12 Hayvanlı Türk Takvimi Hakkında Bilinmeyenler

12 Hayvanlı Türk Takvimi Hakkında Bilinmeyenler En Detaylı Bilgiler

Türklerin daha Müslüman olmadan önce, kendi öz benliklerini korurken, başka ilahlara inanmadan önce, kendi öz dinine ve onu koruyan Gök Tengriye inanırken, Araplaşmanın ve Avrupalılaşmanın pençesinde düşmeden önce kullandıkları Oniki Hayvan Takvimi, bazı Türk şubeleri arasında Ortaçağ’ın son zamanlarına kadar kullanılmıştır. 12 Hayvanlı Türk takvimi, güneş yılı esasına göre düzenlenmiş olan Türklerin kullandığı ilk takvimdir. On iki yılda bir devir yapan bu takvimde, yıllar hayvan adları ile tanımlanır. Bu takvimde kullanılan hayvan isimleri ise şunlardır: Sıçgan (sıçan), ud (öküz), bars (pars), tavışgan (tavşan), lu (ejder), yılan, yund (kısrak), kon (koyun), biçin (maymun), takıgu (tavuk), İt (köpek), tonguz (domuz). Hangi tarihten beri kullanıldığı bilinmemekle beraber bu takvimi Göktürklerin ve Uygurların kullandığı bilinmektedir.

12 Hayvanlı Türk takvimindeki bazı yıllar bahtlı bazıları da zor yıllar olarak nitelendirilir. Halk arasında bunlarla ilgili rivayet, efsane ve atasözleri de türemiştir. Mesela; “Güvenme zenginliğine, biçin vardır önünde!” anlamına gelince; zenginliğine güvenme çünkü önünde maymun yılı vardır. Soğuk ve kuraklık yüzünden birçok malın yok olur gider. Eski düşünceye göre, maymun yılı soğuk ve kuraklık içinde geçermiş. Maymun, tavşan, tavuk, yılan, koyun, sığır yılları zor yıllar sayılır. Tavşanın, tavuğun, atın ayakları (tavuğun gagası da) serttir, bu sebeple bu yılların ortaları sıcak olsa da başı ve sonu soğuk olurmuş. Yılan kışın bir şey bulamayınca kum yalayarak yaşamaya çalışırmış. Bu da kuraklığın belirtisi sayılırmış. Kazak göçerleri bu zor yıllara “jut” (yokluk, zorluk) yılları derler. Diğer yıllara da bahtlı anlamında “qut” yılları derler. Mesela; “İt yılı ek, domuz yılı biç.” şeklindeki atasözü bu yıllarda bolluk olduğunu göstermektedir.

Kaşgarlı Mahmut’un anlattığına göre Türk hakanlarından birisi, birkaç sene önce yapılmış bir savaşı öğrenmek istemiş, ama o savaşın yapıldığı yıl konusunda bir anlaşma sağlanamamış. Bunun üzerine hakan, ileri gelenlerle bir kurultay düzenleyerek, “biz bu tarihte nasıl yanıldıysak, bizden sonra gelecek olanlar da yanılacaktır; öyleyse şimdi göğün on iki burcu ve on iki ay sayısınca her yıla bir ad koyalım ve yaptıklarımızı bu yılların geçmesiyle anlayalım; bu, aramızda unutulmaz bir anı olarak kalsın.” deyince, ulus bu öneriyi hemen onaylamış. Bundan sonra hakan ava çıkmış ve beraberinde bulunan askerlerine yaban hayvanlarını nehre doğru sürmelerini emretmiş. Askerler, hayvanları sıkıştırarak bu nehre doğru sürmüş. Hayvanlardan bazılarını avlamışlar, bazıları ise nehre atılıp karşı yakaya yüzmüş. karaya ilk defa sıçan çıktığı için, birinci yıla sıçan yılı demişler; sıçandan sonra, sırasıyla sığır, pars, tavşan, timsah, yılan, at, koyun, maymun, tavuk, köpek ve domuz karaya ulaşmışlar ve bu nedenle sonraki yıllara bunların adı verilmiş. Daha sonra, bu yılların her birinde bir hikmetin olduğu düşünülerek fal tutulmuş ve kehânete baş vurulmuş. Divanü Lügati’t-Türk’te, “Türkler bu yılların her birinde bir hikmet olduğunu sanarak o yılla ilgili fal açıp onu uğur sayarlar.” denilmiştir. Örneğin, “Ud (Öküz) yılına girildiğinde savaş çoğalırmış. Çünkü öküzler birbirleriyle vuruşur, toslaşırlarmış. Tavuk yılında yiyecek çok olur, ancak insanlar arasında karışıklık çıkarmış. Çünkü tavuğun yemi tanedir. Tavuk, taneyi bulabilmek için çöp ve kırıntıların içini karıştırır. Timsah yılı girdiğinde yağmur çok yağar, bolluk olurmuş. Çünkü timsah suda yaşar. Domuz yılı girince kar ve soğuk olur, kargaşa çıkarmış” (Atalay 1992: 347).

Kaşgarlı Mahmut, kendi eserini yazdığı zamanı örnek alarak şöyle demektedir: ‘‘Biz, şu kitabı yazdığımızda dört yüz altı senesinin Muharrem ayı idi; yılan yılı girmişti. Bu yıl geçip de 467 yılı olunca at yılı girecektir’’ (Atalay 1992: 346).

Başkurtlarda On İki Hayvanlı Takvim

Başkurtlar arasında on iki hayvanlı takvimle ilgili bir rivayet bulunmaktadır. Bu rivayete göre bir zamanlar on iki tane hayvan bir araya toplanarak yıl hesabını takvimlendirmek istemişler ve her yıla bir hayvanın ismini koymaya karar vermişler. Böylece, “müsel” denilen on iki hayvan isminden oluşan takvim ortaya çıkmıştır. Ancak her hayvan bu takvimin başında kendi isminin olmasını isteyince, “Kim güneşin doğuşunu ilk görürse, onun adı birinci sırada olacak” denmiş. Tanın ağarmasını beklemeye başlamışlar. Sığır, kendisinin diğer hayvanlara göre daha uzun boylu olduğunu bildiğinden takvimin başında kendisinin olacağını düşünmüş. Ancak, sıçan gizlice onun boynuzuna çıkınca güneşin doğuşunu ilk olarak o görmüş. Bundan dolayı takvimin ilk yılına onun ismi verilmiştir (Süleymenov vd. 1995: 174-175). Yılların hangi hayvan yılı olacağı ve o yılda nelerin gerçekleşeceğine dair yorumlar da yapılmıştır. Örneğin; “1912 yılına Sıçan Yılı denk gelirse o yıl kutsal olacaktır. Daha sakin ve bol yağmurlu olacaktır. Bu yılda doğan çocuk zeki olacaktır” yorumu Sterlitamak Devlet Pedagoji Enstitüsü Başkurt Dili ve Edebiyatı Bölümü arşivindeki tahminen XIX. yüzyıl sonlarında istinsah edilmiş bir elyazma belgede göze çarpmaktadır.

Türklerde Yılbaşı

Başkurtlar arasında kullanılan Türk takviminin bir çeşidi 1935 yılında Başkurdistan’ın Gafuri ilçesi İbrahim köyünde Abdulla Sadıkov tarafından Arap harfleri ile yazılan bir el yazmadan istinsah edilmiştir (Sadıkov 1935). Bu yazının baş kısmında yılbaşının mart ayında olduğu bildirilmiştir. Türklerde yılbaşının mart ayında olduğunu buradan da anlıyoruz. Bilindiği gibi, 21 Mart On İki Hayvanlı Türk Takviminden hariç Selçuklu Hükümdarı Sultan Melikşah’a (1055-1092) izafeten yapılan ve Celâliye (Tarih-i Celâli, Tarih-i Melik’i) ismindeki takvimde de yılbaşı olarak geçmektedir (Yazıcı Ersoy 2007: 260). Saha araştırmalarının bilgilerine göre çok eskiden başlayıp XX. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam eden, hatta günümüzde de bazı bölgelerde devam etmekte olan bayram kutlamaları mevcuttur ve bu kutlamalar mart ayında, hayvanların kellesinden yapılan yemekler yenilerek yapılmaktadır. Sonbaharda kesilen hayvanların kelleleri bu bayramda kullanılmak üzere saklanmıştır. Yani kelle, yılbaşı kutlamalarının bir yemeği olmuştur (Salihov 1992, Salihova 1992). Diğer taraftan ise, halk edebiyatını inceleyen bilim adamlarının verdiği bilgilerine göre, Nevruz’da dövülmüş buğdaydan yapılmış bir yemek de hazırlanmaktadır (Süleymenov, Soltangereyeva 1995: 191). Prof. Dr. Tuncer Baykara tarafından Kazakistan ve Altaylarda yaşayan Kazakların Türk takvimlerindeki ay adlarının az kullanılmasından dolayı biraz kaymış olduğu belirlenmiştir (Baykara 2001: 39). Diğer taraftan Kazakistan Kazaklarında günümüzde kullanılan takvime göre yılın son ayının Celtoksan olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Başkurtçada eski takvimin son ayının ismi Yıltukhan’dır. Dedelerimizin anlattığına göre Yıltukhan ayı, Mart ayı (yılbaşı bayramı) dönemine gelmektedir. Yine, Kazak folklor araştırmacısı Aksar Turganbayev’in verdiği bilgiye göre Kazaklarda önce Celtoksan, sonra Ortatoksan ve arkasından Ayaktoksan ayı gelmekteydi. Ay isimlerindeki bu karışıklık nedeniyle Prof. Dr. Tuncer Baykara’nın dediği gibi Türk takvimi konusu yeniden ele alınmalıdır.

On İki Hayvanlı Türk Takvimi Yılların özellikleri

I – Sıçan Yılı : Karışıklık, kargaşılık ve kan dökme çok olur; Hırsızlar, yol kesiciler çoğalır, halk yerdeki böceklerden zarar görür; bazı yerlerde rahatlık ve huzur olur; valilere ve divan ehline noksanlık ve ziyan yüz gösterir. Bu yılda yağmur orta halli olur. Bu yıl doğanlar hareketli, konuşmalarıyla ilgileri üzerine çeken ve sezgileri güçlü insanlardır. Uykuyu oldukça çok severler. Kendilerinden büyük işlere girişerek güçlerini sınamayı severler. Ancak kötü işlerden kaçmaya özen gösterirler. Onlardan iyi dost olur. Gece doğanlar gündüz doğanlara göre daha çeviktirler. Gündüz doğanlar ise pasaklı ve pısırıktırlar.

II – Sığır Yılı : Sığırlar döğüşgen olmasından bu yıl harp çoğalır. Dert ve baş ağrıları çoğalır, kış soğuk geçer, mevsim kendi tabiatına az uyar, havalar değişik olur, soğuktan meyvelere afet erişir, etrafı alemde fitne ve karışıklık çok olur, insanlarda, bey ve sultanlarda keder çoğalır. Bu yılda doğan erkekler kadınlara karşı naziktirler. Kızlar ise hanımlık tabiatına daha fazla sahiptir. Hasta olsalar bile uzun yaşarlar. Bu yılda doğanların bazıları kalabalıktan hoşlanmazlar. Mecburen kalabalık ortamda kaldıklarında ise saygı ve hürmete dikkat ederler. Akıllı ve bilinçlidirler. Sığır ağır bir hayvan olduğu için bu yılda doğanlar da ağırbaşlı, yaşadıklarından ders çıkaran insanlardır.

III – Pars Yılı : Hükümdarlar birbirine şüpheli nazarla bakarlar ve makam kavgasına girişirler; ahid bozuculuk ederler. Yemiş az olur. Hayvanlara afet az gelir. Kış kısa ve soğuk olur; göze ve ırmakların suyu çok olur. Bu yıl doğanlarda sıcakkanlılık, çekinmeme, güç, gayret gibi özellikler ön plana çıkmaktadır. Askerlik tabiatına uygun kişilerdir. Sertlikleri ve hükmedici tavırlarıyla bilinirler. Bazıları kavgacıdır. Bu yıl doğan kadınlar erkeklerin isteklerini genellikle inatlaşarak veya nazlanarak yaparlar. Hatta çoğu zaman yerine getirmezler. Yaptıklarını çevreden saklamaya gerek görmezler. Çoğu zaman seçimlerinden pişmanlık duyarlar.

IV – Tavşan Yılı : Nimet ve feragat çok olur; bazı yerlerde hastalık, ölüm, bilhassa kadın ve çocuklarda çok olur. Hükümdarlar adalet ve insafa meylederler, eğer zulüm vaki olursa adalet sebebi ile olur. Yağmur, çeşme ve ırmak suları bol olur. Meyve her nimet çok olur. Bu yılda doğanlar sezgileri güçlü, merhametli, kavgadan uzak duran insanlardır. Tavşan tabiatı gereği korkaktır ve korkacağı durumlar yaşandığında kaçar. Bu yılda doğanlar da bu özellikleri taşırlar. Dışarıdan bakıldığında niyetleri çabuk anlaşılır. Büyük işlerden uzak dururlar. Genellikle orta düzey bir hayat yaşarlar. İçlerinden ne zengin ne fakir ya da ne çok iyi ne de çok kötü insanlar çıkar.

V – Luu (Balık, Ejder, Timsah da denilebilir) : Timsahın suda yaşaması dolayısıyla bu yıl çok yağmur yağar ve bolluk olur. Savaş ve kan dökücülük çok olur. Mahsul bol olur. Herhangi bir konuda yapılacak değişiklikler konusunda karşımıza balık yılı insanları çıkar. Bu yılda doğanların malı mülkü çok olur. Kendilerine hüküm vermeyi çok severler ancak başkalarının işine karışmazlar.

VI – Yılan Yılı : Bu yıl meyve çok az olur, yıl kurak kış soğuk ve uzun olur. Yılan, sıçan ve karınca bazı yerlerde çoğalır. Hükümdarlar, beyler arasında düşmanlık olur. Halk arasında hile artar, türlü hastalıklar meydana çıkar. Bazı yerlerde veba olur. Bu yılda doğanlardan çevresindekiler korkarlar. Bu nedenle hürmet gösterirler. Dik kafalı, merhametsiz ve soğuk olmalarıyla bilinirler. Bazı kötü sayılan işleri yapmayı severler. Hatta suç sayılan işleri yapmaktan zevk alırlar. Zorluklardan kolayca kurtulurlar. Boylu poslu, güzel ve heybetli olurlar. Bu yılda doğan erkekler bahtlıdır. Ancak kadınlar zorluklarla dolu bir hayat yaşarlar.

VII – At Yılı : Bu yıl karışıklık, fitne ile gelir, cenk ve savaş zuhur eder. Yaz hoş, hububat çok olur; dört ayaklılara hastalık ve helak erişir. Kış gayet yumuşak ve uzun olur; meyvelere afet erişir. Bu yıl doğanlar güçlü ve hareketli insanlardır. Yaşıtlarına göre işlerini hızlı ve güzel yapmalarıyla bilinirler. Hayatları hep hareket ve çalışmayla doludur. Bu nedenle hayat eşleriyle daha kolay iletişim kurar ve anlaşırlar. Pahalı ve kıymetli giysileri hiç acımadan alırlar. Gündüz doğanlar aceleci, gece doğanlar ise zevkine ve rahatına düşkün insanlardır.

VIII – Koyun Yılı : Bu yılda nimetler bollaşır; insanlar iyilik ve hayra yönelirler; yağmur çok yağar, gerçi fitne ve karışıklık çıkarsa da çabukça sükun bulur ve asayiş yerine gelir. Bu yılda doğanların yaşadıkları en güçlü duygu sevgidir. Yakınlarına her zaman saygı, sevgi ve dürüstlükle yaklaşırlar. Kendi fikir ve bakış açılarına göre yaşarlar. Yalnızlığı sevmezler. Kendilerini övmeyi, üst makamlarda olmayı severler. Bir konuda tam karar vermeden adım atmazlar. Yaşlandıklarında soğukkanlı bireyler olurlar.

IX – Maymun Yılı : Çok muharebe ve mücadele olur, reaya ve göçebelerin malı çok olur; büyükler ve eşraf birbirleriyle mevki kavgasına düşerler. Hırsızlar ve fitneciler galebe ederler ve halka mazarrat yaparlar; bu yılda, meyvelere afet erişir. At, deve gibi büyük hayvanlarda çok telefat olur. Bu yılda doğanlar eğlencelerini kendileri yaratır ve sadece kendi eğlencelerinden zevk alırlar. Bu yılda doğan erkekler ileri görüşlü, sokulgan, biraz kurnaz, hemen öfkelenen, güçlü kişilerdir. Kadınlar ise çeviktirler.

X – Tavuk Yılı : Hastalık çok olur, bazı yerlerde zelzele tahribat yapar, alış veriş kesilir, eşya pahalanır, bazı, yerlerde büyük harpler olur. Hububat az olur. Hayvanat çoğalır. Bu yılda doğanlar karşı cinse ustaca tuzaklar kurarlar. Ancak bunu becerilerini göstermek için yaparlar. Cimri, güçlü, gayretli insanlardır. Kötülükten sakınabilirler. Edep, ahlak, kanun ve kurallar hoşlandıkları terimlerdir. Erkekleri gururlu olsalar da saygı ve hürmette kusur etmezler.

XI – İt Yılı : Fitne, karışıklık ve kan dökücülük, at ve katır ölümü olur, hayvanların kıymeti artar; hırsızlar ve yol kesiciler çoğalır, kış gayet soğuk geçer, çok hastalık olur. Bu yılda doğanlar güçlü, akıllı, hafızası kuvvetli, ihtiyatlı, sezgileri güçlü insanlardır. Kendilerine ve çevrelerine tenkitçi gözle yaklaşırlar. Kendilerinden emindirler. Dostları için ellerinden geleni yaparlar. Gece doğanlar, çevresinde olup bitene çok dikkat ederler. Nerede olurlarsa olsunlar kötülüğe izin vermezler. Gündüz doğanlar ise biraz pasaklı ve oburdurlar.

XII – Domuz Yılı : Hükümdarlar arasında mühalefet olur; reaya üzerine emir ve nehiyleri geçer. Tehlikeli hastalıklar çoğalır. Hırsız ve yol kesiciler artar. Meyveler bollaşır. Bu yılda doğanlar övünmeyi, rahatı, sessizliği ve temizliği severler. Kötü işlerden korkarlar. Bu tarz işlere karıştıklarında engellemeye, önünü kesmeye çalışırlar. Çok gösterişli olmasa da lezzetli ve güzel yemekleri severler. Kadınları edeplidir.

12 Hayvanlı Türk takviminin kısaca özelliklerini sıralayalım:

– Türkler tarafından ortaya çıkarıldığı düşünülmektedir.
– Her yıla bir hayvan ismi verilir, toplamda 12 hayvan vardır.
– Bir yıl dört mevsimden, on iki aydan oluşmaktadır.
– Yılın bazı ayları 29, bazı ayları 30 gündür.
– Yılbaşı, Nevruz bayramının kutlandığı 21 Mart gününe denk gelmektedir.
– Bir gün 12 gündüz ve 12 gece olmak üzere 24 saattir.
– Güneş yılını esas alan bir takvimdir.
– 12 yılda bir başa, yani fare yılına, dönmektedir.
– Derin bir astronomi bilgisine ve gözlemlerine dayanmaktadır.
– Göktürklerden binlerce yıl önce de Türk devletleri tarafından kullanılmıştır.
– Türk kültüründen ve mitolojisinden izler taşımaktadır.
– İslamiyet’in kabulünden sonra unutulmaya başlanmıştır.
– Anadolu’da hâlâ izleri görülmektedir.
– Her yılın karakteristik özellikleri vardır.
– Şamanların fal ve büyü işlerinde de kullanılmıştır.
– Kişinin doğduğu yılın, onun bahtını etkilediğine inanılır.
– Bugün hâlâ Orta Asya’da bazı Türk toplulukları tarafından kullanılmaktadır.
– Türk ve yabancı birçok Türkolog tarafından üzerinde incelemeler yapılmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s