Fırtınalara Neden Kadın İsmi Verilir?

Is” kelimesi eski Türkcede ‘sahip’ demektir. Isi olan yer sahibi olan , mazlumun hakkının korunduğu, güven duygusu veren, hanelerde ocağın tüttügü yerlerdir. Issız yer doğadaki kör noktalardır. Dağ başları ıssızdır, sarp kayalıklar, bataklıklar, okyanus, sık ormanların, çalılıkların olduğu kimsesizin, mazlumun çığlığını işitecek, yardıma koşacak kimsenin olmadığı yerlerdir ıssız yerler. Bataklık dipleri, dağ başları, terkedilmiş ıssız araziler cıglığinı kimseye duyurmayı başaramamış insanların, canlıların kalintılarıyla doludur. Issiz yer; içinde adaletin, merhametin olmadığı, vahşetin, zorbalığın egemen olduğu, acımasız olanın, fiziksel olarak dayanıklı olanın hayatta kalma şansı elde ettiği yerlerdir.

İçinde bulundugumuz seviyeye erişene kadar inanılmaz acılar, işkenceler ve vahşetle sınanmıştır insanlık. Mezopotamya’dan peygamberler çıkar; dinler kurarken mesela Amerika kıtasında insanlar icat ettikleri Tanrılara doğanın acımasız felaketlerinden kendilerini korusun diye canlı canlı derisini yuzüp kalbini çikardıkları kadın ve çocuklar kurban etmektedir. Acımasız Doğa mütemadiyen fırtınalar, yanardağlar, depremler, salgın hastalıklarla bu insanları kırımdan geçirmektedir zira. Tek Tanrı değil de; ‘Tanrılar’ kavramınin ortaya çıkışında da etkili olan; eceli gelmeden ölen, haksızlikla öldürülen insanların ruhlarının yeryuzunde kalmaya devam edip yaşayanları cezalandırdığına dair duyulan inanctır. Eskimo mitolojisinde Okyanus Tanrıçası olarak anılan figür ; eşinden şiddet gören ve ayrılmak istediği icin okyanus ortasında babasi tarafından öldürülen Sedna’nın adını taşır mesela. İnsanlar haksızlkla oldürülen kişinin ruhunun öldüğü yerdeki doga hakimiyetini sağladığına inandıkları için üretmistir ‘Tanrı’, ‘Tanrıça’ kavramlarını. Onların ruhlarını hoşnut edip doganın felaketlerinden korunmak için belki ‘kısas’ kavramıyla ‘cana can’/ ‘kurban’ kavramını türetmiştir .Fırtınalara genelde kadın ismi verilmesinin sebebi de budur. Tarihte insanlik kadın ve çocuklara karşı o kadar çok suç, cinayet işlemistir ki ; hangi dine mensup olurlarsa olsunlar; doğanın tüm felaketlerini bu ruhların gazabıyla ilişkilendirmeyi sürdüruyor bugün.

Yunan Mitosundaki erkek Tanrı figüründen ismini aldıği söylenen Okyanus bile Okyanus değil; kimbilir kaç kimsesiz kadının cezalandırıldıgı dipsiz bir ceset kuyusudur. Ocean’dır adı. Yani Öç Ana’dır. Doğa; ocünü almaya karar verdiğinde önce okyanuslar etkilenir. Oksijen oranı azalır. Buzullar çözülür. İnsanlık; söz hakkınin kendilerinden Bu kimsesiz Ruhlara geçtigini Doğanın hamlelerinden anlar. Ne zaman ‘olumsuz iklim’, ‘olağanüstü’ koşullar dolayısıyla planlarınızı değiştirmek zorunda kaldıysanız ; söz o noktada İlahi plandadır yani. Yaşayanlarda değil.

Görsel :La Doncella

İnkalılalr tarafından 15 yaşında iken and dağlarında kurban edilen ve kurban etme ritüelinin üstünden tam 500 yıl geçmesine rağmen yüzünün ifadesi hüzünlü olarak durmaktadır. Arkeoloji tarihine la doncella ismiyle geçmiş küçük kız çesedidir. Arjantin’in High Mountain Arkeoloji Müzesinde bulunmaktadır. Beyni, derisi, saçları tam olarak korunmuş olan la doncella’nın cesedi 1999 yılında bulunduğunda , yanında iki çocuğa ait cesedde bulunmuştur. Onlara ise el nino, la nina del rayo isimleri verilmiştir.

27 Mayıs 2020/ Işil Salihoğlu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s