Etiket arşivi: avusturalya

Anzaklar Türkiye’den Toprak Talep Ediyor!

Yeni Zelanda ve Avustralya Devleti Türkiye’den resmi olarak toprak talep ediyor! Anzaklar Türkleri Sever mi?

Yeni Zelanda ve Avustralya Devletleri, 1. Dünya Savaşında İngiliz İmparatorluğu emrinde Türkiye ile savaşa girdi. Dünyanın bir ucundan gelerek Türk askerine kurşun sıkan, Türkiye sınırlarına girip Çanakkale’de savaşan Yeni Zelanda ve Avusturalya Ordusu (ANZAKLAR) şimdi de Türkiye’den toprak istiyor. Toprak talebi istemelerinin nedeni ise, askerleri burada savaşıp kan döktüklerinden dolayı atalarını onurlandırmak istemeleriymiş. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” diye tanımladığı Anzakların torunları, Türkiye’den toprak talep ediyorlar. İş ülkeler arası “nota vermeye” kadar vardı. Lozan Anlaşması imzalanırken en hararetli tartışmalara konu olan Gelibolu’daki 409 hektarlık Anzak Bölgesi’ne “özel statü” istiyor. Ülkeler arasında ‘nota vermeye’ kadar varan, üstelik Dışişleri, Çevre ve Orman, Kültür ve Turizm bakanlıklarının da dahil olduğu ilginç bir tartışma yaşanıyor perde gerisinde. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle rezillik görülmemiştir.

Yeni Zelanda ve Avusturyalılar Çanakkale bölgesinde kendi askerleri için tören düzenlerken Türkiye’ye ve Türk ordusuna meydan okudu. Haka dansı, Yeni Zelandalıların, savaştan önce düşmana korku salmanın, düşmanı psikolojik olarak çökertmenin ve onlara göz dağı vermenin dansına denir. Düşman korksun diye bu dans yapılır. Ayrıca “İntikam Dansı” olarak da anılmaktadır. Anlaşılan o ki, ANZAKLAR Türkler tarafından öldürülen atalarının intikamını istiyor. Türkiye’de bu dansın yapılması tüm siyasetçilerin utancıdır. Bir tane siyasetçi çıkıp bu nasıl bir rezilliktir demiyor. Ama doğru ya, Türkiye’de siyasetçiler her zaman oy getirecek işlerin peşinde koşar.

Türk topraklarında haka dansı yapan Yeni Zelanda ve Avusturyalı yetkililerin, Türk şehitlerinin karşısında vur patlasın çat oynasın diyerek dans etmesi! İşte Şehit olan Türk askerlerinin kemiklerini sızlacatacak görüntüler;

Gelibolu’daki toprak talepleri Lozan görüşmelerinin perde arkasına da yansımış. İngiliz heyeti başkanı Lord Curzon ile Türk heyeti başkanı İsmet İnönü arasında görüşmeler sürerken ilginç diyaloglar yaşanır. Askerî tarih kaynaklarına göre, Curzon, ittifak devletlerinin Anafartalar’da çıkartma yaptığı bugün Anzak Koyu olarak adlandırılan bölgedeki 436 hektar toprağı resmen ister. İsmet Paşa, Ankara ile temaslarından sonra Türkiye’nin dört bir yanında nümayiş (gösteriler) yapılır. İsmet Paşa konunun tekrar gündeme gelmesi üzerine barış görüşmelerinden çekileceği restini çeker. Anlaşmayı yarıda bırakma resti üzerine Lozan Antlaşması’nın en detaylı maddeleri arasında yer alan 124’ten 136. maddeye kadar olan mezarlık kısmı yazılır.

Çanakkale’de ölen ittifak devletleri askerlerinin kemiklerinin toplanacağı kemiklik ve mezar alanları tek tek belirlenir. Antlaşmada Türk toprağı olarak teyit edilen alanda İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Türkiye’nin mezarlıklarının tayin edilmesi talep edilir. Talep edilen şehitlik alanlarının tamamı Lozan şartları çerçevesinde ilgili ülkelere sağlanır. Bugün Avustralya, Yeni Zelanda ve İngiliz mezarlarının, Türk askerlerinin şehitliklerinden daha bakımlı ve düzenli olmasının ardında da bu taleplerin öncelikli olarak yerine getirilmiş olmasının payı var.

Anzaklar daha önce de şehit olan Türk askerinin başını keserek yıllarca sakladı!

Gelibolu Yarımadası’nda, Arıburnu muharebelerinden sonra bir Anzak askerince Avustralya’ya götürülen ve 2003’te Türkiye’ye getirilerek defnedilen Türk askerine ait kafatasının bulunduğu “Meçhul Asker Mezarı”, ziyaretçilere duygusal anlar yaşatıyor. “Şuheda toprakları”, Çanakkale Kara Savaşları’nın 104. yılı dolayısıyla 24 ve 25 Nisan’da gerçekleştirilecek törenler öncesi, yurdun dört bir yanından gelen binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Tarihin en kanlı muharebelerinden birinin yaşandığı Gelibolu Yarımadası’ndaki Şahindere Şehitliği, 57. Piyade Alayı Şehitliği, Conkbayırı, Şehitler Abidesi, Atatürk’ün savaş öncesi harekat planlarını yaptığı Bigalı köyündeki evi, Yahya Çavuş ve Seyit Onbaşı anıtları, adeta akına uğruyor. Şehitler Abidesi’nin olduğu bölgedeki sembolik şehitliğin başlangıç bölümünde yer alan “Meçhul Asker Mezarı”nı ziyaret edenler, kabirde Arıburnu muharebelerinden sonra 1915’te Anzak askeri tarafından Avustralya’ya götürülen ve 2003’te Türkiye’ye iade edilen bir Türk askerine ait kafatası bulunduğunu öğrenince duygulanıyor.

Anzakların Afganistanlı Sivilleri Katlettiği Ortaya Çıktı

Türkiye’de Anzaklar olarak bilinen ve Çanakkale savaşı ile akıllara kazınan Avustralyalıların, bu sefer de Afganistan’da sivilleri katlettiği ortaya çıktı. Bir ada ülkesi olan Avustralya, kendi ülkesindne uzakta katliamlar yapmaya devam ediyor.

Afganistan’da görev yapan acemi Avustralya askerlerini, adam öldürmeye alıştırmak için tutsak sivillerin kasten öldürüldüğü ortaya çıktı.Avustralya askerlerinin Afganistan’da 39 sivili kasten öldürdüğünü Avustralyalı komutanlar itiraf etti…

Arada Böyle Şeyler Olur…

Yüzlerce çocuğun babasız ve anasız kalması umurlarında olmayan Bazı Avustralyalı vatandaşlar ise askerlerin bu yaptığını normal karşılayarak, “biz oraya medeniyet getiriyoruz arada böyle şeyler olur” dedi.

Daha önce de Yeni Zelanda’da cami baskını meydana geldi ve onlarca sivil öldü, yaralandı.Cami saldırganının notlarında da Türklere yönelik kin ve nefret dolu ifadeler vardı. Ayrıca Türklerin İstanbul’u terkederek Yunanistan’a verilmesi gerektiğini söyledi. Cami saldırganı Brenton Tarrant, 51 silahsız kişiyi öldürdü.

Taht Sırası Onda Olan İlk Hristiyan Şehzade

Şehzade Yahya İskender b. III. Murad. Popüler kültürde Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisiyle gün yüzüne çıkmış. Lakin hakkında pek fazla malumatın olmadığı XIV.Osmanlı Padişahı III. Murad Han’ın oğludur. Annesi ise Valide Safiye Sultan’dır. 1585 yılında doğmuştur. Ağabeyi III. Mehmed tahta çıkınca ilk işi içlerinde bebek şehzadeler de dahil 18 şehzadeyi katlettirmiş. Saraydan çıkan küçük tabutları dahi gören halk büyük tepki göstermiştir. Şehzade Yahya ise bu ölüm dalgasından annesi tarafından kaçırılmış. Daha sonra Makedonya bölgesinde bir manastıra bırakılmıştır. Kendisi burada Hristiyan olarak vaftiz edilerek bu din üzerine Hristiyan adetleriyle büyütülmüştür.

Asıl ismi Yahya olmasına rağmen o ata topraklarına döndüğünde halk içinde İskender ismini kullanır. Ağabeyi III. Mehmed’in ölümüyle onun yerine yeğeni 14 yaşındaki I. Ahmed geçer. İskender’in kaderide bu ölüm sonucu değişmiştir artık. I. Ahmed’in tahta geçişiyle Osmanlı taht düzeninde babadan oğula olan düzen artık hanedanın yaşça en büyük olanın geçmesi şeklinde bir sistemle değişikliğe uğramıştır. Bu sistem tarih kitaplarımız da “Ekber ve Erşad” diye geçmektedir. İşte İskender burada devreye girmekte. Kendisinin yaşça en büyük şehzade olduğunu iddia ederek Osmanlı tahtında hak iddia etmiş. Ve ömrünü bu amaç uğruna harcamıştır.

1603 yeni taht değişikliğinden sonra Şehzade Yahya, İstanbul’a gelerek tahtın kendi hakkı olduğunu iddia etmiş. Hanedan ise buna yanaşmayarak tahtın I. Ahmed’e ait olduğunu söylemiş. İskender bu durumda tahta normal yollardan geçemeyeceğini anlamış. Ve bir ayaklanma planlamıştır. Kendi gücünün bu mücadele için kısıtlı olduğunun farkındadır. Bu yüzden Avrupa’da şehir şehir,saray saray gezmiş. Hakkı olan taht için destek bulmaya çalışmış. Bu uğurda Floransa,Roma,Madrid,Krakov,Prag,Antwerp gibi o dönemin devlet merkezleri ve önemli şehirlerini ziyaret etmiş.

1614-1617 yılları arasında Sırp Ortodoks Kilisesi ile birlikte Şar Dağlarında ve Nobırda’da çeşitli ayaklanmalara girişmiş. Bu dönemden sonra ise Kazaklardan destek bularak onların ülkesinde iyi-kötü bir donanma kurarak Karadeniz tarafından İstanbul’a saldırmış. Mevcut Osmanlı donanması karşısında ise ağır bir mağlubiyete uğramıştır. Bu savaştan sonra Avrupa başkentlerinde destek arayışına devam etmiştir. 1643 yılında ise Nobırda’ya geri dönmüş. Bundan altı yıl sonra 1649 yılında Karadağ’da Osmanlı ordusuyla çatıştığı yıllarda hastalanarak vefat etmiştir.

Kayıp Şehzade Yahya İskender gizlenmek amacıyla halk arasında daima sipahi ya da yeniçeri kılığında gezermiş. Şayet tahta kendisi geçseydi. Osmanlı İmparatorluğunu Hristiyan dinine çevireceği şeklinde rivayetler ve iddialar bulunmaktadır.

Şimdi İskender’i incelediğimizde enteresan birçok özellik görmekteyiz. Bunlardan ilki onun bir Hristiyan olması. Osmanlı’da başka Hristiyan şehzadeler elbet vardı. Lakin burada bir başka özelliği daha devreye girmekte. Kendisi birincisi bir Osmanlı padişahının oğlu. İkincisi değişen veraset sisteminde asıl sıranın onda olması. Bir diğer özellik ise bu şehzadenin şehir şehir, saray saray gezip destek araması. Bir başka özelliği ise daha ilgi çekici. O Osmanlı Devletinde taht için isyan eden son isyancı.

Hemen geriye gidip Bayezid-Cem Sultan kapışmasına bakalım. Okul tarih kitaplarımız da hep şu anlatılmıştır. Bayezid,Cem Sultan’ın birleşik bir Haçlı ordusuyla gelmesinden korktuğu için Roma ve Fransa’ya Cem Sultan’ın masrafları adı altında para ödemesi.(Bana göre bir nevi düzenli ödenmiş olan vergi.)

Anlatılır ki Cem Sultan’ın dinini değiştirmek için çok uğraşılmış. Bir Haçlı ordusunun başına geçmesi istenmiş. Cem Sultan ise ülkesine ve İslam alemine zarar vermemek için bu işe yanasmamıştır.

Şimdi tekrar Şehzade Yahya İskender’e dönelim. Bir kendisi bir Hristiyan. İki başta Papa dahil birçok kralla taht hakkı için destek bulmak adına görüşmüş. Yani durum tam bir Haçlı Seferine müsait.

Ama baktığımızda tarihsel sürece bu şehzademiz destek bulamıyor. Aklıma bu sefer şu geliyor ister istemez. Cem Sultan ile alakalı anlatılan bu konu ne kadar gerçek.

Malcolm, Noel, Kosovo : a short history New York, Harper Perennial, 1999 s.122-124
28 Eylül 2008 tarihli Reuters haberi (ingilizce)

Yazan: Mehmet Deniz Khan