Günaydın Demek Günah mı? İslamcıların Türk Diline Olan Düşmanlığı

Günaydın Demek Günah mı? İslamcıların Türk Diline Olan Düşmanlığı Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Günaydın ve İyi Sabahlar gibi Türkçe kökenli sözcüklerin Cahiliye Dönemi adeti olduğunu ifade etti. İslamcılara göre böyle sözcükleri kâfirler, putperestler, satanistler kullanmaktadır. Kafayı Arap kültürü ile bozmuş insanlara göre Türkçe kötü bir dildir. Hatta İranlı Ayetullah Tehrani’ye göre ise Cehennem Dili Türkçedir. Biz Türkler Arap değiliz. İslam adı altında Araplaşmak isteyenler varsa Araplaşabilir. Arap ve Pers kültürüne sempati duyabilirler. Ancak kimsenin Türklüğe ve Türk diline düşmanlık yapmasına müsaade etmeyiz. Türkiye’nin resmi dili Türkçedir. Türkçenin resmi dil olması Cumhuriyet ile olmadı. Çok daha eskiye dayanır. 1876 Kânûn-ı … Okumaya devam et Günaydın Demek Günah mı? İslamcıların Türk Diline Olan Düşmanlığı

Efsane Komutan Subutay

20’den fazla sefer yöneten ve 65 meydan muharebesi kazanan Cengiz Han’ın Acımasız ve Efsane komutanı Subutay, Orta Asya Türklerinden Tuvalılara mensup olduğu düşünülen Uranhay kabilesindendir. Moğolların Gizli Tarihi adlı eserde babası Çarçuday, Timuçin’in babası Yesügey’in dostu olarak belirtilmektedir. Bu esere göre Timuçin (Cengiz Han) doğduğunda Subutay’ın babası Çarçuday samur derisinden bir kundak hediye ederken, yanında götürdüğü çocuk yaştaki oğlu Çelme’de Cengiz Han’a arkadaş ve hizmetkar olmak üzere yanında bırakıldı. Hem Celme hem de Subutay, ilerde Noyan (General) olacak ve Cengiz’in en güvendiği adamlar olacaktır. Yesügey’in 1167 senesinde öldürülmesinden sonra Timuçin için işler yolunda gitmedi. Düşmanları kendisini yakalamak istemesi üzerine Çelme’de … Okumaya devam et Efsane Komutan Subutay

Moskova’yı Yakan Kırım Hanı

Kırım Hanı I. Devlet Giray Han 1571’de Oka Suyu’nda Rus müdafaa hattını yarıp Moskova önlerine geldi ve şehri ateşe verdikten sonra geri döndü. Bu başarısı dolayısıyla kendisine ”Taht Algan” unvanı verildi. Bu yangın, dünya üzerindeki birkaç şehir yangınından biridir. 10,000 ile 80,000 arasında ölü sayısı olduğu tahmin edilmektedir. Şehrin nüfusunda gözle görülür bir düşüş yaşanmıştır. Bu yangından sonra Moskova ve çevresi geçici olarak Kırım Hanlığınca işgal edilmesine, kazanılan zafere karşın lojistik yetersizliklerden dolayı, Kırım Hanı şehri ve çevresini boşaltmak zorunda kaldı. 4. İvan Livonya Savaşı’nda geçici barış isteyip, Moskova’ya dönüp şehri tahkim etmek zorunda kaldı. Korkunç İvan’a vurulan bu büyük … Okumaya devam et Moskova’yı Yakan Kırım Hanı

Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler

Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler Osmanlıların korkusuz cengaverleri ve yiğit savaşçıları delilerin ilk ortaya çıkışları hakkında kesin bilgi mevcut değilse de XV. yüzyıl sonlarından itibaren ve esas olarak XVI. yüzyılda istihdam edildikleri bilinmektedir. Akıncılar gibi eyalet askeri statüsünde olan ve başlangıçta sadece Rumeli’de ve sınır beyliklerinde kullanılan deliler Türk asıllı olabildikleri gibi Slav, Boşnak, Arnavut, Hırvat ve Sırp gibi yerli halkların özellikle iri yarı, cesur gençlerinden de seçilebilen karma bir yapıya sahiptir. Deliler savaş sırasında hayvan kürkünden yapılma elbiseler ve postlar giyen, tüyler takan, garip sesler çıkaran, düşmana yalın kılıç dalan, gözü kara, korkusuz ve acımasız savaşçılardı. Deliler çoğu zaman düşmana … Okumaya devam et Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler

Osmanlı’da Bokçubaşı!

Bokçubaşı; Osmanlı Türkiye’sinde İstanbul’da temizlik işlerinden sorumlu olan en önemli görevli idi. Özellikle ölmüş hayvanları ve dışkılarını temizleyip şehir dışına atar, Kurban Bayramlarında kesim yerlerini denetler, diğer günlerde de yere tükürenleri takip ederek enselerine tokat patlatırdı. Hayvanlarının pisliğini temizlemeyenler çok pis şekilde cezalandırılırdı. Yere tükürmek bile başı başına suçtu. Günümüz Türkiye’sinde ise insanlar yere tükürüyor hatta balgam atıyor ve bu balgamlar rüzgar yardımı ile başka insanların üstüne yapışıyor. Medeniyette ileri gitmek lazımken tam tersine neden hep geriye gidiyoruz? Okumaya devam et Osmanlı’da Bokçubaşı!

Hiçbir işe Yaramayan Padişah…

III. Osman, babası tahttan indirildiği sırada henüz dört yaşındaydı. Babasının ölümünden sonra Edirne’den İstanbul’a getirilen III. Osman, 17. yüzyıldan itibaren uygulanan şehzadelerin sancaklar yerine sarayda yetiştirilmesi gereği Topkapı Sarayı’nda Şehzadegan Dairesi’ne kapatıldı ve burada 51 yıl odanın içinde kaldı. İyi bir eğitim almış, kendini yetiştirmişti. Yumuşak karakteri olmasına karşın, çabuk kızar ve sinirli hareket ederdi. Özellikle yalanı ve rüşveti sevmeyen bir insandı. Ağabeyi Sultan I. Mahmut’un aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. Kadın sesini hiç hazetmezdi. 51 yıl boyunca sürekli kadın ve müzik sesi duymak onun psikolojisini bozmuştu. Sarayda çivili ayakkabılar ile dolaşırdı. Her adım attığında adeta bir gürültü … Okumaya devam et Hiçbir işe Yaramayan Padişah…

Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür

Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür… Bu sözü 1848’de Fransa’nın ilk başkanı olan İmparator Louis Napoleon Bonaparte, karnı tok askerin daha iyi savaşıyor olmasından yola çıkarak söylemiş. Aşağıdaki minyatürde ise Sultan III. Murad’ın sadrazamı Lala Mustafa Paşa’nın 1578 senesinde çıktığı Gürcistan ve Şirvan seferleri sırasında ordusunun komutanlarına verdiği bir ziyafet yemeği resmedilmiş. Yani tarihe mal olmuş bu sözü söyleyen Napolyon’dan yaklaşık 270 sene önce bunun önemini anlamış ve ordusuna uygulamış bir asker daha doğrusu bir devlet yöntemi var karşımızda. Sonuçta askerini koyun eti ve pirinç ile doyuran Osmanlı’nın askeri başarılarını nasıl kazandığı da çok daha iyi anlaşılıyor. Okumaya devam et Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür

Türkler En Çok Macarları Sever…

Türkler En Çok Macarları Sever… Tekirdağ’da yazdığı mektuplarıyla Macar edebiyatında önemli bir yer edinen Mikes Keleman , 1725’te şöyle diyordu : “… Başka hiçbir memlekette sığıntıya bu kadar yardım edilmez. Hiçbir yerde buradaki gibi sakin ve rahat olamayız.Tanrı’ya şükür şimdiye kadar aramızda en küçük bir kırgınlık olmadı. Türklere nerede rastlasak bizi hep iyilikle karşıladılar , çünkü Türkler en çok Macarları severler.” Tarihte Türklük , Prof.Dr. Laszlo RASONYI Okumaya devam et Türkler En Çok Macarları Sever…

Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor…

Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor… ABD çok kültürlü ve çok uluslu bir İmparatorluk ancak buna rağmen çoğunluk İngilizceyi rahatça konuşabilir ve ABD’ye adapte olmuştur. Amerikalılar kendisine gelen her göçmeni bir süre sonra kendine benzetmiştir. Söz de herkes Amerikan karşıtı ama herkes yeşil kart alıp Amerika’da oturmak için bir taraflarını yırtıyor. Gururla Amerikan bayraklı tişörtleri giyiyor. Türkler ise Anadoluya topluca geldiğinden beri 10 asırdır Kürtlere bile Türkçeyi öğretemedi. Günümüzde bile Türkçe bilmeyen Kürtler var. Yunanlıları 400 yıl valiyle yönettik ama kaç tane Yunan Türkçe biliyor? Araplar da Türkçe bilmez. Kılıç kalkan devrinde Türkler 72 milleti asimile etmeden hakimiyet altında … Okumaya devam et Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor…

Yavuz Selim Türklere “Eşek Türk” Dedi Mi?

Aslı astarı olmayan bu iddiaya göre Çaldıran Savaşı öncesinde Yavuz’la Şah İsmail arasındaki yazışmalarda “Ben Sultan Beyazıt oğlu Sultan Selim, sen ki ey eşek Türk” şeklinde ifadeler geçmiş.Yavuz’un Şah İsmail’e gönderdiği ikisi Farsça ikisi Türkçe dört name mevcuttur. .Yavuzi Şah İsmail’e bu mektuplarda “İsmail Bahadır” veya “Emir İsmail” diye hitap etmiştir. Hiçbirinde “Türk veya Eşek Türk” diye hitap etmemiştir. Aksine Yavuz Sultan Selim Mısır’ı ele geçirdiğinde kendisini Türk hükümdarı olarak tanıtmıştır. Yavuz Sultan Selim’in Türklere hakaret ettiği hiç bir kayıtta yoktur. Zaten böyle bir şey mümkün olamaz çünkü Osmanlı Hanedanının kendisi Türk kökenlidir. Osmanlı’da Türk adı bazı devşirmeler veya şairler … Okumaya devam et Yavuz Selim Türklere “Eşek Türk” Dedi Mi?

Devleti Kurtaran Adam: Çelebi Mehmed

I. Mehmed veya Çelebi Mehmed, beşinci Osmanlı padişahı. Yabancı Tarihî kaynaklarda ismi, Mehmed isimli diğer padişahlarınki gibi, Muhammed şeklinde geçer. Babası I. Bayezid, annesi ise Devlet Hatun’dur. Annesinin kökeni hakkında Türk, Rum veya Sırp olduğu yönünde tartışmalar mevcuttur. Ancak o dönemlerde Osmanlıların özellikle beyliklerden kız aldığı da bilinmektedir. Timur darbesinden sonra devleti toparlayan Çelebi Mehmet, Rumeli’de Türk nüfuzunu kuvvetlendirdi. Ömrünün tamamını savaşlarda geçiren bu kahraman hükümdar katıldığı yirmi dört muharebede kırk yara almıştır. Kendisinden nakledilen şu söz hayat hikayesini çok güzel ifade etmektedir. “Çocuk yaşımda bunca belalar çektim, kimse çekmiş değildir.” Ne yazık ki devleti eski haşmetine kavuşturmak için gece … Okumaya devam et Devleti Kurtaran Adam: Çelebi Mehmed

Osmanlı Tarihinde İlk Açlık Grevi

Divane (Deli) Hüsrev Paşa Osmanlı Tarihinde İlk Açlık Grevi Divane Hüsrev Paşa 1490 lardan önce doğduğu bilinmektedir. Boşnak kökenli olup devşirme olarak Enderun’da eğitim almıştır. Bir taraftan Sokollu ailesiyle akrabalığı olduğu ileri sürülmektedir. III. Murad zamanında Sadrazamlık yapmış Lala Mustafa Paşa’nın ağabeyi olur. Muhtemelen davranışlarındaki normal olmayan halleri nedeniyle kendisine Deli anlamında Divane lakabı takılmış ve öyle çağrılır olmuştur. Devlet yapısı içinde ilk görevi Yavuz Sultan Selim zamanında aldı. Önce Kapıkulu Süvari bölüğüne girdi ama bir suç işlediği için görevden alındı. Daha sonra affedilip yeniden saraya girip Çaşnigirlik (Garsonluk), Kapıcılar Kethüdalığı, Mirahorluk (Mir-ahur, Ahırdan sorumlu kişi) görevlerinde bulundu. 1514 yılında … Okumaya devam et Osmanlı Tarihinde İlk Açlık Grevi

Mihaloğlu Ali Bey’den Türklük Dersi

Mihaloğulları (Gazi Mihaloğulları, Köse Mihaloğulları ve Mihalliler olarak da bilinir), 14-16. yüzyıllar arasında Rumeli fetihlerinde önemli rol oynayan Osmanlı akıncı ailesidir. Bu ailenin soyundan gelenlere Mihaloğulları denir. Ailenin en büyük atası Michael Kosses’dir. Bir Doğu Roma (Bizans) komutanıdır, ancak Türklerin yiğitliğinden ve mertliğinden etkilenerek Müslüman olmuş ve Osman (Ataman) Gazi’nin en yakın yoldaşı olmuştur. Adını da Abdullah Mihal olarak değiştirmiştir. Bu aileden gelenler hızlı bir şekilde Türk kültürünü benimsemiş ve tamamen Akıncı-Türkmen aristokrasisi içinde yetişmiştir. Mihaloğlu Ali bey de bu ailenin soyundan gelen bir akıncı beyidir. Mihaloğlu Ali bey, Mihaloğlu Hızır Paşa’nın oğludur. 1425 yılında Plevne’de dünyaya geldi. Macarca, Romence, … Okumaya devam et Mihaloğlu Ali Bey’den Türklük Dersi

Saltanat (Osmanlı Hanedanı) Neden Kaldırıldı?

İslamcılar ve Kemalistler bu konuya tek taraflı baktığı için insanların kafası karışıyor. Turkcemalumatlar.wordpress.com olarak biz bu konuya hakkaniyetli şekilde açıklık getireceğiz. Bu tip konulara at gözlüğü ile değil ülke çıkarlarımız için bakmakta fayda var. Ateist, Müslüman vs olmanızın bir önemi yok. Önemli olan ülke çıkarları ve Türk milletinin geleceğidir. Saltanat yani Osmanlı Hanedanının kaldırılmasını uzun uzun anlatmaya gerek yok arkadaşlar. Bunun iki nedeni var. Birinci neden Osmanoğullarının son zamanlarda ülkeyi iyi yönetememesi, ikinci neden ise yeni rejime geçince yani Türkiye, İmparatorluktan Cumhuriyet rejimine geçince eskiye dair çoğu şeyi kaldırarak Cumhuriyet rejimini oturtmaktı. Hanedanın kaldırılmasını biz turkcemalumatlar olarak normal karşılıyoruz ancak … Okumaya devam et Saltanat (Osmanlı Hanedanı) Neden Kaldırıldı?

Cengiz Han’ın Ataları Kim? Türk mü?

Moğolların Gizli Tarihi adlı eserde, Cengiz Hanın Atasının Börteçine, yani Eril Mavi Kurt, Anasının ise Goa Maral, yani Dişi Ak Geyik (Alongoya) olduğu yazılıdır. Başka bir söylenceye göre Alangoya’nın babasız hamile kaldığı anlatılır. Alangoya, Moğolların ve Mughalların (Babür İmp.) mitolojik anası-atası olarak kabul edilir. Alangoya yatağında yatarken “Ay Işığı” bedenine girer ve onu hamile bırakır, sonra Mavi bir Kurt şeklinde çıkıp gider. Mitolojilerde “AY” dölleyici özelliğe sahiptir. Türkçe “Ay” kelimesi yaratmak ve türetmek anlamına gelir. Yine aynı şekilde Moğol Hanları Kurt ve Geyikten sonra en yüksek ata olarak Oğuz Kağan’ın görmüştür. Secerenin ufak bir kısmı Moğolların gizli tarihi adlı eserde … Okumaya devam et Cengiz Han’ın Ataları Kim? Türk mü?

Osmanlı Türk Düşmanı Mı? Belgelerle Gerçekler

Osmanlı Türk Düşmanı Mı? Bununla ilgili internette çok şaşırtıcı bilgiler var. Bir kısım Osmanlıyı kusursuz gösterirken başka bir kısım ise göklere çıkartıyor. Bazıları Osmanlıyı Türk düşmanı görürken bazıları ise Arap Devleti ilan ediyor. Bunlar gerçekten komik olmakla birlikte maalesef internette her gördüğüne inanan kitle var. Herkes şunu iyi bilsin. Osmanlı bir hanedandır, devlet değildir. Devletimizin adı Devlet-i Aliyye’dir. Devlet-i Aliyye sık sık hem Osmanlı Memurları hem de Yabancılar tarafından “Türkiye” olarak da anılmış ve kayıtlara geçmiştir. Örneğin, yaptığımız antlaşmalar üstünde bile devletin adı olarak “Türkiye” yazar. İmparatorluğun 1. Dünya Savaşından sonra imzaladığı Mondros Mütarekesinde bile Türkiye yazmaktadır. İşte o belge; … Okumaya devam et Osmanlı Türk Düşmanı Mı? Belgelerle Gerçekler

Divan Kulübü (The Divan Club)

Türkler 1683 II. Viyana Kuşatmasından sonra batının tamamen ilgi alanına girdi. Batılılar her yönüyle Türkleri araştırıyordu. Öyle ki Fransa’da ve Avrupa’nın pek çok yerinde Türk Modası diye bir moda bile yayılmıştı. Bu akımın diğer adı ise Turquerie dir. Turquerie akımına göre göre insanlar Türk kadınları ve Türk erkekleri gibi giyiniyor, partilere bu şekilde takılıyor, evlerinde birer şark köşesi bulunduruyordu. İngiltere’de ise Divan Kulübü diye bir kulübü diye bir kulüp kuruldu. 18. yüzyılda, İngiltere’de kısa süre etkinlik göstermiş, üyelerini en az bir kere Türkiye’yi ziyaret eden “centilmenler” arasından seçen bir topluluktur. Kulüp 1744’te günümüzde yediğimiz Sandviçlere adını veren Sandwich 4. Kontu, … Okumaya devam et Divan Kulübü (The Divan Club)

Timur’u Yenmek Büyük Şereftir!

O (Yıldırım Bayezid), kendisini kurduğu yeni devleti korumaya adamış bir hükümdar olarak telakki ediyordu. Timur karşısında geri çekilmesi veya onun tabiiyeti altına girmesi asla beklenemezdi. Kendisi ne de olsa büyük bir gazi sultandı, emek vererek kurduğu otoritesinin Timur’a bağlanmak suretiyle küçük düşürülmesini kabul edemezdi. Nitekim yakın müttefiki Sırp Despotu Stefan Lazarevic ile yaptığı konuşmada, Timur’un gücünü bildiğini, eğer onu yenerse hem Doğu’nun hem de Batı’nın kendi hükmü altına girmesinin yolunun açılacağını söylemişti. Hatta yanındaki veziri Ali Paşa’ya Timur’u yendikten sonra herkes tarafından yüceltilmesinin kendisine büyük bir şeref kazandıracağını, ona boyun eğerek küçük düşmektense savaşta yenilmiş olarak sonunu beklemenin daha mertçe … Okumaya devam et Timur’u Yenmek Büyük Şereftir!

Osmanlı’da Türkler Köle miydi? Avrupa Türkleri Neden Sevmez?

Köle ve cariye olanların hepsi balkanlardan, kafkaslardan, Moskova’dan, Ukrayna’dan, İtalyan kıyılarından gelen hristiyanlardır. Sarayda bir tane köle Türk kadını veya Erkeği yoktur. Cumhuriyet öncesi Türkiye’de Osmânlı ordusunun 400.000 kişi olduğu heybetli günlerde devşirme yeniçeriler en çok 20.000 kişiyi geçmiyordu. Evlenmeleri yasak olan bu devşirmeler kapıkulu; yani pâdişâhın köleleri idi. Çünkü Türk devletinde Türk’ten köle olmazdı. Yeni Çeri ocağınnı bozulması ile ocağa devşirme olmayanlar da alınmıştır. Zenciler ve Amerikan Yerlileri Beyazları Tanrı olarak görürdü, Türkler ise o Tanrıları Köle yapardı. Özellikle Osmanlı Türkleri Beyaz Avrupalılara Gemilerde kürek çektirir, ahırda at pisliği temizletirdi. Osmanlı Türkleri Avrupalı kadınları cariye olarak alırdı. Niğbolu savaşında … Okumaya devam et Osmanlı’da Türkler Köle miydi? Avrupa Türkleri Neden Sevmez?

Irkçı Nefi: Mübarek Teriniz Damladı!

Vezir Bayram Paşa’ya yazdığı ve bir yerinde vezire “sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzırne turur saltanatun sahibi bilsem a köpek” diye hitap ettiği şiirinden dolayı ünlü hiciv şairi Nef’î idama mahkum oldu. İdamına dakikalar kala, araya birilerinin girmesi sonucu, Dârüssaâde Ağası şairin affı için aracılık yapıp sadrazama mektup yazmayı kabul eder. Nef’î ise başında durmuş, mektubu yazan zenci ağayı seyretmektedir. Az sonra bir damla siyah mürekkep kalemden düşüp beyaz kâğıda damlayınca, Nef’î çenesini tutamaz ve zenci ağaya dönerek, ölümüne sebep olan son espriyi yapar: “Efendim, Mübarek Teriniz damladı!” Ağa öfkelenip mektubu yırtarken, Nef’î cellâdın yağlı kemendine teslim edilir … Okumaya devam et Irkçı Nefi: Mübarek Teriniz Damladı!