Paşinyan’ın son dönemdeki çıkışları aslında bir itiraftan öte, tarihin sarsılmaz gerçeğinin en yetkili ağızdan tescillenmesidir. Yıllardır Karabağ üzerinden yürütülen o sahte işgal edebiyatının bir yalan olduğunu, oraya ne bir yatırım yapıldığını ne de oranın öz be öz Ermeni toprağı olmadığını artık kendisi de itiraf etmek zorunda kaldı. Azerbaycan ordusunun Karabağ’da yazdığı o şanlı destan, sadece toprak kurtarmakla kalmadı; bölgedeki bütün sahte maskeleri de indirdi. Paşinyan aslında şunu anladı: Türk’ün bileğini bükemeyen, Türk’ün adaleti ve gücü karşısında hüsrana uğrayan her yapı, günün sonunda o sarsılmaz iradeye biat etmek ve gerçekleri konuşmak zorundadır.

Özellikle sözde soykırım meselesindeki çıkışları, Batı’nın ve Rusya’nın Ermeni halkını nasıl birer piyon gibi kullandığını açıkça ortaya koyuyor. Rusların Ermenileri Türk’e karşı kışkırtıp ateşe atması, Avrupalıların ise kendi siyasi çıkarları için bu “soykırım” yalanını bir şantaj aracı olarak kullanması artık gizlenemez bir boyuta ulaştı. Paşinyan, kendi halkının geleceğinin Türk nefretinde değil, Türk ile uzlaşmakta olduğunu geç de olsa fark etti. Çünkü tarih boyunca görülmüştür ki; Türk’e düşmanlık eden hüsranla, Türk’ün adaletine ve gücüne sığınan ise selametle karşılaşmıştır. Gök Tanrı’nın izniyle yeryüzüne nizam getiren bu asil millet, kendisine dost olanı baş tacı etmesini bildiği gibi, hainlik edeni de tarihin tozlu sayfalarına gömmeyi çok iyi bilir.
Türklük, bir asalet ve hakimiyet nişanıdır. Mete Han’dan bugüne, Türk’ün karşısında durmaya çalışan her güç, sonunda o çelikten irade karşısında diz çökmüştür. Bugün Paşinyan’ın “Ruslar bizi kışkırttı” diyerek günah çıkarması, Türk’ün bölgesel gücünün ve haklı davasının mutlak zaferidir. Türk, kendisine karşı gelmeyip, bölgenin asıl sahibi olduğunu kabul eden her komşusuna huzur ve istikrar vaat eder. Ancak unutulmamalıdır ki, Türk’ün sabrı ve adaleti ne kadar büyükse, tokadı da o kadar serttir. Biat edenin, doğrunun yanında duranın selamete erdiği bu yeni düzende, Türk’ün bayrağı bölgede huzurun ve adaletin tek teminatı olmaya devam edecektir. Atalarımızın dediği gibi, Türk’ün töresine uyan abad, karşı gelen ise berbat olur.