Antibiyotik Çeşitleri

Antibiyotikler kimyasal yapılarına göre beta-laktamlar, aminoglikozidler, makrolidler, tetrasiklinler, florokinolonlar, sülfonamidler, fenikoller, diğer antibakteriyel maddeler diye birçok gruba ayrılırlar.

Beta-Laktamlar

Yapılarında birisi azot, üçü karbon atomundan oluşan dört üyeli bir halka (Şekil 5.1) bulunan ilaçlar beta-laktam antibiyotikler diye bilinirler. Penisilinler ve sefalosporinler bu grupta incelenirler.

Penisilinler

Antibiyotik kavramı ile ilgili ilk bilgiler 1928 yılında Alexander Fleming tarafından ortaya atılmıştır. Araştırıcı Penicillum küfü ile bulaşık petrilerde stafilokok kolonilerinin lize olduğunu gözlemlemiş ve bunu antibiyoz terimi ile ifade etmiştir. Daha sonraki dönemde 1940 yılında Chain ve Florey isimli iki araştırıcı Penicillium notatum kültürlerinde önemli oranda penisilin üretmeyi başarmışlardır. Bundan yaklaşık 10 yıl sonra penisilin G sağaltımda yaygın şekilde kullanılmaya başlamıştır. Penisilin G’nin önemli dezavantajları kullanımında kısıtlama getirmiştir; mide asit ortamında yıkımlanması, beta-laktamazlar tarafından parçalanması ve Gram-negatiflere etkisiz olması gibi. Bu düşüncelerle araştırmalar yoğunlaştırılmış ve 6-aminopenisilloik asit molekülü izole edilmiştir. Daha sonrasında yarı-sentetik penisilinler sentezlenmiştir.

İlaç Örnekleri: Ampisilin, amoksisilin, penisilin G sodyum, nafsilin, metisilin, oksasilin, kloksasilin, tikarsilin, karbenisilin, azlosilin, mezlosilin, piperasilin

Etkileri: Penisilinler normal sağaltım dozlarında bakterileri öldürerek bakterisidal nitelikte etki meydana getirirler. Genel anlamda bakterilerde hücre duvarı sentezini engelleyerek etkili olurlar ve bu şekliyle seçkin etki gösteren ilaçlar olarak kabul edilirler. Bu nedenle alerjik olmaları dışında tüm ilaçlar arasında en az tehlikeli olanlardır.

Kullanılmaları: Penisilinler etki spektrumları ile aside ya da penisilinaza dayanıklı olup olmadıklarına göre önemli değişkenlik gösterir. Kullanım alanları ve duyarlı bakteriler şu şekilde sıralanabilir; aktinomikoz (Actinomyces bovis), şarbon (Bacillus anthracis), kanatlı spiroketozu (Borrelia anserina), kara hastalık (Clostridium novyi), malignat ödem (Cl.septicum), tetanoz (Cl.tetani), nokardiyoz (Nokardiya türleri), eksudatif epidermitis (Staphylococcus hyicus, Staph.hyos), meme hastalığı (Staph.aureus, Streptococcus agalactia, Strep.uberis, Escherichia coli), sinovit (Staphylococcus aureus), diğer bazı hastalıklar (yara yanık ve göbek kordonu yangısı gibi).

Penisilinlerin İstenmeyen Etkileri

Penisilinlerle yapılan sağaltım esnasında ortaya çıkan istenmeyen etkilerin çoğu alerjik niteliktedir.

Alerjik tepkimeler: Gerek doğal, gerekse yarı-sentetik penisilinler önceden duyarlı hale gelmiş insan ve hayvanlarda alerjik tepkimelere (özellikle IgE antikorları aracılığında Tip I alerji) sebep olurlar. Bir penisilin çeşidine alerjisi olan diğer penisilin türevlerine ve hatta sefalosporinlere de duyarlı olabilir. Penisilinlere oluşan alerjik tepkimelerin sıklığı kullanılan doz, uygulama yolu, sağaltım süresi ve ilacın şekline göre değişkenlik gösterir.

Doğrudan istenmeyen etkileri: Ağızdan, özellikle yüksek dozlarda verildiklerinde, bulantı, kusma ve sürgüne sebep olabilirler.

İlaç etkileşmeleri: Penisilinler aminoglikozid antibiyotikler ve sefalosporinlerle aynı yönde etkileşme yaparlar. Bazı penisilin türevleri kanamaya eğilimi artırırlar; trombositlerin bir araya gelmesi ve kümeleşmelerini bozmaları sebebiyle, pıhtılaşmayı engelleyici ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdırlar.

Kullanılmaması gereken durumlar: Penisilinler kendilerine alerjik olarak duyarlı olanlarda; at, yılan, kurbağa ile yukarıda sayılan deney hayvanları ve perde ayaklı kanatlılarda (ördek, kaz gibi) kullanılmamalıdır.

Sefalosporinler

Beta-laktam antibiyotikler içerisinde değerlendirilen bu grupta yapısal olarak beta-laktam halkaya 6 üyeli dihidrotiyazin halkası bağlanır; bu şekliyle sefalosporinler penisilinlere göre beta-laktamazlara daha dirençli hale gelirler.

İlaç Örnekleri: Sefaleksin, sefazolin, sefasetril, sefamandol, sefuroksim, sefoperazon, seftiofur, moksalaktam, sefkuinom

Etkileri: Bakterilerde hücre duvarının sentezini engeller ve öldürürler. Etki genişlikleri genellikle aminopenisilinlere benzer. Sefalosporinlerin penisilinlere göre bazı üstünlükleri söz konusudur; beta-laktamazlara daha dirençlidirler, hedef proteinlere karşı daha fazla etkinlik gösterirler ve bakteri hücre duvarına daha iyi penatre olurlar

Kullanılmaları: Ağız yoluyla kullanılan sefalosporinler penisilinaza dirençli penisilinlere (aminopenisilinler gibi) benzer uygulama alanlarında kullanılırlar. Parenteral yolla uygulanan sefalosporinlerden bazıları (sefaperazon gibi) duyarlı mikroorganizmalardan kaynaklanan kuru dönem mastitis olaylarının sağaltımında doğrudan, meme içine uygulanırlar.

Aminoglikozidler

Bu grup antibiyotikler, Streptomyces ve Micromonospora türü mantarlar tarafından oluşturulurlar. Suda çözünmezler ve düşük pH şartlarına dayanıklıdırlar

İlaç Örnekleri: Streptomisin, neomisin, gentamisin, kanamisin, tobramisin, amikasin, paromomisin, viomisin, sisomisin, apramisin ve netilmisin.

Etkileri: Etki şekilleri hedef bakterilerde protein sentezini engelleyerektir. Bakterilerde protein sentezini (30S ribozomlar) engelleyerek etkilerini oluştururlar.

Kullanılmaları: Bu antibiyotikler özellikle Gram-negatif bakterilere etkilidirler (dar etki spektrumlu); etki spektrumu en dar olan streptomisin ve dehidrostreptomisindir. Aminoglikozid antibiyotiklerin kullanımına bağlı olarak önemli istenmeyen etkiler de şekillenir; bunlar başta böbrek ve kulak (denge/işitme) üzerine olanlar ve nöro-muskuler kavşaklarda uyarı geçişini engellemeye dönük etkilerdir.

Makrolidler

Bu gruptaki antibiyotikler makrosiklik lakton halkası ile buna bağlanan iki ya da daha fazla şeker grubu içerirler.

İlaç Örnekleri: Eritromisin, oleondamisin, tilosin, triasetiloleondomisin, spiramisin, josamisin, kitamisin, roksitromisin, tilmikosin, azitromisin, tulatromisin.

Etkileri: Makrolid antibiyotikler bakterilerde 50S ribozomal altbirime bağlanıp protein sentezini bozarlar. Ribozomdaki aynı noktaya kloramfenikol de bağlanır; eritromisin bu ilacın bağlanmasını engeller ve böylece ters etkileşme yaparlar

Kullanılmaları: Makrolid antibiyotikler özellikle Camphylobacter, Chlamidia, Legionella ve Mycobacterium türlerine karşı iyi sonuç verirler. Etki spektrumları genellikle dardır; penisilin G’ye benzerler. Başlıca Gram-pozitif koklar ve basiller, bazı Gram-negatif basiller ve diğer bazı mikro-organizmalara etkilidir. Grup olarak özellikle ağızdan verildiklerinde, otçullarda sindirim kanalı bakteri topluluğunda ciddi bozukluğa yol açabilirler; gevişenler başta olmak üzere, tehlikeli olurlar.

Tetrasiklinler

İlaç Örnekleri: Tetrasiklin, oksitetrasiklin, klortetrasiklin, doksisiklin, minosiklin, rolitetrasiklin, demetilklortetrasiklin.

Etkileri: Etki spektrumu son derece geniş maddelerdir, bu nedenle başta oksitetrasiklin grubu olmak üzere bu grupta bulunan antibiyotikler ülkemizde yaygın şekilde kullanılır. Tetrasiklinler öncelikle 50S ribozamal altbirimini etkileyerek bakterilerde protein sentezini inhibe ederler.

Kullanılmaları: Tetrasiklinler doğrudan güneş ışığına maruz kalmayacak şekilde ve serin bir yerde muhafaza edilmelidirler. Geniş spektrumlu ilaçlardır. Gram-pozitif bakterilere Gram-negatiflere göre daha etkilidirler. Gebelik sırasında annenin uzun süreli tetrasiklin sağaltımı görmesi yavrunun diş ve kemiklerinde renk değişiklikleri yanında, gelişme ve şekil bozukluklarına da yol açabilir. Diş ve kemikler yönünden etkisi en az olan madde doksisiklindir.

Sülfonamidler

Bakteriyel hastalıkların önlenmesi amacıyla insanlarda ilk kullanılan antibiyotiklerdendir. Bu grup antibiyotikler sülfonilamid türevi maddeler olarak bilinirler. Bugüne kadar sayıları binleri aşan sülfonamid türevi sentezlenmiş ancak bunlardan 25-30 kadarı uygulama alanı bulmuştur.

İlaç Örnekleri: Sülfatiyazol, sülfadimidin, sülfadiazin, sülfadimetoksin, sülfaguanidin, sülfamerazin, sülfanilamid, fitalilsülfatiyazol.

Etkileri: Sülfonamidler bakterilerin üreme ya da gelişmesini engelleyerek bakteriyostatik nitelikte etki oluştururlar. Ara metabolizmayı bozarlar, buna bağlı olarak bakteride folik asit sentezini engellerler. Ancak, sinerjistik nitelikte etkileşme yapan DAP türevleriyle (trimetoprim, ormetoprim gibi) kombinasyon yapıldığında etki bakterisidal özellik kazanır

Kullanılmaları: Ucuz olmaları ve kolay bulunabilmeleri sebepleriyle bakteri, virüs ve koksidilerden ileri gelen solunum ve sindirim sistemi ile idrar yolları hastalıklarda geniş şekilde kullanılırlar. Aktinobasilloz, aktinomikoz, meme hastalıkları, kolibasilloz, ağız nekrobasillozu, pnömoni, salmonelloz, beyin zarı hastalıkları, koksidiyoz.

Fenikoller

İlaç Örnekleri: Kloramfenikol, florfenikol, tiamfenikol.

Etkileri: Kloramfenikol ağızdan, parenteral ve haricen kullanılabilen; bakterilerde protein sentezini güçlü şekilde inhibe ederek (50S ribozomal altbirimin etkileyerek) bakteriyostatik nitelikte etki meydana getiren bir antibiyotiktir

Kullanılmaları: Kloramfenikol gevişenlerde bağırsak ve solunum sistemi ile meme ve ayak hastalıları; kanatlılarda sindirim ve solunum sistemi hastalıkları; balıklarda vibriyoz ve pastörellozda kullanılır. Kloramfenikolun ülkemizde sağılan ve besi değeri olan hayvanlarda kullanımı yasaklanmıştır. Uzun süreli kullanımına bağlı olarak dirençli suşlar gelişmiştir. Florfenikol özellikle Pasterurella haemolytica, P.multocida ve Haemophylus somnus olmak üzere, duyarlı bakterilerin yol açtıkları hastalıklarda kullanılır.

Kinolonlar (Florokinolonlar)

Bu grupta bulunan maddeler 4-kinolon türevleri olarak da bilinirler. Yapısal olarak nalidiksik aside benzerler.

İlaç Örnekleri: Enrofloksasin, siprofloksasin, norfloksasin, danofloksasin, sinoksasin, nalidiksik asit, enoksasin.

Etkileri: Bunlar bakterilerde DNA jirazın (topoizomeraraz II) etkinliğini engelleyerek, DNA’nın sentezi ve kalıbının çıkarılmasını önlerler. İlacın etkisine maruz kalan bakteri bölünemez ve uzayarak ölür.

Kullanılmaları: Kinolonlar ağızdan ve parenteral yolla uygulanırlar. Kinolon antibiyotikler bakterileri öldürerek etkirler. Bunlar özellikle Gram-negatif Enterobacteriaceae’lar olmak üzere Gram-pozitiflere de etkilidirler. Eski tip kinolonların (nalidiksik asit, oksolinik asit) dışında, etki spektrumları geniştir. Gram-negatif bakterilere son derece etkilidirler; Gram-pozitif bakterilerin çoğuna ve Mycoplasma türlerine etkileri iyidir.

Diğer Antibakteriyel İlaçlar

Tiamulin, novobiosin, flavomisin, streptograminler, pristinamisinler, vankomisin, karbadoks, metenamin, fusidik asit, iodoklorohidroksikuin, organik arsenik bileşikleri, fumagillin ve benzeri maddeler bulunur. Vankomisin 1955’de Strep.orientalis kültürlerinden elde edilmiş glikopeptid yapılı bir maddedir. Rezerv antibiyotik olarak kabul edilir.

Bir Cevap Yazın