İmparatorluğun son zamanlarında Anadolu’nun vahim durumu

Ankara’da Almanya İmparatoru’nun Anadolu hastalıklarını incelemek üzeregönderdiği bir tıp heyetinin bazı büyük rütbeli üyeleriyle görüştüm … Anlamışlarki, Anadolu Türkleri’nin karınları kurtlarla yüklü ve kanları bu kurtlarınsalgıladığı parazitlerle dolu bulunuyor. Cinsi yakın bir yok olma ile tehdit edenbu halin sebebi nedir bilir misin? Beslenme eksikliği. Her ne kadar garip görünsede Anadolu Türkleri henüz ekmek yapımından bile habersizdirler. Yediklerimayasız bir yufkadır ki, ne olduğunu yiyenlerin midesine bir sormalı! …İstisnasız nakil vasıtaları olan kağnı hiç şüphe yok ki taş devri keşiflerinden veâletlerindendir. Kağnı bir araba değil, fakat hayvana yapışıp … onun kanını vecanını emen bir canavardır! … Evlerine gelince, onlar da öyle: Duvarlaryontulmamış alelâde taşların, çalı çırpının, leylek yuvasında olduğu gibigelişigüzel dizilmesinden hasıl olmuştur. Anadolu külliyen temizliktenmahrumdur. Sakallı Celâl’in dediği gibi, en nefis icatları olan yoğurt bile pislikmahsûlünden başka birşey değildir. …Anadolu hemen baştan başa frengilidir.Anadoluluların güzelliği de bozulmuştur. Bir köy, bir kasaba veya bir şehrinkalabalığına bakılsa, topluca o kadar topal ve topalların o kadar muhtelif çeşidigörülür ki insan kendini eşyanın şeklini bozan dışbükey bir camla etrafabakıyorum sanır

Bu mektupta yazılanlar Bağdat doğumlu bir şairimizin kaleminden çıkmıştır. Hâşim, Galatasaray’da okumuş, İzmir’de öğretmenlik yapmış, Düyûn-u Umumiye’de çalışarak devletinin mâlî sefaletini yakından tanımış, Birinci Dünya Savaşı’ndaki askerliği esnasında ise Anadolu’yu gezmiştir. Daha sonra Osmanlı Bankası’nda çalışan şâir, tedavi için Frankfurt’a gittiğinde Avrupa’yı da yakından tanımış, bu konuda ölümünden bir yıl önce bir de Frankfurt Seyahatnamesi başlıklı bir kitap yazmıştır. Yani, Hâşim’in gözlemleri bilgili ve akıllı bir adamın gözlemleridir. Bu gözlemlerin ortaya serdiği ise taş devrinde kalmış, daha doğrusu, o düzeye itilmiş bir toplumdur. Gerçi böyle gözlemleri yapan tek Osmanlı Hâşim değildi. Osmanlı’nın son ikiyüz yılı içinde buna benzer gözlemler ve fikirler pek çokları tarafından, hattâ bizzat III. Mustafa, III. Selim ve II. Mahmud gibi padişahlarca bile dile getirilmiştir. Bunu inkâr eden tarih cahilidir veya kötü niyetlidir.

Kaynak: Celal Şengör Dahi Diktatör

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s