Celal Şengör’den Osmanlı Eleştirisi ve Arapların Türklerin Sevmemesi

Celal Şengör’den Osmanlı Eleştirisi ve Arapların Türklerin Sevmemesi. Atatürk toplumdaki cinsler, etnik unsurlar, dini unsurlar arasındaki farkları mümkün olduğu kadar törpülemeye çalışıyor ki, herkes bir potada birbiriyle konuşan insanlar haline gelebilsin. Aksi takdirde ülkü birliği ve millet olmak mümkün değil. Millet olmadığın zaman kendini dışarıya karşı koruman mümkün değil. Atatürk bunun sıkıntısını bütün şiddetiyle çekmiş bir neslin üyesi. Arka arkaya harp kaybetmişiz. Kaybettiğimiz en acı harpler, Osmanlının kendi tebaaları tarafından sırtından vurulduğu harplerdir. Balkan Harbi böyledir. Birinci Dünya Harbi’nde Arapların bize yaptığı budur, doğuda Ermeni çetelerinin yaptığı budur; Büyük Taarruz’dan sonra Yunan Ordusuyla birlikte kaçan yerli Rumların yaptığı budur. Osmanlı bu unsurları bir millet, bir ulus haline getirememiştir; bunları birbirlerini anlar, birbirlerini sever, birbirlerine bağlı toplumlar haline sokamamıştır. Benim Müslüman anneannemin annesi İkbal Hanım kendi dilini neredeyse unutacak kadar Rumca öğrenmiş (merhume namaz duasını bile Rumca olarak yapardı), ama ne bir Yunanlı’ya ne bir Bulgar’a ne bir Sırp’a ne de bir Arap’a Türkçe öğretebilmişiz. Atatürk ise, yirmili yıllarda artık dünyanın çeyrek asır öncesi ile aynı dünya olmadığının farkındadır. Haberleşme hızlanmış, seyahat kolaylaşmıştır. İnsanlar dünyayı daha hızlı tanımaktadırlar. Kendi kabuğumuza saklanmanın artık imkanı olmadığı gibi zaten gereği de yoktur. Onun nesli kendi kabuğunda yaşamanın en çok zararını gören nesildir, çünkü bir devlet kaybetmiş, kendisi gibi pek çokları vatanlarını bile yitirmişlerdir.

Osmanlı için söylüyorum, sen bu insanlara kültür verememişsin, dilini verememişsin, âdetini verememişsin, teşkilatını verememişsin, hiçbir şey verememişsin. Adam seni istemiyor. Şimdi bugün, sıkça Araplarla ilgili şunu işitiyoruz: “Bizi istemeyen Suud Ailesi’dir…” Hayır, böyle bir şey yok. Ben Suudi Arabistan’da da bulundum, petrol şirketlerine danışmanlık yaptım, Libya’da arazide çalıştım. Halk da katiyen sevmiyor Osmanlı’yı. Türk dediğiniz vakit, “Siz bize neler çektirdiniz” diyor. Hiç unutmuyorum bir gün Londra’da sevgili dostum Graham Evans’ın evinde kalıyorum. Graham Evans, hanımıyla bir davete gidecek, beni de, evde yalnız bırakmamak için, davet sahibinden izin alarak davet etti. Evine gittiğimiz kişi Billy isminde, hiç evlenmemiş, yaşlı bir adam. Belli ki entelektüel bir adam, zengin bir adam. Gittiğimizde gördüm ki, bizim dışımızda davetliler de var. Bunlardan birisi İskoçyalı bir bankacı, New York’ta yaşıyor, yanında da hanımı Fatma, Suriyeli. Masanın etrafında oturduk, Graham beni takdim etti. Fatma, benim Türk olduğumu duyar duymaz,

“Siz Türkler bize onu ettiniz, siz Türkler bize bunu ettiniz, sizin yüzünüzden biz bu halde kaldık vs” diye başladı verip veriştirmeye. Misafir olduğum bir yerde tatsızlık çıkarmanın manası yoktu, bir şey demedim.

Sonunda ev sahibi dayanamadı, “Bak Fatma” dedi “Deminden beri Türklere sövüp duruyorsun. Şimdi unutma, senin yaşadığın yerdeki ilk tren yolunu onlar yaptı. Bugünlerde eski müstemleke imparatorluklarını kötülemek âdet oldu. Ben 23 yaşında Oxford’dan mezun oldum. İlk gittiğim yer Sudan’dı. Gittiğim dönemde Sudan, İngiliz İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Sudan’da trenler hareket ediyordu, çocuklar okula gidebiliyordu, millet yemek bulabiliyordu. Bugün bağımsız olmuş olan Sudan’a gidersen görürsün. Trenler bitmiş, okullar kalmamış, herkes birbirini yiyor. Türkler de bizim gibi böyle şeylere mani olmaya çalıştılar. Çok başarılı oldular diyemem, ama siz de onlara ihanet ettiniz” dedi.

Bu konuşma üzerine kadıncağızın şikayetleri bitti. Şunun için anlatıyorum bütün bunları: Bir Suriyeli kadından bunları dinledim; Suudi Arabistan’da bizzat bulundum, orada halktan dinledim; Libya’daki köylüden dahi aynı şeyi dinledim. Hiç kimse birbirini aldatmasın, buradaki insanlar bizim Müslüman kardeşlerimizdir diye. Ne yapmış Türkler onlara? Fakir ve cahil bırakmışlar. Bu kadar. Bu yetiyor. Bingazi’ye gidiyorum, İtalyanca bilen var, Türkçe bilen yok. Cezayir’e bakalım, herkes Fransızca biliyor, Fransız mektebine gitmiş, gidiyor, öğreniyor, dünyaya entegre olabiliyor. Belki biraz iddialı bir tez olacak ama sömürge imparatorluklarının yüz sene gibi bir zaman erken çöktüğü kanaatindeyim. Yüz sene daha yaşasalardı dünyadaki bu sorunlar olmayacaktı. Bu felaketin da sorumlusu Amerika’dır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s