Kendini Erkek Olarak Tanıtan Sophie Germain (1776-1831)

Kendini Erkek Olarak Tanıtan Matematikçi Sophie Germain (1776-1831)

Yakın bir zamana dek bir kadının akademik dünyada üstün başarılar elde etmesi neredeyse olanaksız gibiydi. Bu durum özellikle fen alan ında, hepsinden de öte matematikte geçerliydi. Bunun ilk akla gelen nedenleri bu kitapta yer alan biri Fransız, biri Rus ve biri Alman üç kad ı n matematikçinin yaşam öyküleriyle daha anlaşılır olacaktır.

Ele alınan dönem ne kadar günümüze doğru yaklaşırsa kad ı n matematikçi sayısı da o kadar artacaktır. Hiç kuşku yok ki geçmişte bu tü r bir üne kavuşabilecek çok sayıda kad ı n vardır ancak ne yazık ki aşılması güç sosyal engeller nedeniyle bu kişiler hakkı nda çok az şey biliyoruz. Bugün bile, aksine çok sayıda kanıt olsa da matematiği n erkeklere özgü bir konu olduğuna dair bir görüş vard ı r ama bu kitap, üzerine bunca şey yazılmış bir konuyu tartışabileceğimiz zemin değildir. Bu tartışma yalnızca burada yer verilen üç örnekle sınırlı kalacaktır.

Marie-Sophie Germain, kuşaklar boyunca uğraştıkları ticaretten hatırı sayılır bir zenginlik elde etmiş Parisli burjuva bir ailenin kızı olarak 1 Nisan 1776’da dünyaya geldi. Babası Fransız Devrimi’nin ilk yıllarında kısa bir dönem politikaya atılmış bir ipek tüccarıydı. 1789’da toplanan L’Assemblee Constituante’e halk sınıfı’ milletvekili olarak seçilmişti. Daha sonra Fransa Merkez Bankası yöneticiliğine getirildi. 1821 ‘de doksan beş yaşında yaşamını yitirdi. Üç kızından ikincisi Sophie mali açıdan yaşamı boyunca babasına bağımlı kaldı. Hiç evlenmeyen Sophie kendini matematiğe ve bilime adadı. Kendine verdiği adla Sophie Germain, Devrim yıllarında büyüdü. Utangaç bir kız olarak babasının kütüphanesine çekilir, kitapların arasında kaybolurdu.

Matematikle ilgili iki kitabı özellikle ilgi çekici buluyordu: Bezout’nun temel ders kitabı ve Montucla’nın matematik tarihi üzerine kitabı. Matematiğe büyük bir şevkle yaklaşıyordu. 1 79 S’te Ecole Polytechnique kurulduğunda genç kızlığının son dönemlerini yaşayan Sophie Germain bir kadın olarak bu okula başvurma hakkına sahip değildi.

Ölümünün ardında yazılan metinde bununla ilgili olarak şöyle denilmişti: Ailesinin yalnızca cinsiyeti nedeniyle değil aynı zamanda yaşı gereği çok sıra dışı bir heves olarak gördüğü isteğinden onu ilk başta vazgeçirmeye çalışmasıyla birlikte önüne çıkan tüm engelleri aştı … Ecole Normale ve Ecole Polytechnique’in kurulmasıyla değişik profesörlerin ders notlarını elde etti. Özellikle Fourcroy’un kimya ve Lagrange’ın analiz derslerine büyük ilgi duydu. O zamanlar bu iki profesör derslerin bitiminde öğrencilerinden gözlemlerini yazılı olarak sunmalarını istedikleri son derece güzel bir uygulama yaparlardı . Matmazel kendi gözlemlerini, Ecole Polytechnique’teki bir öğrencinin adını kullanarak Lagrange’a gönderdi. Sophie Germain’in seçtiği takma ad LeBlanc’tı. Ecole Polytechnique’te kendinden bir yaş büyük ve yakın bir zamanda yaşamını yitirmiş olan Antoine-Auguste LeBlanc adında bir öğrenci vardı.

Fransa’da Devrim öncesi toplum üç sınıfa ayrılmıştı: din adamları, soylular ve halk. Lagrange onun çalışmasından etkilenmişti. Gerçek kimliğini öğrendiğinde “hayrete” düştü. Bunun sonrasında pek çok Parisli bilimci Sophie Germain’e çalışmalarında yardımcı olma teklifinde bulundu.

1797’ye gelindiğinde Sophie Germain, Laplace’ın zorlu Exposition du systeme du monde adlı kitabının basitleştirilmiş hali Astronomie des dames’ı (Kadınlar İçin Astronomi) okumayı yeterli bulmayarak eserin orijinalini okumuştu. Sophie Germain ona bir bibloymuşçasına davranan dönemin sosyal çevresinden kendini soyutlamış gibiydi. Çalışmaları ilerledikçe ilgi duyduğu alanlardaki önemli bilimcilerle yazışmaya başladı. Böylece, sayılar kuramıyla ilgilendiğinde Legendre’a yazdı ve bir süre sonra ikili düzenli olarak mektuplaşmaya başladı. Yine de yazıştığı en önemli kişi bir sonraki yaşam öykümüzün kahramanı Alman matematikçi Gauss’tu. Meslek yaşantısının bu noktasında henüz Braunschweig’da olan Gauss sayılar kuramı üzerine büyük eserini henüz tamamlamıştı. Eser, 1801’de yayımlandı. 1804’e gelindiğinde Gauss’ un Paris’te hayli saygın bir yeri vardı. Lagrange tebrik için yazdığı mektubunda “Disquisitones adlı eseriniz sizi bir anda birinci sınıf matematikçiler arasına sokarken eserin son bölümünde uzun bir zamandan beri yapılmış en güzel analitik keşfin yer aldığını düşünüyorum. İnanın ki bayım, hiç kimse başarınızı benim kadar alkışlamamaktadır, ” diyordu. Sophie Germain 1804’te takma adını kullanarak Gauss’a yazdı:

“Uzun bir zamandır Disquisitiones Arithmeticae adlı eseriniz hayranlığımın ve çalışmalarımın merkezi durumunda. Kitabın son bölümünde diğer şeylerin yanında o güzel teorem bulunuyor. Bu kitabın devamını ellerimde tutmak için gösterdiğim sabırsızlık hiçbir şeyle ölçüşemez. Duyduğuma göre bu kitap üzerinde çalışıyormuşsunuz. Kitap çıkar çıkmaz satın almak için hiçbir şeyi esirgemeyeceğim.”

Orijinal Disquisitiones metninin bir kısmı maliyeti azaltmak için basılan eserden çıkarılmış olsa da kitabın devamı hiç çıkmayacaktı. Kitaptaki bazı alıştırmalar üzerinde çalışarak bunları sonuçlandıran Sophie Germain kararlılıkla yoluna devam ederek kendi çabalarının bir eseri olan bu sonuçları değerlendirmesi için ricada bulundu:

“Bu denemelerimi, böylesine parlak bir başarıyla beslediğiniz hevesli bir bilim amatörünü tavsiyelerinizle aydınlatmaktan kaçınmayacağınızı düşünerek sizin takdirinize sunma cüretini gösteriyorum. “

Mektubuna eklediği araştırma ayrıntılarının pek çoğu günümüze ulaşamamış olsa da Gauss’un Mösyö LeBlanc’a verdiği yanıttan çabalarının, Gauss’un gözünde değersiz olmadıkları anlaşılıyor. Aldığı yanıtla cesaretlenen Sophie Germain çalışmalarından başka örnekler gönderdi: Hiç şüphesiz mektubuma uygun gördüğünüz övgü dolu cevabınız sizin müsamahakarlığınızdan kaynaklanıyor; bana çalışmalarınız hakkında bu tartışmalarımızı devam ettirme yönünde bir umut verdiniz; dünyada hiçbir şey beni bundan daha mutlu edemezdi. Aslında benim ancak becerebildiğim aciz çabalarım ile sizin haşır neşir olduğunuz dahiyane keşif yöntemleri arasında ne büyük bir fark var! Lakin size göndermiş olduğum notları büyük bir lütufla kabul etmenizden dolayı size yeni notlar gönderme konusunda çekinmiyorum. Başka bir olay üzerine determinantı sıfır olan üçlü bir formun ikili forma eşit olduğunu ispatlayacağınıza söz vermiştiniz. Bu indirgemeyi yapmanın yollarını aradım ve bu durum için ilişik formun, tıpkı determinantı sıfır kabul edildiğinde ikili formun aldığı forma benzeyecek biçimde m ile çarpılmış bir kare haline geldiğini buldum… Yine de Sophie Germain’in tüm merakına karşın Gauss onun beklediği önemli değerlendirmeleri çok ender yapıyordu. Gauss yalnızca kendi teoremlerine ilişkin işleri üzerine bir şeyler söylüyor, Sophie Germain’in kendi çalışmalarına hiçbir şekilde dahil olmuyordu. Bu muhtemelen Sophie Germain’in zihninde oluşan düşünceden daha fazla Gauss’un kendini oyalamasının bir sonucuydu. Gauss’un Sophie Germain’den daha genç olduğunu ve genç yaşta tanınmış olsa da Gauss’un hala meslek yaşamının başında bulunduğunu unutmamamız gerekir. Kendi adına Sophie Germain, Gauss’un egosunu destekleme konusunda hayli istekliydi. LeBlanc adıyla şöyle yazmıştı:

“Ne yazık ki zihnimin sınırları hevesimin zenginliği kadar değil ve bu nedenle de böylesine deha sahibi birisine eminim ki tüm okuyucularının gösterdiği bir hayranlık sunma dışında verebileceğim hiçbir şey olmadığından düşüncesizlik ederek canınızı sıktığımı zannediyorum.”

Başka bir yerde ise şu satırlarına rastlarız: “Aciz çabalarımı size yazmam için verdiğiniz izni bir lütuf olarak görüyorum. Umarım ki birinin danışabileceği bu konudaki tek aydın uzman olarak hatalarım konusunda beni uyarma iyiliğini gösterirsiniz. ” “Hevesli bir amatör” ve “dikkatli bir okuyucu” olan Sophie Germain, Gauss’tan dalkavukça övgüyle söz etmekten asla vazgeçmedi ve mektuplarına zaman geçirmeden yanıt verdi. “Tek aydın uzman” ise benzer bir zorunluluk hissetmiyordu. “Bana gönderme nezaketi gösterdiğiniz mektubunuza cevap vermeden geçen altı ay yüzünden sizden binlerce defa özür dilemem gerekir.”

Gauss’un büyük bir şevkle hemen yanıt verdiği tek bir durum vardı -Mösyö LeBlanc’ın aslında bir kadın olduğunu öğrendiği an. Bu keşif şöyle gerçekleşmişti. Napolfon’un 1806’da Jena’da kazandığı zafer Fransızlara Prusya’nın kapılarını açmıştı. Bu şartlar altında Gauss’un güvenliğinden endişe eden Sophie Germain, eski bir aile dostu Penerty adındaki yüksek rütbeli bir subaydan soruşturma yapmasını istedi. Durumu tam olarak anlayamayan Penerty astları aracılığıyla bu ricayı yerine getirdi. Penerty Gauss’a bu işi Matmazel Germain adına yaptığını söylediğinde Gauss bu ada sahip kimseyi tanımadığını belirtti ve bunun sonucunda Sophie Germain gerçek kimliğini açıklama zorunluluğu hissetti: Mösyö Penerty benim vermiş olduğum onurlu görevi size açıklarken adımı öğrenmenize neden olduğunu belirtti. Bu durumda itiraf etmem gerekir ki aslında ben size tahmin ettiğiniz kadar yabancı değilim ama kadın bilimcilere yönelik alaycı tavırdan çekindiğimden size o notları Mösyö LeBlanc adıyla gönderdim. Elbette ki bu durum bana göstermiş olduğunuz müsamahaya yakışmıyor. Gizemlerini sizin ortaya koyduğunuz yüce aritmetiğin sevdalıları arasında beni de gördüğünüz biçiminde bana vermiş olduğunuz cesaretten dolayı size duyduğum minnettarlık, savaşın neden olduğu bu sıkıntılı dönemde güvenliğinizden endişe ederek beni sizden bir haber almaya iten en önemli nedendi; ve büyük bir gönül rahatlığıyla öğrendim ki şartların elverdiği ölçüde rahatsız edilmeden evinizde kalmaya devam etmişsiniz. Yine de umut ederim ki bu olaylar sizi astronomik ve özellikle de aritmetik araştırmalarınızdan uzun süre alıkoymaz çünkü bilimin bu dallarının benim için özel bir anlamı var. Kitabınızda ortaya konan gerçekler arası bağlantılara büyük bir memnuniyetle sürekli olarak hayran oluyorum. Ne acıdır ki büyük şeyler düşünebilmek yalnızca birkaç ayrıcalıklı zihne mahsus ve bilinmesini sağladığınız gelişmelerden yola çıkarak görünüşe göre pek de zahmete girmeden sizin ortaya koyduklarınızdan hiçbiriyle karşılaşmayacağı ma eminim. Bunun üzerine Gauss’tan şu yanıt gelir: Böyle gurur okşayıcı ve değerli bir dost edinmek ne kadar güzel ve mutluluk verici. Bu savaş döneminde bana göstermiş olduğunuz yakın alaka takdire şayan. Savaşta olanların ve savaşın sonuçlarının gelecekteki yaşamım üzerinde hayli büyük bir etkisinin olacağını düşünsem de neyse ki şimdiye kadar bunlar beni pek etkilemedi. Saygıdeğer mektup arkadaşım Mösyö LeBlanc’ın böylesine şöhretli birine dönüşerek inanması güç parlak bir suret ortaya çıkarması karşısındaki şaşkınlığımı ve hayranlığımı anlatamam. Genel olarak soyut bilimlere ve hepsinden öte sayıların gizemli dünyasına duyulan hevese çok sık rastlanmıyor; bu durum çok da şaşırtıcı değil çünkü yüce bilimin tüm güzellikleriyle çekiciliği kendini yalnızca bunları anlayabilme cesareti olanlara gösteriyor.

Eğer cinsiyeti, alışkanlıklarımız ve önyargılarımız nedeniyle bu karmaşık problemlerle ilişkiye geçme konusunda bir erkeğin karşılaştığından çok daha fazla engelle karşılaşan bir kadın bu engellerin üstesinden gelir ve en derinlerde saklı olana ulaşırsa onun asil bir cesarete, sıra dışı bir yeteneğe ve olağanüstü bir dehaya sahip olduğundan şüphe yoktur. Yaşamıma büyük neşe katan bilimin bu çekici yanlarının sizin bahşettiğiniz iltifattan daha asılsız olmadığını bana daha gurur okşayıcı ve daha az belirsiz bir biçimde gösterecek başka hiçbir şey yoktur. Mektuplarınızın dolup taştığı bilimsel notlarınız bana sonsuz bir keyif verdi. Notlarınızı dikkatle inceledim ve aritmetiğin her koluna kolaylıkla dalabilmenizi ve bunu genelleyip kusursuzlaştırmanızdaki erdemi takdir ettim. Gauss, kübik ve bikuadratik kalıntılara ilişkin üç yeni teoremi ” Bu teoremleri kanıtlama zevkinden sizi mahrum etmemek için,” diyerek kanıtları olmadan Sophie Germain’e gönderdi. Bu ifade Gauss’un kişiliği hakkında bize bilgi verir. Anlaşılan kanıtlara ulaşmak Sophie Germain’in bir ayını aldı ve bunu gerçekleştirdiğinde de onaylaması için kanıtları Gauss’a gönderdi. Altı ay sonra Gauss yazışmalarına şu satırlarla son verdi: Son mektubunuz ve içindeki ilginç tebliğlerinize tüm kalbimle teşekkür ede rken bu kadar geç cevap verdiğim için binlerce kez özür dilerim. Bu ihmalkarlık büyük ölçüde durumumdaki değişikliklerden kaynaklanıyor. Çok uzun bir zaman önce bana teklif edilmiş olan Göttingen’deki astronomi profesörlüğü görevini kabul edebilmek üzere evimden taşındım. Beni bu adımı atmaya zorlayan sinir bozucu şartlardan v e burada içine düştüğüm yeni sıkıntılardan söz etmek dahi istemiyorum . Daha önce başvuruda bulunduğum enstitü umarım bu duruma müdahale ederek buna bir son verir. Şimdiye bakarsak, artık matematik çalışma ve elde ettiğim sonuçları Göttingen’deki derneğin dergilerinde yayımlama şansına sahibim. Büyük bir memnuniyetle size bu çalışmanın dayandığı önermeleri gönderiyorum. Umarım bu sizi bir nebze de olsa eğlendirir. Teoremlerimin güzel kanıtlarına ilişkin şu anda kolayca bir şeyler söyleyemediğim için beni affedin. Bu kadar kısa bir sürede bunları idrak etmiş olma erdeminizden dolayı sizi takdir ediyorum. Bu zarif kanıtların bazı başka kanıtlarla birlikte bir parçasını oluşturduğu kuramımın tamamını yakın bir zamanda yayımlamayı umut ediyorum. Çevremde mutsuzluk ve kederden başka bir şey görmediğim şu anlarda matematikle uğraşmak beni ne kadar mutlu ediyor bilemezsiniz! İnsan yalnızca bilimle uğraşırken, ailesinin yanında ya da değerli dostlarıyla yazışırken genel sıkıntılardan biraz olsun sıyrılabiliyor. Son mektubumda bahsettiğim gezegenlerin yörüngelerinin hesaplanmasına ilişkin çalışmam nihayet basılıyor. Umarım bir iki ay içinde bu iş sonuçlanır. Daha çok okuyucusunun olacağını düşünerek kitabı Latinceye çevirmekten de geri durmadım. Her zaman mutlu kal benim sevgili dostum. Kalbinin ve aklının nadide özellikleri bunu hak ediyor. Her zaman büyük bir onurla taşıyacağı m sizin bir dostunuz olma payesine yönelik kibar güvencenizi zaman zaman yenilemeye devam edin. Bu, Sophie Germain’in Gauss’tan aldığı son mektuptu. Görünüşe göre mektup alışıldık saygı ifadelerinden de öteye gidiyordu. Avrupa’da Gauss’un sayılar kuramındaki çalışmalarını bütünüyle inceleme ve anlama yeteneğine ve merakına sahip çok az sayıda insanın olduğu bir zamanda Germain bunu gerçekleştirmişti. Elbette Germain, mektup arkadaşının vereceği zihinsel desteğe Gauss’un olduğundan daha fazla bağımlıydı. Sonraki yıllarda Gauss’a bilimsel çalışmalarından örnekler göndermeye devam etti. Gauss bu çalışmaların saygıyla karşılanmasını sağlamak adına bazı girişimlerde bulundu. Burada ilginç bir açıklayıcı bilgi verelim. Academie Royale des Sciences Gauss’a bir ödül verir. Ödül genellikle madalya olarak sunulur. Gauss bunun yerine karısına vereceği bir saat ve arta kalan miktarı da nakit olarak alıp alamayacağını sorar. Akademinin daimi sekreteri olarak Fourier, Sophie Germain’e yazar ve Gauss’un kendisi için sarkaçlı bir saat seçmesini rica ettiğini belirtir. Sophie Germain Paris bilim çevrelerinde neredeyse ünlü bir sima olmuşsa da Lagrange’ın ölümünün ardından kendisine yeni bir koruyucu bulması gerekiyordu. Babacan Legendre destekleyici oldu. Fourier de dostça davranıyor ve yardımcı oluyordu. Akademisyen eşlerinin katılmalarına izin verildiği halde daha önceden bazı güçlüklerin yaşandığı akademideki halka açık toplantılara Sophie Germain’in katılmasını sağladı. Ayrıca College de France’a entree (giriş hakkı) elde etmişti. Sophie Germain enerjisinin büyük bir kısmını Fermat’nın son teoremini ispatlamaya yönelik başarısız girişimine adamış olsa da matematiğin tamamen farklı bir alanında da iz bıraktı. 1808’de Alman fizikçi Ernst Chladni Paris’e gelerek çeşitli düzenli şekil plakalarının titretildiği zaman gözlemlediği gizemli şekilleri göstermişti. Üç yıl sonra akademi, ödüllü yarışma için “Elastik yüzeylerin titremesine ilişkin matematiksel bir kuram geliştirin ve bunun ampirik kanıtlarla uyumunu gösterin, ” şeklinde bir konu seçti. Bu problem, öğrencisi Poisson’a yeteneklerini gösterebileceği bir fırsat verebileceği düşüncesiyle Laplace’ın etkisiyle seçilmişti. Ne var ki Sophie Germain problemle ilgilenmeye başlamıştı ve yarışmaya girdiğinde onun katılımının yarışmaya yapılan tek katılım olduğu görüldü. Ne yazık ki kuramının önemli bir kusuru vardı. Bunun üzerine akademi konunun bir sonraki ödüllü yarışma için tekrar seçilmesine karar verdi. Germain yüz sayfalık bir inceleme raporu sundu ve yine bu çalışma yarışmaya yapılan tek katılımdı. Probleme yaklaşımının bazı kısımları ikna edici bulunmadı ama yine de bir mansiyon ödülü kazandı. Aynı konu 18 15’teki yarışma için yeniden seçildi. Germain, inceleme raporunu baştan aşağı gözden geçirerek düzeltti ki bu çalışma yine yarışmanın tek katılımıydı ve sonunda çabalarının karşılığında Olağanüstü Altın Madalya Ödülü’nü kazandı. Bu durumda bile hakemlerin çalışmaya ilişkin bazı çekinceleri ve çekememezlikleri vardı. Bu deneyimin ardından Germain’in hevesi kırıldı. Daha sonra düzenlenen ödüllü yarışmalara, konu çok büyük katkılar yapmış olduğu ünlü sav Fermat’nın son teoremi olsa dahi katılmadı. Bu çalışmasını Gauss’a gönderdi ama bir yanıt alamadı. Ancak Gauss onu unutmuş değildi. Bilimsel j übilesini yaptığı sıralarda Universitat Göttingen’i Sophie Germain’e onursal doktora derecesi vermesi konusunda ikna etmeye çalışıyordu ama bunda başarılı olamadı. Fourier, elastisite üzerine yapmış olduğu ödüllü inceleme raporunu yayımlaması için gözden geçirmesinde Sophie Germain’e yardım etti. Bu eser 1 8 2 1 ‘de yayımlanana dek Sophie Germain’in kuramının yerine başkaları tarafından yeni kuramlar ortaya konmuştu. Yarışma üçüncü kez düzenlendiğinde hakemlerden biri olan Poisson konu üzerinde kendisinden başka kimseye gönderme yapmadığı kapsamlı bir inceleme raporu hazırlamıştı. Sophie Germain bir başka raporla kendi yaklaşımını genişletmeye çalışsa da bu çalışma da çok fazla dikkat çekmeyince giderek daha tatsızlaşan bu konudan soğudu. Bu noktada 1 820’li ve 1 830’lu yıllarda Paris’in entelektüel yaşamında yüz kızartıcı bir yere sahip kötü şöhretli birini tanımak üzere bir parça konu dışına çıkmamız gerekiyor. Tam adı Kont Libri-Carducci olan Libri, Universita de Pisa’da profesörlük yapan, sıkıcı bir tarza sahip şık ve aristokratik bir İtalyan’dı. Legendre ve Gauss’un sayılar kuramı çalışmaları üzerinde incelemeler yapmıştı ve 1 820’de bu konuya ilişkin bir inceleme raporu yayımladı. Bu çalışmanın bir kopyasını da Academie Royale des Sciences’a gönderdi. Paris’e geldiğinde Lagrange’ın memleketinden umut vaat eden genç bir matematikçi olarak sıcak bir şekilde karşılandı. Daha sonra bir sahtekar olduğu anlaşılacaktı. Ancak bu durumun farkına varılmasından önce akademi üyeliğine seçilmiş, kendisine College de France’ta bir kürsü verilmişti. Libri, aynı zamanda sarayın gözüne girdi. Kral onun arzulu bir kitap koleksiyoncusu olduğunu bildiğinden onu “kütüphaneler başmüfettişliği” ne getirdi. Bu konum onun çöküşü olacaktı çünkü denetlemekle yükümlü olduğu Fransız ulusal arşivlerinden ve kütüphanelerinden konumunu kullanarak değerli kitapları çalmaktan kendini alıkoyamıyordu. Bu durum açığa çıkınca Londra’ya taşındı ve koleksiyonundan parçalar satarak geçimini sağladı. Fransa’daki tüm görevlerinden alınarak on yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Sophie Germain Libri’yle Paris’e ilk kez geldiği 1 824’te tanışmıştı. Her ikisi de sayılar kuramına ilgi duyuyordu ama ilişkileri çok kısa sürede matematiğin ötesine geçti. Paris bilim çevrelerine tedirgin bir şekilde de olsa kenarından tutunmuş olan Germain, hevesli genç İtalyan’ın koruyucusu gibi davranmak durumundaydı. Yine de kısıtlı olarak hayata geçirilebilmesine karşın her ikisi de birbirlerinin arkadaşlığından keyif alıyordu. Libri, Sophie Germain’in ölümünün ardından yaşamına ilişkin temel bilgi kaynağımız olan anma yazısını kaleme aldı. Yaşamının son yıllarında Sophie Germain meme kanserine yakalandı. Matematik çalışmalarını artık daha önceki enerji ve kararlılığıyla yerine getiremez hale gelince daha çok genel kültüre ilişkin konulara yöneldi. 1 83 0 devrimi patlak verdiğinde elli dört yaşındaydı; yaşamının son yılında işlerini düzenlemeye koyuldu. 27 Haziran 1 8 3 1 ‘de yaşamını yitirdiğinde ardında bilim ve edebiyatın durumuna ilişkin hayli iddialı tamamlanmamış bir makale bıraktı. Kısa ilk bölüm bilimsel v e sanatsal çabalar arasındaki ilişkiyi konu edinirken Germain uzun ikinci bölümde insanın entelektüel gelişimi ve toplum yapısının geçmiş izlerini sürer ve en sonunda edebiyatın, nihayetinde de müziğin durumuna yönelik bir araştırmaya kayar. Yazdıklarının gelecek kuşaklara aktarılmak üzere hazırlanma sorumluluğu ablasının oğluna kalmıştır. Bir kız teknik okulu ile bir sokağa Sophie Germain’in adı verilmiştir ve yakın bir zamanda da son günlerini geçirdiği rue de Savoie’daki ev, tarihi öneme sahip yer olarak belirlenmiştir. Bilinen tüm portrelerinin kaynağının kendisine ait ölü yüz maskesi olduğu anlaşılıyor; burada kullanılan resim on dokuzuncu yüzyılda Astruc tarafından yapılan ve Ecole Sophie Germain’in bahçesinde bulunan büsttür. Sophie Germain 1830’da Gauss’a son kez yazmıştı. Ona gönderdiği bu son mektup bir anlamda tüm mektupların içindeki en hüzünlüsüydü. Mektup, kendisini ziyarete gelen Gauss’un bir öğrencisinden onun yüzeylerin eğriliğine ilişkin bir araştırma yayımlamakta olduğunu öğrenmesi üzerine yazılmıştı. Bu konu, farklı yöntemler kullanmış olsalar da kendisinin de sekiz-on yıl önce ilgilendiği bir konuydu. Sophie Germain, Gauss’un eğrilik üzerine çalıştığını bilmiyordu. Öğrenci ona incelemenin bir kopyasını göstermiş ve onun da Gauss’a göndereceği kendi incelemelerinin karşılığında Gauss’un çalışmasının bir kopyasını elinde tutmak istediği yönünde niyetini belirtmiş olsa da belli ki Gauss ona yanıt vermemişti. Çok daha sonra “Yüzeylerin Eğriliği Üzerine Bilimsel İnceleme” adlı çalışmasını yayımlanmak üzere Crelle’e, ]ournal für die reine und angewandte Mathematik’e (Soyut ve Uygulamalı Matematik Dergisi) gönderdi. Kendi kaleminden çıkan elimizdeki son satırlar, ölümünden iki ay önce Libri’ye yazılmıştı: Sağlığım berbat durumda. Ani bir ölüm benim için büyük bir rahatlama olacak çünkü beni bir an için bile rahat bırakmayan inanılmaz acılar çekiyorum . En azından de Lacroix’nın eserinin üçüncü cildini okuyayım dedim ama beceremedim. Sessizce bekliyorum. Ne Mösyö Legendre’ı ne de diğer dostlarımı görüyorum. Gördüklerim yalnızca senin için her zaman endişelenen Aziz Amant ve kız kardeşim . Bana durumumun ümitsiz olmadığını söylediler ama uzun dönem acı çekeceği m konusunda beni uyardılar. Mösyö Crelle’den senin ve benim birer incelememizin yer aldığı sayı geldi. Seni soruyor. Ona Cenevre’den ayrıldığını söyledim . Benim adı ma da iyi dileklerinden yararlanmamın mümkün olmadığını ve bunun da çok uzun sürmeyeceğini belirttim. Belli ki tüm matematikçilerin başının üzerinde asılı duran bir yazgı var -Cauchy’nin çalışmasıyla mutsuz uğraşın, Mösyö Fourier’nin ölümü. Son olarak şu öğrenci, tüm küstahlığına karşın büyük bir istidat gösteren Galois, Ecole Normale’den atılmayı başarmış. Hiç bahtı yokmuş, annesinin de pek az. Akademideki en iyi konuşmandan sonra sana bir örneğini verdiği rencide edici hareketlerini sergilemeye devam ediyor. Zavallı kadın, oğluna vasat bir yaşam sürecek kadarını bıraktıktan sonra evini terk etmiş ve dame de compagne (eskort kız) olmaya zorlanmış. Galois’nın delirdiğiyle ilgili söylentiler dolaşıyor ve ben de böyle olduğunu düşünüyorum. Galois hakkında ileride daha fazla şey öğreneceğiz. Bizzat Sophie Germain’le ilgili elimizdeki kısıtlı bilgi için Libri’nin kaleme aldığı anma yazısına kulak vermemiz gerekiyor: Matmazel Germain kendini yalnızca matematiğe adamamıştı; bunun dışında biri bile bir kadının tanınmasını sağlayacak farklı bilgi alanlarına hakim olmuştu. Doğa bilimlerinde hayli yetkindi. Ayrıca kendi başına Latinceyi öğrenmişti. Üstelik kendisi için de değil; çünkü ona göre diller yalnızca çalışmayı sağlayan bir araçtı, farklı pek çok çalışmayı özellikle de Newton ve Euler’in çalışmalarını anlayabilmesi için gerekliydi. Buna ek olarak, gerçek felsefi ruhun kaynağı olduğunu düşündüğü metafiziğe olan yoğun ilgisi nedeniyle makalelerinde ince felsefi yansımalara rastlanabilirdi. Üstün zekaların edebi ürünleri olarak gördüğü farklı felsefi sistemler üzerine çok az düşünürdü. İnsanlarla iletişimi eşsiz bir nitelikteydi. Konuşmasının vurucu öz ellikleri bir durumdaki temel düşünceye yorulmaksızın ulaşması ve tüm ara kademeleri atlayarak sonuçlara ulaşabilmesi; kibar ve hafif biçimiyle her zaman kesin ve hatasız bir düşüncenin üstünü örten mizah anlayışı ; aynı yasalara tabi olduğunu düşündüğü fiziksel düzen ile ahlaki düzen arasındaki benzerlikleri bağdaştıran ve çalışmalarının çeşitliliğinden kaynaklanan bir yetenek olmasıydı. Bir de buna her zaman kendinden önce başkaları nı düşünmesine neden olan tükenmez bir iyilikseverlik eklendiğinde insan onun cazibesinin ne olduğunu sezebilecektir. Tüm yaptığı işlerde kendini unutmanın ne demek olduğunu göstermişti. Kendini tamamen yadsıyarak sonuca ulaştığı ve başarının getireceği avantajları hiç düşünmediği bilimde bu durum özellikle aşikardı . Kendi düşüncelerini benimseyen diğer insanlar için bu düşüncelerin ara sıra da olsa verimli olmasından mutluluk duyardı. Tekrar tekrar bir düşünceye ilk kimin ulaştığının önemli olmadığını aksine bu düşüncenin ne kadar ileri taşınabileceğinin önemli olduğunu söylerdi. Kendi düşüncelerinin, onun tanınması -bunu küçümser ve alaycı bir biçimde başkalarının zihinlerinde bizim bulunduğumuz küçük alan olan burjuvazinin bir zaferi olarak adlandırırdı- açısından hiçbir şey getirmediği halde bilimde meyvelerini vermiş olduğunu memnuniyetle belirtirdi. Matematiksel bir doğru olarak saydığını söylediği erdemin her alanda damgasını vurduğu eylemlerinde de bu soylu karakteri sergilerdi. Bir insanın bir tür düzenin düşüncelerinden, diğer düzenlerin düşüncelerini sevmeden hoşlanabileceğinin mümkün olabileceğine inanmadığından onun akıl yürütmesine göre adalet ve erdem düşünceleri, kalp bundan hoşnut olmasa bile aklın benimsemesi gereken düzen düşünceleriydi. Matematik çalışmalarının en ileri noktasına kadar peşinden giden böylesine üstün bir kadın bildiğimiz kadarıyla gerçek bir ilerleme kaydetmiş tek kişidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s