileşmekti. Yunanlılarla bilime, felsefe ile birlikte yön ve anlam verilmiştir. Yunan bilim felsefesi, bilimden yarar gözetmeksizin salt evreni ve özünü kavramak ihtiyacı taşıyan bir düşünceye sahipti. Tabiatı, tabiatta olup bitenleri, tabiattaki varlık türlerini mitik ve dini inanış ve değerler alanından çıkartıp insanın yetenek ve güçlerine dayanarak anlamaya çalışmışlardır. Bu olgu, özellikle Batı Anadolu’da İonya’da MÖ 6000’lerde Thales ile başlamıştır. Thales ’in çalışmaları İonya Okulu adını alarak, batı biliminin kaynağını oluşturmuştur. İonya düşünürleri, tabiatı ilkeleri ve nedenleri açısından incelemeye çalışırken akıl yürütme, gözlem ve deney gibi bilimsel yöntemleri de göz önünde tutmaya çaba göstermişlerdir. Çalışmalarında Mısır ve Mezopotamya biliminden de kişisel olarak yararlanmışlardır. Günümüz anlayışı ile amaç, konu ve yöntem açılarından modern bilimin temelleri, 750’lerden sonra Abbasiler Döneminde Bağdat Okulunun önderliğinde ve Endülüs’te atılmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s