İlk Çağ’da Hukuk Sistemlerinin Dinî ve Beşerî Kaynakları

İlk Çağ’da Hukuk Sistemlerinin Dinî ve Beşerî Kaynakları

Sümer devletlerinin her biri bağımsızdı ve aralarında bir siyasi birlik yoktu. Şehirlerdeki krallık kurumu, tanrıların yeryüzündeki mülklerini adilane bir şekilde idare edilmesi ve toplulukların düzeni için tanrılar tarafından kurulmuştur.

İlk başlarda Ensi adlı rahip kral şehir büyüyüp de işler çoğalınca din ve devlet işlerinin ayrılması gerektiğine hükmetti. Er sülalesi (MÖ 2650-2550) saray ve mabedi birbirinden ayırdı. Böylece mabet şehri rejimi doğmuş oldu. Anlayışlarına göre, Tanrılar insanları kendilerine hizmet etmeleri için yaratmışlardır. Onları idare içinde bazı büyük adamları (Lugal= kral) seçmişlerdir. Lugal, tanrının mülkünü korumakla görevli çobandır. Tanrıların kulları için çalışırlar ve onlar kuvvetlinin zayıfı ezmeyeceği bir düzen kuracaklardır. Bu anlayışın dışında Mezopotamya’da sadece Akad Kralı Naramsin idareyi kolaylaştırmak için kendisini tanrılaştırdı ve daimi bir ordu besledi. Bu teokratik monarşi örneği ancak yarım asır yaşayabildi.

Asur, Sümer ve Hitit uygarlıkları hukuksal düzenlemelerle siyasetini, ticaretini ve toplumsal ilişkilerini düzenlemiş ve yasa metni hâline getirerek halkına ilan etmiştir. Hukuksal düzenlemeler ilk başlarda tek tek olayları sayıp yaptırımlarını belirleme olarak doğmuştur. Soyut hukuk kuralları konması henüz becerilememiştir. “Eğer bir insan başkasının kölesine zarar verir ise …” ya da “ Eğer bir üzüm bağına bir başkasının hayvanı girerse…” gibi. Hukuk sorunlarını belirli örf ve âdetlere dayanarak çözen Sümerler bunun için kurumlar oluşturan ilk topluluk olmuş, geleneklere dayalı hukuktan tabletlere yazdıkları kayıtlarla yazılı hukuka geçmişlerdir.

Hakkı yenilmiş ve şikâyeti olan bir adam, adaletin kralı olan benim heykelim önüne gelsin. Yazılı stelimi okusun; kıymetli sözlerime kulak versin. Stelim ona davasını aydınlatsın; davasını anlasın; kalbi ferahlasın.

Hammurabi

Babil Kralı Hammurabi’nin 300 kadar maddeden oluşan yasaları, bugün de var olan alım satım, miras, iş sözleşmesi, evlenme, hırsızlık ve adam öldürme gibi sorunları ele almıştır.

MÖ 5000 yıllarında göçebelikten yerleşikliğe geçilen Mısır’da Sepat denilen küçük beylikler kurulmuş, Grekler bu beyliklere Nomo demiştir. Birbiriyle kan bağı bulunan klan topluluklarının, kasaba büyüklüğündeki şehirlerinde inandığı bir totemi vardır. Sepat veya Nomolar önceler birleşerek aşağı ve yukarı Mısır’da iki ayrı birlik oluşturmuş. MÖ 3315’te Mısır birliğini kuran Menes ile daha önce Aşağı Mısır’ın “arı”; Yukarı Mısır’ın “kamış” olan simgeleri ortak simgeler olarak kabul edilmiştir. Böylece Mısır’da Nomo (Sepat) şefinin çevresinde gelişen bir sosyal yapı oluşmuştur. Firavun kutsal kişiliğiyle devletin tek sahibiydi. Hayatta iken Mısır’a egemen toplumun tanrılaşmış totemi Horus ile öldükten sonrada egemenlik altına alınan tanrıların tanrısı Osiris ile özdeşleştirilmiştir. Kutsal Firavun ’un “Büyük Ev” denilen sarayı idari, dinî ve ekonomik bir merkezdir. Başrahip, başyargıç ve başkomutan olan Firavun adalet dağıtır. Tanrıların oğlu ve mirasçısıdır. Hayatın nefesinden, yiyeceklerinden sorumludur. Onun iradesi, kanunnameler ya da mektuplar yoluyla yayınlanır; stellere veya mezar duvarlarına yazılır. Firavundan sonra en yetkili kişi vezirlerdir. Vezirlik, kral namına adaletin bekçisidir. Atanınca Firavun’a yönetim ve adalet konularında tavsiyelerde bulunur.

Hiçbir topluluğun kölesi olmadan vezirliğini yap… her şeyi yasasına göre, herkese hakkını vererek yap.

III.Tuthmos

Bu şekilde toprağın mülkiyetini kendisine ulaşabilme ayrıcalığına sahip olanlara bırakarak, çevresinde onu destekleyecek ve otoritesini hayata geçirecek bir dar kadro oluşturan Firavunlar, Mısır’da dinselliğe büründürülmüş akla dayalı monarşik bir mutlak hukuk düzeni kurmuştur. Roma’da cumhuriyet rejiminin kurulması sonrasında devlet yönetimi ve hukuk alanında MÖ 450 yılında yazılmış olan 12 levha kanunlarıdır. Bu yasaların çoğu halk meclislerince çıkarılan ve anayasal nitelikteydi ek olarak anayasal olmayıp kişi ve toplumları ilgilendiren adli işlerden sorumlu Praetorlerin çıkardığı emirnameler de önemli bir hukuksal kaynaktır. Bunların hepsi akılsal ürünlerdir. MS 6. yüzyılda, imparator Iustiniaus (Yustinyanus) yasaları, İustinaus Yasaları adıyla derletti. Bu derleme çağdaş hukukun temelini oluştururdu.

Antik Çağ’da hukuk kavramının kökeninde, inanç ve töreler yer alıyordu. Hukuk kavramı önemliydi. Pagan çok tanrılı adalet inanç dünyasında yer alan Dikaiosyne (Adalet Tanrısı), Themis (Gelenek Tanrısı), Thesmos (Tanrısal Hukuk) gibi tanrılar, hukukun inanç sistemi ile bağlantısını göstermektedir. Hellenistik Dönem’e kadar köken itibariyle din temelinden beslenen hukuk sistemine eski Yunanlılar insancıl nitelik vermeye çalışmışlardı. Solon ve Drakon gibi devlet adamları bu kanun koyucuların başında gelmekteydi. Hukuk sistemini din merkezinden çıkarıp insan odaklı bir biçim kazandığı bu gelişmelerden sonra insani olan hukuk sistemi biçimlenmeye başlamıştır. Hz İbrahim’in idaresinde Filistin’e gelip yerleşen İbraniler arasında Hz Musa’nın peygamberliği ile Musevilik yayılmıştır. İbranilerin hukuki kaynaklarının başında Hz. Musa’ya verilen mukaddes kitap Ahdiatik (Tevrat) gelir. Onu Aziz Yahuda adlı bir hahamın (MÖ 120-194) hazırladığı Mişna izler. İbranilerle ile Eski Çağ toplumlarında ilahi dine bağlı bir hukuk sistemi dönemi başlamıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s