Avlanma Ve Sınıf Gücü

Antik köle devletlerinde, avlanma ‘yönetenlerin daha fakirler üzerindeki hâkimiyetlerini ilan etmek için gittikçe artan bir fırsat’ haline geldi (Serpell). Roma Sirklerinde, İmparatorlar aslanları, filleri, ayıları ve timsahları kapsayan yakalanmış vahşi hayvanların kitlesel olarak katledilmesine katılır ve denetlerdi. Okçular sirk sahnesine yakın oturma yerlerinden hayvanların vurulmasının ayrıcalığına sahip olmak için para öderlerdi. Birbirlerini öldüren gladyatörler veya işkence edilen kâfirler de eğlencenin parçasıydılar. Avlanma, modern Britanya’daki yöneten sınıf iktidarının bir göstergesi olarak benzer bir işlevi yerine getirmişti. 18. yüzyılın büyük bir bölümüde, tilki avı ‘ağaçlık arazilerin toprak sahiplerinin (ağaları) ve çiftçilerinin rasgele ve düzensiz uğraşıydı’. 18. yüzyılın sonları, 19. yüzyılın başlarında kendi toprakları ile düzenli avların gelişimi, tilki avının büyük toprak ağaların benzer boş zaman uğraşları haline gelmesiyle gerçekleşir. Üst sınıf erkeklerinin sosyalizasyonunun bir aracı olmasının yanında, tilki avı ‘yerel toplumdaki ünlerini yeniden doğrulamıştır’ (Colley). İlginç bir şekilde av lobilerinin bu sürecin tarımsal yollarını savunma iddiası ileride zenginin çıkarına kırın arka plana atılacağı görüşü kabul edilmiştir: ‘Büyük Britanya’nın çok doğal manzarası toprak ve maddenin adamlarının boş zaman önceliklerini sürdürmekte şimdi yeniden düzenlenmiş ve yeninden planlanmıştır. Çitler yıkıldı, hendekler dolduruldu, kanallar ve köprüler inşa edildi, kiracıların gizliliği, zavallı yenmeyen tilki uğraşındaki her şey saldırıya uğradı’ (Colley). Yirminci yüzyılda avlanma aristokrat olmayan zenginin, daha geleneksel zengin çevrelerle sosyal bütünleşmesi için bir araç sağlamıştı ve bu esasen krailiyet ailesinden başlayarak aşğıya doğru zengin ve güçlülerin bir uğraşı olarak kalmıştır. Buna rağmen, şimdi avlanmayı ortadan kaldırmak yöneten sınıfın bütün olarak çıkarlarını tehdit etmeyecektir. Sermaye daha kişilikdışı olmaya başlıyor ve yapışkan bir egemen sınıfı yaratmak için avlanma tarafından sağlanan bir çeşit sosyalizasyona bağımlı değildir. Aslında ancak bireysel olarak zengin insanlara bağımlıdır – en zengin 200 aile kapitalizmin bir parça üretimine dokunmadan yok edilebilir. Yöneten sınıf iktidarının bir göstergesi olarak, avlanma yüksek teknolojiyle yayılmış savaşın modern görünümüyle karşılaştırılırsa önemsiz bir dipnottur. Bu bağlamda, avlanma şimdi ahlaki bir mesele olarak ele alınabilir ve yöneten sınıfın kesimleri tarafından bile karşı çıkılmıştır. Bunu yazarken, İngiltere’de bazı avların yasaklanmış olma ihtimali daha olası hale geliyor. Bu gibi hareketler, yöneten sınıfın ve destekçilerinin kırsaldaki kesimlerinden direnişle karşılaşacaktır. Avlanmayı savunma hareket, tilkilerinin öldürülme hakkının nasıl toprak sahiplerinin çıkarlarının (düzensizliğe ve avareliğe karşıtlık) savunmasının geniş bir gündemine bağlı olduğunu tamamen açıkça ortaya serer. Aristokratik himaye altındaki şiddetli bir küçükburjuva çiftçilerinin ani tepkisini salıverme tehlikesiyle, avlanma yanlısı Kırsal Alan Sözleşmesi yeni oluşan (iktidarı ele geçirmenin hiçbir şansı olmasa da) klasik bir faşist hareketi anımsatır, özellikle de kırsal hayatı benimseyen sağcı popülistleri…‘Kırsal alan her şeyin geleneksel olarak İngiliz olduğu bir yer olarak görülür… Beyaz, kültürlü, vatansever, heteroseksüel, aile merkezli, sığır eti yiyen, muhafazakâr (Animal dergisi).

Kaynak: Yük Hayvanları

Bir Cevap Yazın