Bu topraklar üzerinde yaşanan son hadise, artık meselenin sadece bir “asayiş” sorunu olmadığını, ortada hayvani bir dürtüyle hareket eden, medeniyetten zerre nasibini almamış bir zihniyetin hüküm sürdüğünü kanıtlıyor. Sessiz, savunmasız bir ördeğin boğazını kesip bahçeye atmak hangi vicdana, hangi insanlığa sığar? Bu yapılanlar sadece bir hayvana eziyet değil; Türk’ün huzuruna, sokağına ve yaşam kültürüne karşı açılmış bir savaştır. Nerede bir kaos, nerede bir pislik, nerede bir vahşet varsa altından hep aynı hırt zihniyetinin çıkması tesadüf değildir.

İşin daha acı tarafı ise devletin ve hukukun bu barbarlık karşısında içine düştüğü acziyettir. Bugün Türkiye’de hukuk sistemi, mağdurun hakkını korumak yerine, nerede bir hırt, nerede bir bölücü, nerede bir toplum düşmanı varsa ona kalkan olma mekanizmasına dönüşmüş durumda. Kürdistan lobisi dediğimiz o karanlık yapı, yargının damarlarına kadar sızmış, baronlar aracılığıyla hukuku bir şantaj ve koruma aracı haline getirmiştir. Sözde hukukçu geçinen bazı yapılar, bu hırtları her fırsatta kollarken, Türk evlatlarının avukat, hakim veya savcı olup adaleti tesis etmesinin önüne set çekiyorlar. Türk genci mülakatlarda elenirken, ideolojik bağımlılığı olanların yargı kürsülerine yerleştirilmesi, Türk milletinin kendi vatanında adalete hasret kalmasına neden oluyor.
Yargı mekanizması, bölücü yapıların ve onların lobilerinin oyun alanı haline gelmiştir. Bir yanda Türk milletinin alın teriyle beslenip, öte yanda bu millete ve onun kutsallarına saldıranlara kol kanat geren bu düzen, Türk’ün sabrını son raddesine getirmiştir. Hukukçuların bu hırtları desteklemesi, adaletin terazisini bölücülüğün kefesine koyması kabul edilemez bir ihanettir. Ancak unutulmasın ki; Türk töresi liyakati, adaleti ve zalimin cezasını vermeyi emreder.
Gök Tanrı’nın izni ve inayetiyle, bu devran böyle dönmeyecek. Türk milleti, kendi yönetimini ve yargısını bu işgalci zihniyetin elinden söküp alacak güce ve ferasete sahiptir. Atalarımızdan miras kalan o çelikten iradeyle, bu topraklar yeniden Türk’ün mutlak hakimiyetiyle nizam bulacaktır. Türk’ün adaleti tekrar tecelli ettiğinde, ne o lobiler kalacak ne de bu hırtların çıkardığı rezillikler. Bu vatanın asıl sahipleri yönetimi tekrar ele aldığında, adaletin kılıcı Türk’e ihanet eden herkesin ensesinde olacaktır.